Sır Derya’nın bereketli suları, yüzyıllardır akmaya devam ederken, ilmini arı duru haliyle bize veriyor. Dede Korkut Hikâyeleri’nin doğduğu kaynak, Anadolu’ya selâm ediyor. Hikâyeler, doğru söyleyenin bir ayağı üzengide gerek deyimiyle, Anadolu topraklarının maneviyatıyla bir araya geliyor. Türk halklarının edebiyatı ve gelenekleri, Dede Korkut’un dilinden yeniden hayat buluyor. Türk kültürü, örf ve adetler, İslamiyet’in etkileri, aile, evlat sevgisi, büyüklere duyulan saygı, erdemli ve ahlaklı bireyler üzerine düşünmemize olanak veriyor. Fuat Köprülü’nün, Dede Korkut Hikâyelerini terazinin bir kefesine, Türk edebiyatının diğer ürünlerini öteki kefesine koyduğumuzda Dede Korkut Hikâyeleri’nin ağır basacağı ifadesi durup bir daha düşünmemize sebep oluyor.
Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları tarafından edebiyat dünyasına hediye edilen, Dede Korkut Hikâyeleri’ni okurken Korkut Ata’yı tanımayı diliyoruz. Kimdir Korkut Ata? “Allah Allah demeyince işler düzelmez” sözüyle imanımızı artırıyor. Oğuz boylarının zorluklarına göğüs geriyor. Her ne iş olsa Korkut Ata’ya danışılıyor, her ne söylese kabul ediliyor, sözü tutulup yerine getiriliyor. Oba kültürü, dirlik, birlik ve beraberlik, bey ve beylik, sınırları bilmek ve korumak, yiğitlik ve yay ile iz bulmak onun dilinden hikmetle geliyor. Zamanında obaya düzen verdiği gibi, bugün de belleğimize düzen veriyor. Gönülden gelen sözü iz bırakırken, özümsemek ve lezzet almak bize kalıyor.
Kitaptan bir bölümü paylaşarak, bütünü anlamayı diliyoruz: “Dede Korkut gene söylemiş, görelim Han’ım ne söylemiş; Ağzımı açıp övecek olsam üstümüzde Tanrı güzel. Tanrı dostu din ulusu Muhammed güzel. Muhammed’in sağ yanında namaz kılan Ebu Bekir Sıddık güzel. En son otuzuncu cüzün başı olan Amme cüz’ü güzel. Hecesiyle düz okunsa Yâ Sîn güzel. Kılıç çaldı, dil açtı erlerin şahı Ali güzel. Ali’nin oğulları, peygamber torunları, Kerbelâ ovasında Yezidîler elinde şehit oldu, Hasan ile Hüseyin iki kardeş güzel. Yazılıp düzülüp gökten indi, Tanrı’nın ilmi Kur’an güzel. O Kur’an’ı yazdı, düzdü; bilginler öğreninceye kadar bekledi, düzenledi bilginlerin başı Osman Affan oğlu güzel. Alçak yerde yapılan Tanrı evi Mekke güzel. O Mekke’ye sağ varıp esen gelen imanı bütün hacı güzel. Mahşer gününde cuma güzel. Cuma günü okunan hutbe güzel. Kulak verip dinleyince ümmet güzel. Minarede ezan okuyan müezzin güzel. Dizini bastırıp oturunca helali güzel. Şakağından ağarınca baba güzel. Ak sütünü doya doya emziren ana güzel. Yanaşıp yola götüren kara deve güzel. Sevgili kardeş güzel. Yan tarafta ev yanında dikilen gelin odası güzel, uzunca çadır ipi güzel. Oğul güzel. Hiçbir şeye benzemeyen alemleri yaratan Tanrı güzel. O övdüğüm yüce Tanrı, dost olarak yardım etsin Han’ım hey!”
Dede Korkut dilinden ozan aktarmaya devam ediyor. Kadınlara değiniyor. Kanaat eden kadınların Hz. Ayşe ve Hz. Fatma soyundan geldiğini anlatırken, açgözlülük eden kadınlardan Allah korusun Han’ım hey diyerek dua ediyor. Kitap on iki hikâyeden meydana geliyor. Tepegöz yol kesip can alırken kanımız çekiliyor. Yiğit kafirlerden, canavarlardan korurken kanımız yeniden deveran etmeye başlıyor. Dede Korkut Hikâyeleri derken unuttuğumuz ozan geleneğini hatırlıyoruz. Kubbealtı Lugatı, ozan kelimesini saz şâirliği, âşıklık olarak tanımlıyor. Ozanlar, hikâyeleri anlatırken yediden yetmişe hitap ediyor. Böyle hikâyeler çocuk yaştan itibaren dinleye dinleye bellekte yer buluyor. Günümüzde okuyarak, konu üzerine konuşarak kültür yeniden doğuyor. Sözlü Tarih önem kazanıyor. Ender Doğan, aileden aldığı müzik kulağı ile ozanların izini yıllar yılı takip ediyor. Tüm yurdu gezip ozan geleneğinin halkalarını arıyor, soruyor, buluyor, hemhal oluyor. Muhabbetle geleneği devam ettiriyor. Aldığı sosyoloji ve müzik eğitiminin meyvelerini böyle veriyor. Zahmeti çekip rahmeti bize veriyor.
“Devletsizliğin kötülüğünden Allah saklasın Han’ım hey!”
Ekonomik imkânlar ilerlemeye devam ederken, görgü nedense ardımızda kalıyor. Geçmişte yaşamak değil, arzumuz bugünde bulmak bilgeliği. Dedelerimiz, nenelerimiz sözlü kültürü biliyor, bize aktarıyordu. Peki, halka nerede kırıldı? Yıllar gelip giderken bilmenin, bulmanın, olabilmenin değerini anlıyoruz. Belki, Dede Korkut Hikâyeleri’ni yeniden yorumlayabiliriz. Özü koruyarak, uygun olarak topluma kazandırabiliriz. Yapay zeka sistemleri yüklediğimiz veriyi bize geri sunuyor. Lakin, yapay zeka “bilmiyorum” yanıtı vermiyor. Kullanıcılar kolaylığa alışıyor, düşünme yetilerini gereği gibi kullanmıyor. Kurulan sistem bilgiyi üretmiyor, tek taraflı olarak tüketiyor. Tabii, soğutma sistemi için göze alınan su kaybı başlı başına bir tartışma konusu. Haberlere göre veri merkezleri ortalama yirmi sorgu için yarım litre su harcıyor. Gelecekte yeni bir su krizi bekliyor gibi görünüyor. İsmail Hakkı Aydın da yapay zeka ile ilgili uyarılarda bulunuyor. Varlıklı olmak bilgiyi üretmek için yetmiyor, varlıklı olmak için bilgiyi üretmek de topluma hizmet etmiyor. Dedem Korkut ve bilgeliği, ailede, okulda, kütüphanede, dernek ve vakıf toplantılarında, kültür merkezlerinde yeniden bulmak mümkün mü? Vatikan ve Dresden’de yer alan nüshaların ülkemizin kültürüne kazandırmak mümkün mü? diye soruyoruz.
“Allah’ım kötülük getirmesin devletimiz devamlı olsun Han’ım ey!”
Dede Korkut’u dinlerken, bize ne oluyor? Kalbimiz ve beynimiz, aynı mizanda, dengeyi buluyor. Aynı noktada bir araya geliyor.
“Dua edeyim Han’ım: Ölüm vakti geldiğinde arı imandan ayırmasın. Ak sakallı babanın yeri cennet olsun. Ak saçlı ananın yeri cennet olsun. Kadir Tanrı seni namerde muhtaç etmesin. Ak alnına beş kelime dua kıldık, kabul olsun. Âmin âmin diyenler Tanrı’nın yüzünü görsün. Derlesin toplansın, günahınızı Muhammed Mustafa bağışlasın. Han’ım hey!”
- DEDE KORKUT BUGÜN BİZE NE DİYOR? - 08.07.2026
- KÜLLERİNDEN DOĞMAK - 02.06.2026
- ALP EREN YOLU - 12.05.2026
- GÜVENLİ LİMAN - 04.04.2026
- AYNI YÖNE BAKMAK - 03.03.2026
- BİR HARİTANIN ARDINDA… - 09.02.2026
- HAYAT AĞACI - 06.01.2026
- BU GÜZEL YURDU KORUMAK HERKESİN YARARINADIR. - 13.12.2025
- “ANADOLU TOPRAKLARINDA VE TÜRKÜLERDE SAKLI ÖZÜMÜZ” - 23.02.2024
- “AŞK BİZE, HAYATIN İÇ YÜZÜNÜ GÖSTERİYOR” - 16.02.2024
- “İLMİN VE SANATIN ZEKÂTI, ONU KARŞILIKSIZ VERMEKTİR” - 04.02.2024
