DÜNKÜ İSTANBUL BUGÜNKÜ FATİH

Bilinen 8500 yıllık bir tarihi olan, dört İmparatorluğa (330- 1922) 1592 yıl başkentlik yapmış bir şehrin temelidir Fatih. Yedi tepeli şehrin çevresini saran surlar 450 yılında bittiğinde başladığı tarihin üzerinden 42 yıl geçmiş. Yarım adayı çevreleyen ayakta kalmayı başarmış Yedikule Ayvansaray ile Ayvansaray’dan Haliç boyunca Sarayburnu’na, Sarayburnu’ndan Marmara boyunca artık yok gibi olsa bile Yedikule’ye uzanan surlar bugünkü Zeytinburnu ve Eyüp ilçeleriyle Fatih’in sınırını o zamandan çizmiş adeta.

Fatih Sultan Mehmet’in zamanının İstanbul’u bugünün Fatih’inin önemli eserlerindendi, 916 yaşında iken fetihten hemen sonra camiye dönüştürdüğü Ayasofya.

Sultan Fatih’in adını alan; 1470 yılında ibadete açtığı Fatih Camii’nden sonraydı, 380 yıl Osmanlı padişahlarının devlet idaresi için ikamet edeceği, en kıymetli miraslarından olan Topkapı Sarayını inşa etmesi…

El değiştirmesiyle, imkanlarını seferber ederek hayır işlerinde yarışanların külliyeler, medreseler, mescitler, imarethaneler ve özellikle camiler yaptırdığı şehir olmuştur sonraki yıllar…

Bodrum, Küçük Ayasofya, Zeyrek, Molla Fenari, Gül kiliseden ve Sümbül Efendi, Fethiye gibi manastırdan çevrilmiş camilerin, dışında; Bali Paşa, İskenderpaşa, Şehzadebaşı, Süleymaniye, Sokullu, Bayezid, Yavuz Selim, Mihr-î ­Mâh Sultan, 66 yıl sonra tamamlanan Yeni Cami, Nuruosmaniye, Laleli, Hırka-i Şerif, Pertevniyal Valide Sultan ve dünyanın “Mavi Cami” diye adlandırdığı günümüz İstanbul’unun ana camii Sultan Ahmet gibi her birinde padişah, sultan, şehzade, devlet adamı türbeleri ve hazireleri olan mabetlerimiz.

Ve hikayesinin ününü geçtiği Merkez Efendi, Takkeci İbrahim Ağa, Akbıyık, Yavuz er Sinan, Sanki Yedim, Kâtip Sinan, Üç baş Nurettin Hamza, Atik Ali Paşa, Cerrahpaşa, Cezeri Kasım Paşa, Davut Paşa, Hekimoğlu Ali Paşa, İsmail Ağa, Kara Ahmet Paşa camileri, zamanın İstanbul’una bugünün Fatih’ine tarihi armağanlarıdır Osmanlının.

1.Tepenin Topkapı Sarayı, 2. Tepenin Çemberlitaş, 3. Tepenin Bayezid camii, 4. Tepenin Fatih camii, 5. Tepenin Yavuz Selim camii ve 6. Tepenin Mihr-i Mah sultan camii, gibi üzerlerinde birer tarihi mühürden adlarını almalarına, manastırdan çevirip yaptığı camiye adını veren, ve bu camiden de adını alan Koca Mustafa Paşa tepeside ayak uydurmuş İstanbul’un 7.tepesidir.

Toplam 325 camiye, içinde adeta şehir olan ve bünyesinde 64 sokak, 1 mektep, 7 çeşme, 10 kuyu, 1 sebil, 1 şadırvan, 22 kapı, 16 han, 2 bedesten, 3600 dükkan, 30.000 kadar çalışan bulunan 1461’de yapımına başlanıp zamanla üzeri kapatılan sokaklarla büyüyen Kapalı Çarşı’daki 5 cami de dahildir. Kapalı Çarşı’sı yalnızca bu değil Fatihin. 1660’tan bugüne (bugün daha çok aktarlarıyla meşhur) Mısır Çarşısı elbette. Ve Rüstempaşa, Balkapanı, Hayyam, Büyük Valide Han, Büyük ve Küçük Yeni Han, Çuhacı Han, Zincirli Han da diğer iş mekanlarıdır.

Tarihi iş mekanları olunca; eczacılığın atası Attarlar, emre amade Ayvazlar, seyyar kasap Cezzarlar, ramazan ve bayramlarda çalışan mahyacılar, yaya sucu sakalar, 150 yıllık devamlılığı ile gümüş işlemecileri savatçılar, bileyciler, bakırcılar, dokumacılar, urgancılar, körükçüler, külekçiler, tulumbacılar gibi bugün unutulmuş veya modernize edilmiş mesleklerde çıkış ya da icra için imkân bulmuştur Fatih’te.

Tarihi mekanlardan bahsederken, Camilerden daha eski yapılar olan Aya İrini, Aya Yorgi, Meryem Ana, Surp Asdvadzadzin, Sveti Stefan, Surp Hreşdagabet, Aya Kiryaki, Aya Nikola, Agios Minas, Surp Kevork Ermeni Kilisesi ve İştipol Sinegogu‘da diğer dinlerin ibadethaneleri, bir o kadar da tarihi değerleridir Fatih’in.

İstanbul’un en eski mescidinin; yanına yapıldığı Yedikule Zindanları ve Hisarlarını da kapsayan surlarla çevrilmiş şehrin sur dışına çıkışı da tek koldan ve tek yoldan değildir elbette. 7.5 km uzunluğunda olan kara surlarından Altınkapı, Yedikule kapı, Belgrad kapı, Silivri kapı, Mevlana kapı, Topkapı ve Edirnekapı’dan karaya, 9 km’lik marmara surlarından Mermerkule kapı, Samatya kapı, Narlı kapı, Ahırkapı, Değirmen kapı, Çatladıkapı, Kumkapı ve Langa kapı (Yenikapı) Marmara Denizi’ne, 5.5 km’lik haliç surlarından Balat kapı, Petri kapı, Ayvansaray kapı, Aya kapı, Odun kapı ve Bahçekapı‘dan Haliç’e olmak üzere üç koldan ve onca yoldan açılan ve bugün ayakta kalan kapılarıdır Fatih’in.

Mistik havası, ferahlığı, verdiği rahatlığı ile yedi düvelin dilinde olan, neredeyse markalaşan ve öncelikle sayılabilecek Balat Çavuş, Şifa, Mihrimah, Örücüler, Sultanahmet, Vezneciler, Acemoğlu, Gedikpaşa, Haseki Hürrem Sultan gibi tarihi Türk hamamları temizliğin ve zindeliğin mekanları olarak ecdadın hediyeleridir.

İnsanı bugünden alıp tarihin derinliklerine götüren, geçmişin yaşanmışlıklarına tanık olmuş, o günlerden bu günlere ulaşmış bir dolu eserin sergilendiği Topkapı Sarayı müzesi, Ayasofya müzesi, Büyük Saray Mozaikleri müzesi, Türk ve İslam Eserleri, İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi, Sağlık, Basın, Adile Sultan, Hekimoğlu Ali Paşa, Cerrahpaşa Tıp Tarihi, Fethiye, Kariye, Aya irini, Hat Sanatları, İnşaat ve Sanat Eserleri, PTT, İşbankası, Tekel, Demiryolu, İtfaiye, Balık, Vakıflar, Halı ve Kilim, Şark Eserleri, Karikatür ve Mizah Eserleri müzeleriyle çok geniş bir kültürün önemli örneklerine ulaşmayı mümkün kılar Fatih.

Ve asırları geride bırakmış, akan zamanın içinde korunması ve geleceğe ulaştırılması misyonu olan ve önde gelen Arkeoloji müzeleri kütüphanesi, Ragıppaşa, Bayezid, Nuruosmaniye, Feyzullah Efendi, Süleymaniye, Köprülü, Sultan 3. Ahmet, Sultan 1. Mahmut, Atıf Efendi ve Fatih tarafından inşa ettirilen onca yapıdan günümüze ulaşmış (Fatih Külliyesi ve Galata Bedesteni ile birlikte) üç yapıdan biri olan ve ilk altın sikke darphanesi olarak hizmet vermiş Simkeşhane’deki İl Halk kütüphanesi gibi kütüphaneler tarihi dokusuyla geçmişi günümüze taşıyan yazılı kaynaklarımızın ev sahipleridir Fatihte.

Bunca okunası kaynak dururken okumamak olmazdı. Okumak gerek. Okumak içinse okul.

Hırka-i Şerif, Neslişah, Fatih ilköğretim okullarının da aralarında olduğu 66 ilköğretim okulu, İstanbul lisesi, Davutpaşa lisesi, Pertevniyal lisesi, Vefa lisesi, Cağaloğlu lisesi, Fener Rum Erkek lisesi gibi köklü okulların olduğu 37 lise, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Özel Kadir Has Üniversitesi ayrıca Marmara Üniversitesi’nin Rektörlüğü ve bir dolu dershaneleri ile bu gerekliliğe cevap vermiştir Fatih.

Sadece sakinlerinin veya komşularının değil, Anadolu’da yapılacakların bittiği, çarenin yerini çaresizliğe terk ettiği durumlarda, derdine derman arayanların, şifa peşinde olanların koştuğu, başta Çapa, Cerrahpaşa, Haseki, Vakıf gruba, İstanbul Eğitim ve Araştırma gibi önemli geçmişi olan hastanelerin dışında birçok sağlık kurum ve kuruluşu ile sağlıkta ayrı bir umut ve güven kapısıdır Fatih.

Sağlıklı olmanın ve öyle kalmayı hedeflemenin temel koşullarındansa spor; Yeşildirek, Süleymaniye Sirkeci, Vefa, Karagümrük, ve tabi ki İstanbul Spor’la futbola, güreş ihtisas kulübüyle de güreşe damgasını vurup, ülke sporuna önemli katkılar sağlamakla yetinmemiş, spor yapmak isteyenlere de bu anlamda imkanlar sunmuştur Fatih.

Sinema severleri Historia AVM’de Cinemaximum, Karagümrükte Feza, Çemberlitaş’ta Şafak movieplex sinemalarında, sahne tozunu bir kere yutmuş olmakla dönüşü olmayan bir yola giren, özverisi, emeği, amatör ruhu hiç bitmeyen tiyatroyu, tiyatrocuyu seyircisiyle ve alkışıyla Reşat Nuri ve Zübeyde Hanım tiyatro sahnelerinde, buluşturan Fatihte, Sultan Ahmet açık hava sahnesi ve tarihsel mekân Aya İrini‘de sanat etkinliklerine ev sahipliği yapmaktadırlar.

Bunca sanat kültür tarih ve eğitimin doğal sonucu olarak da Türk sinema, tiyatro, sahne, sanat, spor ve (Bir Cumhurbaşkanı, iki Başbakan, çok sayıda Bakan ve Milletvekiliyle de) siyasetine önemli isimler armağan etmiştir Fatih.

Yenişehir’den Yenikapı’ya, Konya Aksaray’dan Aksaray’a, Arnavutluk’tan Silivrikapı’ya, Tiri’den Vefa’ya, Eğriden Eğrikapı’ya, Üsküp’ten Cibali’ye, Samsun Çarşamba’dan Çarşamba’ya, Akka, Gazze ve Remle Arapları Tahtakale’ye, Ermeniler Langa ve Kumkapı’ya, Karamanlı Hıristiyan Türkler Yedikule civarına, getirilip yerleştirilmiş ve bu nedenle kimi semtler adını gelenlerden almıştır.

Muhafazakarlarıyla Çarşamba, Musevileriyle Balat, Hıristiyanlarıyla Fener semtleri sırt sırtadır. Kabadayılarıyla Karagümrük, meyhaneleriyle Kumkapı, dönüşümle birçoğunun terk ettiği çingeneleriyle Sulukule, değişik bölgelerinde ikamet eden Rumlarıyla, Gürcüleriyle, Ermenileriyle, Musevileriyle kozmopolit bir yapıda ama sorunsuz 57 mahalleli bir bütündür Fatih.

Yakın dönemin bavul ticaretiyle ünlü Laleli, Ayakkabı ve deri giyimiyle Gedikpaşa, yeraltı çarşısı da olan oteller bölgesi Aksaray, sağlı sollu mağazalarıyla Fevzipaşa Caddesi, İstanbul’un önemli semt pazarlarından Çarşamba ve (Fındıkzade’deki) Cuma pazarları, Bisikletçileriyle Haşim İşcan altgeçidi, Kapalıçarşı, Mısır çarşısı, Tahtakale, Mahmutpaşa ve yine bir dönem müzik piyasasında umut ve gelecek arayanların da uğrağı olan Unkapanı plakçılar çarşısı gibi büyük pazarlar, hastaneler, özel ve kamu kurum çalışanları, yerli yabancı turist sirkülasyonu gibi başlıca nedenlerle 425.000 olan nüfusu gündüz saatlerinde 2-3 katına çıkar Fatih’in.

Farklı nedenlerle kabul ettiği ziyaretçilerine ulaşımda gerekli nezaket ve kolaylıkları sağlamış, Haliç üzerinden Pera’yı, Atatürk ve Galata köprüleri ile kendine bağlamıştır. Hazır bağlamışken treni, tramvayı, metrosu, metrobüsü, otobüsü, minibüsü ve altından geçtiği Marmara’yı karşı yakaya Marmaray‘la, Marmara’nın üstünden vapuru, gemisi, feribotu, teknesiyle de uzakları kendine bağlayıp yakın etmiştir Fatih.

Ama yürümelisiniz.

Ulaşımdaki bunca imkânı kullanmak şöyle dursun gözünüzü kırpsanız kaçırabileceğiniz sıklıktadır, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinden kalan tarihin mirasının sergilendiği; altı üstü açık müze misali Fatih’te…

Ayvansaray’daki Tekfur sarayından, Kariye müzesine, Mihrimah Sultan cami ve hamamından sonra, Yavuz Selimde Aspar sarnıcına yürüyerek gitmek mümkün. Hazır yürümüşken, Fatih camiden Kadınlar pazarına inip, Bozdoğan Kemerinin altından geçip Fatih itfaiyesi yanında İtfaiye müzesi sağınızda. Ve karşınızda; Macar kardeşler caddesi üzerindeki Millet Kütüphanesi ve yan sokağından Kıztaşı’na ulaşabilirsiniz. Büyükşehir Belediye Sarayı’nın önünden geçerken bu kez solunuzda kalan Bozdoğan Kemeri’ni tüm güzelliğiyle görebilirsiniz.

Yavuz Selim’den Haliç’e inen güzergahı kullanmış olsaydınız Balat’ta tarihi kiliseleri özellikle de Bulgar Ortodoks Kilisesini, Fener Rum Erkek lisesini, Kadir Has Üniversite binası olan eski Cibali tütün fabrikasını ve Zeyrek Sarnıcı’nı görmüş olurdunuz.

Fevzipaşa Caddesi’nin Macar Kardeşler caddesi olduğu İtfaiyeden Veznecilere ilerlerken, Saraçhane parkındaki Burmalı mescit ve Şehzadebaşı camii bir süre yolculuğunuza eşlik eder. Kabadayılar semti Karagümrük’te adını taşıyan stadı, lisesi kadar tarihi olan bozasıyla bilinen Vefa’yı, Mimar Sinan’ın kalfalık eserim dediği Süleymaniye Camisini solunuzda bırakıp Vezneciler’e yürüyerek Bayezid Meydanı’na ulaştığınızda bu kez solunuzda İstanbul Üniversitesini, kampüsünde Bayezid Kulesi’ni ve karşınızda Bayezid Camisini bulursunuz.

Mahmutpaşa’nın davetini kıramaz Bayezid Caminin avlusundan ona yürürsünüz. Solunuzda Mercan’ı ve yokuşundan Tahtakale’ye inmeyi sonraya bırakıp, çarşıyı sağa dönüp sağlı sollu dükkanların arasından geçerek sağınızda Sahaflar Çarşısı, solunuzda Kapalıçarşı’nın 22 kapısından biri olan Bayezid kapısına ulaşırsınız.

Nuruosmaniye kapısından çıkmanız durumunda, aynı adlı camiye varır, oradan sola dönüp birkaç adımda Çemberlitaş’ı sizi bekler bulursunuz.

Tramvay güzergahını kullanıp iki dakikalık bir yürümeyle artık Sultanahmet meydanındasınız. (Pargalı’nın sarayı) Türk İslam Eserleri müzesi, Alman çeşmesi, Dikilitaş, Yılanlı sütun ve Örme Dikilitaş’ı gördükten sonra artık Sultan Ahmet Camii’ni ziyaret zamanıdır. Avlunun D kapısından girip ziyaret sonrası A kapısından çıktığınızda sizi Ayasofya karşılar. Sağından yürüyüp Topkapı Sarayının girişine ulaşıncaya kadar sağınızda Arasta pazarda Büyük Saray Mozaikleri müzesi, eski Fransız cezaevi ve kazı çalışmalarının devam ettiği antik bir şehre tanık olursunuz. Gülhane girişinde 3. Ahmet çeşme ve sebili kısa bir mola için sizi karşılar.

Aya İrini Kilisesi ve Arkeoloji müzesi solunuzdayken karşınızda Gülhane parkının orta yerinde boğazı ve Haliç’i tüm güzelliğiyle gören, müzeleriyle, haremiyle Topkapı Sarayı.

Saray bahçesi Gülhane’den, Fatih için yakın tarih sayılan (110 yıllık) Büyük Postane binası (125 yıllık) Sirkeci tren istasyonunu, çaprazında Sarayburnu’ndan Sepetçiler kasrı ile boğazın serin sularına dokunursunuz. İslam Bilim ve Teknoloji müzesi ve Çinili köşkü görüp, Gülhane çıkışı Yerebatan sarnıcından bir nefes tarih çekip, Bab-ı Ali (İstanbul valiliği) Duyunu Umumiye (İstanbul Erkek Lisesi) binalarına yürüyerek ulaşabilirsiniz.

Birbirinin devamı olan Millet, Ordu, Yeniçeriler ve Divan yolu caddeleriyle Marmara sahil yolu arasında kalan ve Cankurtaran’dan Yedikule’ye kadar Kadırga, Gedikpaşa, Cerrahpaşa, Şehremini, Fındıkzade gibi semtlerin de olduğu güney bölgesi bir dolu tarihi eserin daha çokta cami ve kiliselerin önemli mekânı ve yeni bir ziyaret güzergâhıdır…

İstanbul Adalet sarayı binasının önünden güneye, Peykhane ve Dizdariye sokaklarını geçip Sokullu Mehmet Paşa camiye, yokuşu inerek de Küçük Ayasofya Camii’ne inip dar ve tarihi yapıların oluşturduğu ara sokaklardan ulaştığınız Kadırga parkından sonra Kumkapı’daki Surp Harutyun Ermeni kilisesi ile Aya Kiryaki kilisesi arasında kalan Behram Çavuş ve Muhsine Hatun camilerini görebilirsiniz. Binbirdirek’ten Mevlanakapı’ya kadar bir yürüyüş fazla gelir elbette…

Yürüyecek olursanız adını Camisinden alan Muhsine Hatun mahallesinde; Elphida Rum, Özel Bezciyan ve Meryem Ana Ermeni kiliseleri ile Tavasi Süleyman ağa camiyi ve yine adlarını verdikleri mahallelerde Saraç İshak, Mesihpaşa ve Katip Kasım camilerini, Nişancada Nalbant cami ve Ermeni patrikhanesini görürsünüz. Haseki Sultan’da Davutpaşa cami, Samatya’da Aya Nikola Rum, Aya Yorgos ve Ermeni Katolik kiliseleri, Seyit Ömer’de Zelgirci Kemal cami ve Mevlanakapıda Hasırcı Melek cami gibi onlarca cami ve kilisenin yanında tarihi birçok yapıyı görme imkânı bulursunuz.

Gezdikçe gezmek isteyecek, ama görülecek yerlerini bitiremeyeceksiniz. Tarihin derinliklerine yaptığınız yolculukta detayların sizi götürdüğü bu bambaşka dünyadan ayrılamayacak, zamanın yetmediğini anlayacaksınız…

Valilik, Büyükşehir Belediyesi, PTT Başmüdürlüğü, Emniyet, Aile ve Sosyal Politikalar, Sağlık, SGK, Nüfus, Milli Eğitim, Özel İdare, Defterdarlık İl Müdürlükleri gibi ili yöneten kurumların merkezidir Fatih.

Ordu, Millet, Vatan’la caddelerini adlandırıp şan katan, padişah, sultan, şah, şehzade ve hocalarının, han, ağa, paşa, unvanlarıyla payelenmişlerin adlarını dört bir yanında görmek ve adını fatihinden almak Fatih’e has bir özelliktir.

Yokun yok, aranılan her şeyin var olduğu, günün her saatinde her istenilene ulaşılabilinen, dünyanın göz bebeği İstanbul’un; geçmişte kendisi bugün ise kalbi olan anlatmaya, aktarmaya aciz kaldığım olağanüstü bir şehirdir Fatih.

Fatih hakkında tek bildiğim;

Fatih’in özel, Fatihli olmanın gerçekten ayrıcalık olduğudur.

Erkan SALTAN

02.05.2014

Atatürk’ün ordularına ilk hedefiniz diyerek gösterdiği Akdeniz; Vatan ve Fevzipaşa caddelerini dikine kesen en geniş caddesine adını vermiştir Fatih’in. Her köşesi ayrı güzel Fatih’i gönlümde özel kılan, (2010 yılına kadar) 16 yıl adresim olan bu caddenin Fatih sevgisini kalbime taşıyan yol olmasıdır belki de.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir