KRİZ

KRİZ

Sürpriz! Ötesi berisi yokken kendi hâlinde ne hoş geliyor kulağa. Tek başına bu yazının ilk kelimesi olmaya hak kazanacak kadar içinde türlü mutluluk hikâyelerini taşıyabilme becerisine sahip. Devamı gelsin istiyor insan. Merakta bırakıyor. Yazana bile sadece yazması mutluluk verebiliyorken kim bilir okuyana, duyana neler hissettir diye düşündürüyor. Mıknatıs gibi bir çekim gücü var.

Yazması güzel olduğu kadar hiç tanımadığımız birinden duyması da iyi gelir insana. Akla aksi hiç uğramıyor nedense. İçine gizlenmiş iki tanecik sesli harf bile sanki fıkır fıkır oynamak için gelmişler bir araya. Topu topu iki sesin olduğu bir sözcüğün bu kadar gürültü ve kalabalığı misafir etmesi de tuhaf.

Söylemesi de çok keyifli, üstelik söylenince de çok fiyakalı duruyor. Sürpriz. Dudağın o günlük bilindik hareketlerine anlık bir başkaldırı gibi. Ya yanlış yazılmış olan yerlerdekini görünce insanın gidip eni konu eliyle harfleri düzeltme ihtiyacına ne demeli? Yanındakini dürtüp içinden gülmelerin gelmesi… O bile eğlenceli. Hele de son hecesindeki ünlüyü uzatıp melodili söyledin mi her şeyin bir sihirli değnek yardımıyla değişecekmiş hissi…

Bunları böyle art arda sıralayınca sürprizin, tek başına iyileştirme, düzeltme, eğlendirme mahareti olduğunu düşünmek de cabası. Sürpriz denmiş bir kere, kim yüzünü asar ki bu saatten sonra. Bir kişi ya da koca kalpli birileri kalkıp planlar yapmış, vaktini ayarlamış, parasını harcamış, sözleşmiş, düşünmüş, onca şeyi düzenlemiş, etmiş, eylemiş. Ne için? “Bir kalbe sürpriz yapmak için.”

Kim düşünülmek istemez ki? Hepimiz, düşüncesizlik çölünde berduş gibi dolaşırken hem de. Ben de severim planları, sözleşmeleri ama sürprize gelince artık durur oldum. Hem de ne durmak, far görmüş tavşan gibi…

Her eylemin sürpriz olarak kabul edilmesine razı olmadığımdandır belki de. Çünkü bu sürpriz denilen şeyin bedeli olmaz, mağdur olunmaz, mağdur edilemez kimse ulu orta. Sevindirmek için çıkılan yolun kalbi kırığı olmaz. Sevinçler mahremdir, ani ve habersiz güzellikleri kurgulayan kişi patrondur bu düzenekte. Diğeri de eleman. Bir kere şartlar eşit değil. Ayarsız sevinçler mahremdir biraz herkese gösterilmez. En az, hıçkırıklara boğularak yaşanan kederler kadar mahremdir büyük sevinçler. Onu da geçtim, habersiz öyle pat diye karşılaşınca ne yapacağını şaşırır insan. O hâliyle mi görünmek istiyor acaba? Daha beteri, bir de sonrası var bu işin. Hadi diyelim ki çok ama çok sevindin, karşındakine aynı sevinci başka bir yer ve zamanda yaşatabilme gücün var mı bakalım?

Ya yoksa?

Eğer yoksa karşındakini bir kamyon yükün altında bırakmak değil ne nedir bunun adı?

Gamze Koç

“ KRİZ”için bir yanıt

  1. Hep hoş gelen sürprizler ile karşılaşmak dileğiyle… Kaleminize, yüreğinize sağlık değerli Gamze Koç Hocam.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir