GÖRÜCÜ

Çok özledim kelimelerle oynamayı. Onu alıp buraya koymayı, diğerini silip yenisi yazmayı, berikini alıp aşağı kaydırmayı. Canımın istediği gibi başlayıp, daha devam edebilecekken aniden acı bir fren sıkar gibi yazıya oracıkta nokta koymayı… Hele yazıyı bitirdikten sonra içime sinmeyen kısmını hiç acımadan olduğu gibi kesip atmayı… O bölümü hantal bir bedende yürümeyi zorlaştıran uzuv, okuyana da eziyet  saymayı… Yazı biraz demlensin dedikten sonra tekrar karşıma alıp bakınca da ”Acaba koluna bacağına mı kıydım da kuş gibi kaldı yazı?” deyip kuruntu yapmayı… Bazen de endişeyle yazdığım bölümlerin o hafta en çok yüreğe dokunan kısımlar olduğunu duymayı, ne çok özlemişim.

Kendimle alay etmeyi… Bazen anlattıklarımı komik bulup acaba bu kez benimle birlikte kimler gülecek diye tahminde bulunmayı… Bazen isimlerde isabet ettirip, bazen de hiç aklıma gelmezdi dediğim kişilerden aldığım yorumlarla mutlu olmakla şaşırmak arasındaki bir duyguya ev sahipliği yapmayı. Yazıma konu olan o anıyı, yaşadığım yeri, hatırlayınca yüzümün aldığı hali… Mesele pek bir dokunaklı ise içlenerek gözyaşı dökmeyi… Hatta “İnsan hiç kendi yazdığı kelimeleri okuyunca ağlar mı?” demeyi bile çok özlemişim.

Az buz değil aradan koca bir mevsim geçti. Şimdiye kadar hiç tanışmadığım bir telaş yaklaştı yanıma nedense. Ya yazmayı unutursam ya yazamazsam ya yazmayı istemezsem eskisi gibi diye çok düşündüm. Yazdıran kudret birden yazdırmayı da verirdi pekala. Olur mu olur.

Her şeyin bir miadı var belki de artık yazmaktan çok okumakla ilgilenmeliyim bahanesine sarılıp mazeret ilan etme vaktidir demeliyim. Demeli miyim? Çok yokladım içimi. Yok, geçmemiş içimdeki heves. Bitmemiş kelimelerim henüz. Çıktıkça çıkıyorlar hâlâ. Hatta itiraf edeyim o kadar çok özlemişim ki yer yer yazmak çekti canım ama özlemenin tadını çok sevince onun da tadını çıkarmak istedim. Meğer tam da bu hali beklemişim.

İlk kez bana da epey uzun gelen bir zamandan sonra yazılarım yine okuyucusuyla buluşacak diye içim kıpır kıpır. Neler neler biriktirdim, neler neler ektim, büyüttüm bohçamda yok yok!

Çeyizini özene bezene hazır etmiş bir genç kızın heyecanı var şimdi içimde. Biraz utangaç biraz tedirgin… Görücüye çıkacak kelimelerim az şey mi? Ha okuyucu ha görücü buradan bakınca fark yok bence.

Gamze Koç

 

7 “GÖRÜCÜ”yanıtını veriyor

  1. Bu süreçte bizler de yazılarınızı beklemeyi öğrendik. Tekrardan kalemle yazılanları okumaya başlamak güzel. Hayırlara vesile olması duasıyla.

  2. Kahveleri bekliyoruz Gamzecim , tuzluda olsa tatlida olsa icmeye hazırız 🙂

  3. Okuma okulumuz başlamış 🛎️ zil çaldı
    Emeğinize yüreğinize gönlünüze sağlık 🧑‍🏫 hocam

  4. Şükür kalemle oyunlar oynayan arkadaşımız gerı döndü. Hoşgeldin 🤗

  5. Çok kaliteli, güzel tespit ve yaklaşımlar. Allah razı olsun. Olaylardan,kitaplardan bahsedeceksiniz mutlaka.Benim bir teklifim var ve dört gözle bekleyeceğim. Teklifim KAİNAT KİTABINI OKUMAK .Bakalım nasıl tecelli edecek.
    Hayırlı huzurlu günler, baki selamlar.

  6. Bizde sizin yazılarınızı okumayı heyecanla bekledik, öyleyse artık güzel yazılarınızı okumaya devam edebiliriz . Heyecanla ve güzel duygularla okumaya hazırız

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir