İNANÇLI İNSAN DEPRESYONA GİRER Mİ?

İster inanç sahibi olsun, ister olmasın her insan, depresyona girme potansiyeline sahiptir. İnançlı olmakla şeker ve kalp gibi fiziksel hastalıklardan muaf olmadığımız gibi; “depresyon’’ olarak tabir edilen ruhsal rahatsızlığa yakalanmayız gibi bir düşünceyi de doğru kabul edemeyiz.

Depresyon demek, ruhsal çöküntü demektir. Hayata karşı umutsuz, güçsüz, halsiz gibi olumsuz düşünce ve davranışlar içinde olma durumudur. Zaman zaman bu tür duygular yaşayabiliyoruz.

Bu duruma, çeşitli etkenler sebep olmaktadır. Genetik faktörler başta olmak üzere, içinde yaşadığımız çevre şartları, muhatap olduğumuz bazı insanlar gibi sebeplerden dolayı böyle bir duygu durumu içinde olabiliriz.

Hatta bazen sahip olduğumuz inanç bile umutsuzluk gibi dinimizin asla kabul etmediği bir duyguyu yaşamamız sonucunda depresyon da olma sebebimiz olabiliyor. Bu nasıl olur diye bir soru aklınıza gelmiş olabilir. Büyüklerimizin bir sözü vardır: “Yarım doktor candan eder, yarım hoca imandan eder’’ diye.

Depresyonun sebeplerinden birisi de yüce Yaradan’ımızın, hep azap edici, yasaklar koyucu yönü ile bizlere tanıtılmasıdır. İşlediğimiz her bir günahın neticesinde samimi bir tövbe ile günahlarımızın bağışlanacağı söylenmezse, sürekli cehennem azabı ile yüreklere korku salınan bir anlayışa sahip bir din eğitimi de elbette ki inançlı insanların depresyona girme sebebidir.

Oysa ki Rabbimizin Rahmeti, gazabından üstündür. Bu inanca sahip biri hiçbir zaman Allah’tan ümidini kesmez. “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz’’ ayeti ve “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz, korkutmayınız’’ hadisi de bizler için en büyük yol göstericilerdir.

Kimimiz depresif ruh halimizden hızlı bir şekilde kurtulmanın yollarını ararken; kimimiz de durumdan çıkmak için çaba sarfetme gücünü, iradesini kendine bulamaz.

Sahip olduğumuz her şey gibi, bedenimizde bizlere emaneten verilmiştir. Fiziksel hastalıklarımız için çare aradığımız gibi; ruhsal sıkıntılarımızda da tedavi olma yollarını aramalıyız. Sağlıklı olmamız demek, kendimize, ailemize, çevremize karşı görevlerimizi daha iyi yapmamız demektir.

Ruhsal rahatsızlıklarının birçok tedavi yöntemi vardır. Su sesi ile, müzikle tedavi de bunlardan bazıları. Bu konu hakkında detaylı bilgi verme gibi bir durumum yok. Meraklı olanlar, güvenilir kaynaklardan öğrenebilirler.

Günümüzde ise daha çok psikiyatrist ve psikolog eşliğinde tedavi uygulanmaktadır. Depresyonda olma sebeplerinin olduğunu belirtmiştik. Bu nedenlerden dolayı, bize kendimizi iyi ve mutlu hissettiren “serotonin” denilen hormonun beyinde azalması durumunda insan kendini olumsuz düşünceler içinde bulabilir.  Bu süreçte sabırlı olmak, bizim için çok önemlidir.  Doktorun vereceği ilaç tedavisinin yanında; psikolog desteğine de ihtiyacımız vardır. Kullandığımız ilaçlar vücudumuzun eksilen hormonlarının yerine gelmesine sebep olurken, psikolog da iyileştikten sonraki süreçte de tekrar aynı durumları yaşamamak adına büyük bir yol gösterici olurlar.

Tamamen iyileşsek bile tekrar depresif halleri yaşamamak adına duygularımızı, aklımızı yerinde kullanma ve kontrol etme konusunda mutlaka uzman desteğine ihtiyacımız vardır. Her iki uzmanın da amacı, hastalığı kökünden kurutmaktır.

Unutmayalım ki, insan insana her zaman dert değil, şifa da olmaktadır.

Depresyonunun sebep olduğu olumsuz duygu ve düşünce durumlarını yaşayan inanç sahibi birey, bu halden kurtulma konusunda daha iradeli, güçlü, sabırlı, mücadeleci olabilmektedir. Zira Kâinatın Yaratıcısı olan Rabbimiz, bizleri bir imtihan dünyasında yaşatmaktadır. Bu bilince sahip, aklı başında olan insan, içinde bulunduğu negatif duygu durumunun geçici olduğunu düşünüp, pes etmez.

Sağlıkla ve sevgiyle kalın…

Azize Çiğdem EROĞLU

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir