İHTAR

Olmasa da olurmuş. Ne münasebet! Bütün olmasa da olurları tek tek yazmak icap etse, listeye yanlışlıkla dahil olanların arasında bile bu yer almaz! Kahve köpüksüz olabilir, yemeğin üstüne tatlı gelmeyebilir, koltukların yanlarına yapışık ikiz gibi duran konforun habercisi kırlentler de konulmayabilir. Hatta saatlerde rakamların olduğu kısımda hiçbir şey yazmasa da olur. Olur yani. Biz bir şekilde vaktin ne olduğunu anlarız. O çok sevdiğin lahmacunu ayransız iç, bak o da olur. Ama frensiz bisiklet diye bir şey olmaz, o-la-maz! Yani olmaması bu kadar hafife alınamaz! İnsan hiç frenleri tutmayan bir bisiklete bile bile biner mi? Delilik bu resmen! Bir vesileyle denk geldim de öğrendim Allah’tan yoksa kim bilir hangi acı hikayenin baş kahramanı olduğunda öğrenmiş olacaktım bisikletinin sağlı sollu balatalarını yaktığını. Aslında ikisi de değilmişmiş, sağ tarafın freni az biraz tutuyormuş. Denedim. Basbayağı durmak istedim de duramadım işte! Freni sırf parmaklarımla değil avuç içimle olabildiğince kavradım sonra  bileğimin bütün gücüyle sıktımsa da durduramadım ALLAH durduramadım. Merak etme “Fren olmasa da ben halledebiliyorum,” deyince işte orada cin atına bindim!

Ne desem nafile! Genç adam için her şey  heyecan… Ona aksiyon olsun da… Tabi daha toy. Her şartta yola çıkılabileceğine inanıyor şimdilik. Halbuki yol hali bu, ne olacağı tam bir muamma.

Nefes kesen yokuşlar, dik inişler, keskin virajlar nerede karşına çıkar kestiremezsin! Öyle son sürat giderken birdenbire “Küt” diye durmak istesen de duramazsın! Önüne aniden minicik bir yavru çıkar, tümsek ya da çukur olur frene de basamayınca direksiyonu kırayım dersin olan olur, anlamadan kalırsın! Adım adım da yetmez bazen temkinli, gıdım gıdım ilerlemen gerekir. Yavaşlamadan durulmaz, darmaduman olursun!

Sadece durman gereken yeri değil, ışık hızıyla geçip gitmen gereken yerleri de iyi bilmelisin! Fren olmayınca hız yapsan olmaz, yapmasan olmaz. Yol bu! Frene basamıyorsam ben de hız yapmayıveririm, hızlanmazsam kaza da olmaz diyemezsin! Öyle bir olur ki inanmazsın. Bazen frenin varlığına güvenerek hız da yapmalısın. Hem de ne hız… Bazen gözlerinin görmemesi, kulaklarının işitmemesi gereken yerleri öyle hızlı geçmen gerekir ki oradan toz olup, kaybolman icap eder. Peşine düşmüş vahşi bir hayvandan korkup  kaçarcasına hızla uzaklaşman gerekebilir. Bazen de “Zınk!” diye aniden durmak zorunda kalırsın. Görünmez kırmızı bir ışık yanar, sana;
“Dur, sakın ilerleme!” diye bağırır. Yer gök “Dur!” sesiyle yankılanıyor sanırsın halbuki ihtardır. Fren yapmazsan yanarsın. Kimsenin sözü durdurmaz seni, kendi içindeki sesten başka bir şey duyamazsın.

– O sınırı geçme!
– O çizgiyi aşma! diyen seni sen yapan şeydir! Acı bir fren sesine eştir! Sana, kendine hakim olmayı öğretir. Frenin, fenerin olur elinden tutar seni aydınlığa çıkarır. Frensiz yol alınır mı hiç! Fren, olmazsa olmazlardandır.

Gamze Koç

4 “İHTAR”yanıtını veriyor

  1. Şiir gibi bir yazıydı, hem anlamlı hem veciz. Frenin, fenerin olur. Allah frensiz bırakmasın evlatlarımızı. Elinize sağlık.

  2. Lahmacun ayransiz bisiklet frensiz gençlik fenersiz olmaaaaaaz. Veciz kısmını anlayan gençlik ise paha biçilemez. Kaleminize sağlık.

  3. Güzel ve anlam dolu bir yazıydı yine, teşekkürler.. Allah gençlerimizin üzerine sekine indirsin. Sevgiyle kalın

  4. Bazı şeyler gerçekten olmasa da olur ama fren, asla.
    Hem bisiklette hem hayatta.Bu satırları okurken, içimde uzun zamandır sessiz duran o görünmez kırmızı ışık yeniden yandı.Belki de asıl yolculuk, ne zaman basılacağını bilmekten ibarettir.
    Teşekkürler Gamze Hanım..

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir