GAZETECİ, TİYATROCU, YAZAR VE SENARİST ÜSTÜN İNANÇ İLE AİLESİ, TİYATROCULUĞU VE TÜRK TİYATROSU ÜZERİNE…

Efendim, öncelikle bizi kırmayarak davetimize icabet ettiğiniz için teşekkür ederiz. 

Üstün İnanç: Rica ederim, bir görev olarak telakki ederim. 

İzninizle vakti verimli kullanmak adına hemen sorulara geçmek istiyorum. 

Üİ: Tabi, buyurun. 

Efendim, malumunuz çocuğun yetişmesinde anne- babadan birinin rolü daha ağır basar. Sizin yetişmenizde rolü daha baskın olan anneniz mi, babanız mıydı?  

Üİ: Babam Dağıstan, Karabağlı soyundan geliyor. Doğuma büyüme İstanbullu, kadırgalı; annem yedi sekiz göbek İstanbullu, Eyüplü. Bunlar birbirlerini seviyorlar, evleniyorlar. 

Evinizde ilmi sohbetler olur muydu? 

Üİ: Babam okumuş yazmış insandı. Perşembe günleri odasına kapanıp Kur’an-ı Kerim’i sesli olarak tilavet ederdi. 

Babanız kişilik olarak nasıl biriydi? 

Üİ: Babam moderndi ama çok imanlıydı, Müslümandı. 

Çocukluğunuzdaki imkânlardan bahseder misiniz, nasıl bir çocukluğunuz oldu? 

Üİ: İlkokulu İzmir Kiraz ilçesinde okudum. İmkânlar kıt, çok kıttı. Yokluk içinde geçti. Memurların kazançlarının en kıt olduğu devreye rastlar benim çocukluğum. Siz çocuk halinizde bunları gördünüz? Açık açık söylerlerdi. Anne-babanız? Evet, diğer çocuklar daha bakımlıydı. 

Bu imkânlar dâhilinde hangi oyunları oynardınız? 

Üİ: Şimdi hatırlayamadım, ha… saklambaç oynardık 

Bu arada İzmir-İstanbul arasında gidip geliyorsunuz. 

Üİ: Çok fazla değil, yazları İstanbul’a anneanneme giderdik. Bir iki ay kalıp dönerdik geri. Bu iki şehir arasında çok fark var mıydı? Vardı. Mesela bir gün kaldığımız köşkün üst katında annem, anneannem falan hepsi öbür tarafta konuşuyorlardı. O zamanın köşkleri esintiye göre lodos gören, poyraz görene göre inşa edilirdi. Neyse bakıyorum elektrik ışığı geliyor. Kablodan geliyor, nasıl geliyor? Uyarıyor prizler. Parmağımı prize soktum “şişşt” diye çarptı, korktum. Benim için izahı olmayan bir şeydi ama bir daha o tür şeyler yapmadım, uzak durdum. Kiraz’da elektrik var mıydı? Yoktu, babam getirdi. Babam kaymakam vekiliydi. 

Marmara Kıraathanesi için neler söylersiniz? 

Üİ: Orası bir akademiydi. 

Neden marmaratör deniliyor? 

Üİ: Oraya mensup olanlar bu şekilde anılırdı.

Şemsettin Çetin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir