RAMAZANNÂME 2

“Gönderdi Hüdâ çün bize mihmân Ramazân’ı
Hoş tutmağa niyyet idelim biz dahi anı”
Zâtî

Ve şehre Ramazân-ı Şerîf gelir. İlk sahur ilk iftar hakkını verilerek icrâ edilir. Yeni bir gün başlar Şehr-i  Ramazân’la gönüllerde ve dahi hânelerde…

Az önce dinlediğim bir videoda bir âlim zâtın sözlerini olduğu gibi aktarmak geldi şu anda içimden. Şöyle ki:

Oruç üç türlü tutulur: 1. İnsan yemez, içmez ve cinsî münasebetten kendisini beri tutar. Tâ ki güneşin fecir zamanından güneşin batmasına kadar. Diğer âzalarını korumaz. Bu adam sadece farzı yerine getirmiş olur. Birincisinin orucu âvâm orucudur. 2. Yeme içme, cinsî münasebeti terk etmek ve aynı zamanda yedi âzaya oruç tutturmak:  gözü ile harama bakmamak, kulağı ile kötü kelâm gıybet dinlememek, lisânı ile küfür, şet yapmamak, kimsenin kalbini kırmamak, hatta birisinden dâhi görse karşılık vermemek “Ben oruçluyum kardeşim”  deyip oradan gitmek, ayaklarıyla kötü yere gitmemek, elleriyle kötü tutmamak, kötü bir şey yazmamak, burnuyla kötü şey koklamamaktır ki, bu da havas orucudur. 3. Havas’ü-l havas orucudur. Bunda da yeme içmeden kendini alıkoyup, yedi âzaya da oruç tutturduktan sonra kalbine Allah ve Resulullah muhabbetinden başka bir muhabbet sokmayacaktır ki bu en makbul oruçlardandır.

Bugünkü niyetim ihtisas alanım olması hasebiyle edebiyatımızda Ramazan ile ilgili üç beş kelâm konuşmak idi. Ama gönle düşen yukarıdaki sözleri de paylaşmak istedim.

Türk edebiyatı Ramazân-ı Şerîf ile ilgili geniş bir birikime sahiptir. Hem Klasik hem Modern edebiyat şair ve yazarları Ramazân-ı Şerîf ile ilgili onlarca eser kaleme almıştır. Elbette bunların hepsini burada sıralamayacağız. Ama belki birkaç örnek vermek yazıyı da zenginleştirecektir.

Ramazanla birlikte hem sosyal hayatta bir hareketlilik ve değişme hem de kültür, edebiyat ve sanat dünyasında bir değişme ve tazelenme olmaktadır. Ve dolayısıyla da bir Ramazan folkloru ve Ramazan edebiyatı ortaya çıkmaktadır. Ramazân-ı Şerîf, divan edebiyatında ramazâniyye ve bayramiyye gibi şiir türleri yanında kaside ve gazellerde de yerini bulmuştur. Divan edebiyatı şairleri Ramazaniye yazma konusunda adeta birbirleriyle yarışmışlardır. Bunu elbette hem sevap kazanmak hem de kudretlu ve devletlu padişahın iltifatına nail olmak gayesi ile yapmışlardır.  Ne diyelim iyi ki de yapmışlar. Bu dönemin en önemli Ramazaniyye yazan şairleri arasında Süleyman Nahifî, Fuzulî, Şeyh Galip, Nedim, Bağdatlı Rûhî sayılabilir.

Dinî-tasavvufî Türk edebiyatında ise Ramazân-ı Şerîf’in yansımaları daha çok didaktik örneklerle ortaya konmuştur. Batı tesiri altında gelişen yeni Türk edebiyatında da Ramazân-ı Şerîf’e dair şiir, fıkra, hâtıra, deneme, mektup türlerinde zengin bir edebî birikim bulunmaktadır.

Ramazana ait edebî örnekler bazen müstakil eserlerde, bazen da farklı konularda yazılmış kitaplarda ayrı başlıklar altında yer almıştır.

İftar ve sahur sofralarından ziyaret edilecek camilere ve çeşitli Ramazan âdetlerine kadar geniş bir alanı içine alan Ramazan destan ve mânileri de edebiyata ayrı bir renk katmıştır.

Gazete ve dergilerde eskiden beri Ramazan sayfaları hazırlanmış, bu gelenek daha sonra yaygınlaşan radyo ve televizyon yayınlarıyla da sürdürülmeye devam etmiştir.

Yeni Türk edebiyatında da Ramazan’la ilgili birçok şiir yazılmıştır. Mehmed Âkif Ersoy’un: “Yâ Rab, şu muazzam Ramazan hürmetine / Kaldır aradan vahdete hâil ne ise” beytiyle başlayan şiiri; Tevfik Fikret’in “Ramazan”, yine Mehmed Âkif’in “Bayram”, Yahya Kemal Beyatlı’nın “Atik Valde’den İnen Sokakta” isimli şiirleri, Sezai Karakoç’un Ramazan ve oruç ile ilgili düşüncelerini anlattığı “Samanyolunda Ziyâfet” adlı eseri ve yine yakın dönemin kıymetli hanım yazarlarından Samiha Ayverdi’nin “İbrahim Efendi Konağı” ve tabi ki Ahmet Rasim ve eseri “Ramazan Sohbetleri” de Ramazan’la ilgili tanınmış örnekler arasındadır. Elbette bu zengin kültür ve edebiyatın eserlerinin hepsi bu kadar değildir. Bizimki deryadan bir katre sunmaktır, vakti müsait olanların belki de göz atabileceği nitelikte…

Menekşe Özkaya Tutum

Menekşe Özkaya Tutum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir