GÜZEL SÖZ ÖMRÜ UZATIR

3 Şubat 2007

Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı’nın mutad Cumartesi programlarından birindeyiz. Salon ağzına kadar dolu, dinleyicilerin bir kısmı ancak ayakta yer bulabilmiş.

Çok değerli sanatkâr, icracı, bestekâr Prof. Dr. Alâeddin Yavaşça üstadımız, İbnülemin Mahmut Kemal İnal’ı anlatacak. Bugün bu salonda olmak ne şans…

İbnülemin’nin ataları Buhara’dan gelerek Arapgir’e yerleşmişler. Gene Arapgirli olan Yusuf Kâmil Paşa ile de akrabadırlar. Hz.Hüseyin’in (ra) soyundan geliyorlar.

İbnülemin, son devir Osmanlı devlet adamları, şairleri, mûsikişinasları ve hattatları üzerine biyografileri ve tarih bilgisiyle tanınmış bir âlim. Uzun yıllar bulunduğu devlet hizmetinden 1935’te emekli olmuş ve 1957 yılında da Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Müze değerindeki kütüphanesini ve hat koleksiyonunu sağlığında İstanbul Üniversitesi’ne bağışladığını biliyoruz. Tarihi ve meşhur konağında yapılan sohbetlere devlet ricâlinden, sanat ve ilim dünyasından seçkin şahsiyetlerin katıldığını hep okuyor ve duyuyoruz.

İşte, Alâeddin Yavaşça üstadımız, kendisinin de bir zaman içinde bulunduğu bu sohbetlerin ve nâdide hatıraların lezzetinden bize de tattırmak istedi. Tam bir saat konuştu. O yoruldu ama biz azıcık daha anlatsa diye hâlâ bekliyoruz.

Salonun ortalarında bir yerden altmış beş – yetmiş yaşlarında utangaç ve ürkek tavırlı bir kişi söz istedi. Taşralı olduğu belliydi. Hemen seyyar mikrofon uzattılar. Kendini Mehmet (…) diye tanıttı. Konya’dan bu sabah İstanbul’a inmiş ve ayağının tozuyla yetişmiş. “Bu toplantının haberini gazetede okuyunca yerimde duramadım koşup geldim. İstanbul’da başkaca işim yok, yakın akrabam da. Akşam için bilet aldım, Konya’ya döneceğim” dedi ve ilave etti:

“İbnülemin Mahmut Kemal Efendi’nin ömrünün son zamanlarında hizmetinde bulundum. Sanki iki yüz yıl onunla yaşamış gibiyim. Gençtim, tahsilim yoktu ama ondan dünyaları öğrendim. Disiplini, ciddiyeti de gördüm; merhamet ve şefkati de… Kendisine karşı bizim hakkımızı korurdu. Bizi giydirir, yedirir hoş tutardı. Hep rahmet diliyorum, ruhuna Fatihalar gönderiyorum. Şimdi onu tanımış, görmüş ve onu sevmiş sizlerle aynı salonda bulunup nefeslenmek bana iyi geldi. Ömrümün uzadığını hissediyorum. Var olun, sizin de kalbinize huzur dolsun.”

Hz. Mevlânâ Mesnevî-i Şerif’te; “İnsan, kendisi için söylenmiş tek bir sözden ibarettir,” der.

Ne ibret alınacak söz !

Şerif Aydemir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir