SABRİ GALİP NAKİPLER’E DAİR

İnternet çağında, iletişim asrındayız. Ama vefat eden bazı şair ve yazarlardan çoğu zaman haberimiz olmuyor. Doğrusu kıymetli araştırmacı yazar İhsan Işık Beyefendi beni arayıp da haber vermeseydi ben de şair, yazar, eğitimci ve gazeteci Sabri Galip Nakipler’in vefatından haberdar olmayacaktım. 27 Kasım 1940 tarihinde Adıyaman’da doğan Nakipler, 29 Ağustos 2022 tarihinde İstanbul’da vefat etti. Oğlu Onur Bey’le görüştüm ve geç de olsa taziyede bulundum. Merhum edebiyatçımız Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilmiş. İnşallah vefatının birinci yıldönümünde mezarı başında bir anma programı düzenleriz. Kendisine Cenab-ı Allah’tan rahmet ve mağfiret, ailesine ve sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyorum.

Şair, yazar ve araştırmacı İhsan Işık’ın büyük bir hizmeti olan www.biyografya.com sitesinde yer alan, merhum Sabri Galip Nakipler hakkındaki biyografi bilgisi, edebiyatçımız, kitapları ve hakkında yazılanlara dair bizi etraflıca aydınlatıyor.

EDEBİYATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR

Vefatına kadar Beşiktaş Dikilitaş’ta oturan şair ve yazar, eğitimci, gazeteci Sabri Galip Nakipler, 27 Kasım 1940 tarihinde Adıyaman’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Darende, Kiğı ve Adıyaman’da tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nden mezun oldu. Yaptığı eğitimin ardından, babasının çıkardığı Demokrat Adıyaman’da gazeteciliğe başlayan Sabri Galip, öğrencilik yıllarında Ankara’da Ulus gazetesinde çalıştı. Zafer ve Yeni Ortam gazetelerinde musahhihlik, muhabirlik ve gece sekreterliği yaptı. Gazeteciliğin mutfağında emek verdi, alın teri döktü.       

ÖĞRETMENLİK YAPTI

Esasen gazetecilik ve öğretmenlik kardeş meslekler. Sabri Galip Nakipler de hem gazetecilik yaptı, hem de öğretmen olarak eğitim dünyasında hizmette bulundu. 1959 yılından itibaren İstanbul’daki çeşitli liselerde, uzun yıllar Şişli Lisesi’nde edebiyat muallimi olarak çalıştıktan sonra emekliye ayrıldı. Emekli olduktan sonra da özel öğretim kurumlarında öğretmenlik mesleğini devam ettirdi.

Sabri Galip, şair olarak ilk kez, Dünyam adlı kitabında yer alan “Anama Mektup” adlı şiiriyle tanındı. 1962 yılında “Adam 3” adlı şiiri gerekçesiyle yargılandı ve beraat etti. Şiirleri, Kubbealtı Akademi Mecmuası ile Berfin Bahar dergisinde yayımlandı. Aruz, hece ve serbest ölçüyü başarıyla ve ustalıkla kullandı. Belli bir kıvama erişmiş olan lirik şiirlerinde ön plana çıkan zengin imgelerin yanı sıra biçim titizliğiyle de dikkat çekti.

Uzun yıllar İstanbul Beşiktaş’ta ikamet eden Sabri Galip Nakipler, son günlerine kadar edebiyattan, bilhassa şiirden hiç kopmadı. Okuyup beğendiği gazete makalelerini biriktirmeyi de hiç aksatmadı, bu yazılardan zengin bir arşiv oluşturdu.     

ZİNCİRLİKUYU’DA YATIYOR

Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının adı az duyulmuş ama iyi şairlerinden olan Sabri Galip Nakipler, 29 Ağustos 2022 günü İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede vefat etti. Cenazesi Zincirlikuyu Camii’nde ikindi namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Aile Mezarlığı’na defnedildi. Edebiyatçımız, eşi Bahriye Nakipler’i (Atakuman) 1993 yılında kaybetmişti, bu vefattan sonra bir daha da evlenmedi. Vefatına kadar birlikte yaşadığı vefalı oğulları Onur Nakipler (d. 1975)  ve Egemen Nakipler (d. 1978) ile huzurlu bir hayatı vardı.

“ONA ŞÜKRAN BORÇLUYUZ”

Günümüz edebiyat tarihçisi ve araştırmacısı İhsan Işık, yakından tanıdığı edebiyatçımız hakkında şöyle diyor:  “Sabri Galip Nakipler, gerek üretkenliği ve gerekse ilk okunuşta fark edilen özgünlüğü ile Cumhuriyet dönemi edebiyatımızın kuşkusuz en önemli şairlerindendir.  Geleneksel şiirle modern şiirin usta bir sentezini gördüğümüz şiirleri, hem özgün söyleyişi hem özgün yapısıyla usta işidir. Adıyaman türküleri gibi dokunaklı, İstanbul şarkıları gibi nahif duyguların buluştuğu şiirlerinin her birinde yepyeni duygu ve anlam demetleri karşılar bizi. Defalarca okunabilen, her okunuşta yeni keyifler yaşatıp yeni ufuklar açan bu güzel şiirler için ona şükran borçluyuz.”

Muhtelif gazete ve dergilerde hayatı ve eserleri hakkında yazılar yayımlanan Nakipler’in şu eserleri bulunuyor: Şiir: Dünyam (1994), Sağanak Altında (1996), Sırılsıklam Yapayalnız Çırılçıplak (2000), Hasret Kapımda Gardiyan (2005), Çayı Koy Geliyorum (2014), Sen Niye Bu Kadar Güzelsin (2020), Hasar Tesbit Çalışmaları (2020). Araştırma-İnceleme: Tabu Yıkım Çalışmaları (2020)

ŞİİRİNE TOPLU BAKIŞ

Sabri Galip Nakipler’in şiirlerine bir bütün olarak baktığımızda şunu görürüz. O tabiatta ve insanoğlunun iç dünyasında görülenleri ve yaşananları anlatmıştır. Hasret Kapımda Gardiyan kitabı şu anonim halk türküsü ile başlar: “Yandım yandım kül oldum,/Bir güzele kul oldum/Kuş dili bilmez idim/Şakıdım bülbül oldum.” Bu eserinde uzun ve kısa şiirleri bulunuyor. Hepsinde de aynı nahif bakış, düşünen ve düşündüren bir yaklaşım vardır. “Hayret” beyti şöyledir: “Adın yanımda geçince, içerim deniz oluyor,/Deniz çekilince yüzüm, sarı bir beniz oluyor.” Bir başka dörtlüğü olan “Gül ve Kül”de şu tasvirlerle karşılaşırız: “Gül bahçesine dönüyor, girdiğin her yer,/Çıktığın mekân oluyor bir yangın yeri,/Gül küle dönmez mi söyle, yanınca döner;/Değişmeyen ne var kal-u belâdan beri.”

Şairimiz, arada bir şiirinde nükteye de yer verir. Hatta mizahın seviyeli tonlarını muhtelif mısralarına aktarır. Tıpkı ‘sevgili dostu, ağabeyi merhum avukat Yalçın Nakiboğlu’na adadığı “İkisi de Hoş” dörtlüğünde olduğu gibi: “Kimle, nerede tanıştırsa/’Edebiyat doktoru’ mutlak derdi bana,/Her nedense bak ki şansa/ ’edebiyat hastası’ olmak yetti bana.”

Her şairin az çok bir şiir tarifi vardır. Bu tanımları okur geçeriz ama daha ziyade şairin şiirine bakar, ahkâm kesiriz. Nakipler’in “Şair ve Şiir” tanımı ise şöyledir: “Kelime, şair elinde/Ateşten bir balmumudur/Hisle de verniklenirse/Asıl şiir işte odur.”

SONSUZLUK ÖZLEMİ

Şairimiz her zaman sonsuzluğa özlem duyar. Ona göre bu geçici, üç günlük fani dünya, insanoğlunun sınır tanımaz isteklerine ve ihtiras yüklü taleplerine cevap veremez. “Ağaç yontulur kalem olur/İnsan yontulur âlem olur.” diyen sanatkârımız, Dünyam adlı şiir kitabında “Hadi Ne Bekliyorsun?” diye sorar muhatabına. 1971 yılında ise İstanbul Topağacı’nda şu mısralara sığınır:

Ay, tül tül çırpınır bulut içinde;

Yaş, gül gül dökülür umut içinde;

Yürek, kafesinde seni bekliyor;

Bir bülbül misali gel tut içinde.    

O, karamsarlığa düşmeyenlerden, kötümserliğe yuvarlanmayanlardan, umudunu hiçbir vakit yitirmeyenlerdendir. Geleceğe hasretle, ümitle ve sevgiyle bakanlardandır. Sağanak Altında adlı şiir kitabında bu yolda beyitlere, kıtalara, şiirlere imza atar. 1995 yılında kaleme aldığı “Gelecek Umuttur” dörtlüğünde bize bu hissini açıkça fısıldayıverir:

Yanlışlar doğrulara temel olamaz,

Yaprak, açılıp solmadan gazel olamaz.

Gül, şimdidir, şu an; bu tomurcuk, yarın

Geçmiş, asla bu günden güzel olamaz.

VEFALI DURUŞ

Şairimiz, her has sanatkârın taşıdığı özge özelliklere sahiptir. Mesela vefalıdır, kadirbilir bir mizaca sahiptir. Öğretmen eşi Bahriye Hanım 15 Ekim 1944 tarihinde Bilecik Bozüzük’te doğmuştur. Her fani insan gibi o da 1 Ocak 1993 tarihinde yaşadığı İstanbul Beşiktaş’ta hayata veda eder ve Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilir. Şairimizin, 10 Mayıs 1993 tarihinde ona yazdığı “Yazıt”, bir eş olarak yaşadığı acıyı gösterdiği gibi vefalı davranışını da yansıtıyor. Bahriye Hanım’ın mezar taşına da yazılan dörtlüğü okuyalım:

Rüzgâr da hevessiz ölümünden bu yana,

Artık kokun gülde değil, yaprakta değil.

Sırça Taç Mahal’ler yaptım gönlümde sana

Sen orada gömülüsün toprakta değil.

Sabri Galip Nakipler’in vefalı yönünü sadece dostları, komşuları, akrabaları görmez. Çok iyi yetiştirdiği iki değerli oğlu da bu sevgiden nasiplerini alırlar ve şiirine konu olurlar. Sağnak Altında, bir bakıma sevginin şakır şakır yağdığı yağmur damlaları, mısra taneleridir. Merhum şairimizin oğlu Onur’a 1995’te adadığı “En İyiyi Bulmak” belki de en içten, en güzel, en anlamlı şiirlerindendir:

Seni sevenleri sevmek, bir vefa borcudur belki,

Sevmeyeni sevebilmek, özveri harcıdır belki.

Sever görünmekten iyi, seni seveni sevmemek,

Sevmeyeni sevememek, bir denge hurcudur belki.

Kitap bizi ardından hevesle sürüklüyor. 33. sayfaya varıyoruz. Bu sefer de oğlu Egemen’e ithaf ettiği “Umutsuzluğa Yer Yok” şiiriyle selamlaşıyoruz. 28 Haziran 1995 tarihinde günışığına çıkan şu mısralar ne kadar aydınlık, ne kadar erdemli ve ne kadar iyi duyguları besliyor. Okuyanlar, mutlaka görür, anlar ve sever:

Mutlu, gerçeği bulandır; unutma!

Gerçek daima yalandır; unutma!

Sen, sev ve doğru ol; çalış ve üret!

En yansız yargıç zamandır; unutma!

HAYATA DAİR MESAJLAR, BAKIŞLAR

Sabri Galip Nakipler sadece aşk, sevda, sevgi, vefa ve dostluk şiirleri yazmamıştır. Arada bir hayatın eksik taraflarına da dokunur. Yanlışları işaret eder, hataları gösterir, yapıcı eleştirilerde bulunur. Mesela bencilleri fena hâlde iğneler, onların zaaflarını mısralarının ışıldağıyla aydınlatır, ortalığa saçar. Sen Niye Bu Kadar Güzelsin kitabında bu tür iyi hiciv örneklerini buluruz. Bulur, okur ve bu sahici mısralara tutunuruz. Bu şiir parçaları bazen bir deyimden ilham alır, bazen de bir atasözünden doğar. “Rabbena…” onlardan biridir, şöyle ki:

Nalıncı keseri gibi

Hep kendine hep kendine.

Almaya çok alışmışsın

Biraz da vermeyi dene.

Görüldüğü gibi şairimiz hece ölçüsünü çok sağlam bir şekilde kullanır. Akılda kalan, kulağa hoş gelen, kalbe yerleşen, unutulmayacak mısralarla şiir severlerin gönlünde sağlam bir taht kurar. Kendince iyiliklerden örülen bir şiir dünyası meydana getirir.

Şairimizin mistik yönü herkese açık değildir, kapalıdır. Pek ayan beyan yazmaz bu tür iç şiirlerini. Ama bazen de kendini tutamaz ve sağlam inancını herkese ifşa etmekten de çekinmez. 15 Nisan 1999 tarihinde kaleme aldığı “Tanrım” bu tür inanma ihtiyacını gösteren nadir şiirlerindendir:

Sen bilirsin, ben bilemem bir şeyi,

Ben bilemem, sen bilirsin her şeyi,

Sen “Bil!” dersen ancak bilebilirim,

Güzel şeyi, iyi şeyi, şer şeyi…

YAŞ GÜNÜ HATIRASI

Galiba şairlerin en çok sevdiği günler doğum günleridir. Bilhassa sevdiklerinin dünyaya geldiği günleri özlemle bekler dururlar. Niçin? Çünkü onlara en güzel armağanı, en iyi hediyeyi sunacaklardır da ondan. Nedir bu verilecek olan ödül? Elbette şiir! Bir doğum gününde iyi bir şairden şiirle armağan alan bahtlı insanlardan daha bahtiyar kimdir? Onlardan daha şanslı birini tahmin edebilir misiniz? Şairimiz de sevdiği birine “Yaş Günü” hediyesini çoktan hazırlamıştır. Üstelik takdim etmek için, kalbi kıpır kıpır, pür heyecan beklemektedir bile. Öyleyse bu heyecana biz de katılalım isterseniz ve sahibini bilmesek de bu mısraların zarafetine ve ihtişamına selam durup bir parça nazar edelim:

Şölen var gökyüzünde

Dağda denizde düğün.

Hiç sorma “Niçin?” diye!

Çünkü sen doğdun bugün.

 

ÇAYI KOY GELİYORUM

Bazı kitap isimleri çok güzeldir. Muhtevalarını bilmeseniz de bu adlar, geçmişte hayatımızda yer alan ve gürül gürül yanan eski saç sobalar gibi ısıtıverir yüreklerimizi. Mesela iyi hikâyecimiz Sait Faik Abasıyanık’ın Semaver’i böyle bir kitap ismidir. İçindeki hikâyeleri okumasanız da kitap ismi yetmiştir size. Övünmek gibi olmasın ama belki de şairimizden ilham alarak yazdığım hikâyelerden oluşan Sefertası kitabım da böyle bir çalışma olarak şahsi yazı tarihimdeki müstesna yerini aldı. Birçok kişi adını merak edip, geçmişe dalıp Sefertası’ndaki hikâyeleri, hatıraları okudu ve sevdi. İşte bu kabil kitaplardan birini daha size işaret edeyim Sabri Galip Nakipler’in Çayı Koy Geliyorum kitabı. 2014 yılında okurlarına ulaşan bu kitabın içindeki güzel şiirler bir yana ismi bile sizi kanatlandırmaya ve ötelere doğru yolculuk yaptırmaya, ufuk turuna çıkarmaya yetiyor. H. Hüseyin Yalvaç, kitap hakkında kaleme aldığı yazıda, “Elinizdeki, Çayı Koy Geliyorum adlı bu kitap, Sabri Galip Nakipler şiirinin anayasası. Demini almış, birikmiş ve sizi şiir yolculuğuna çağırıyor.” diyor. El hak doğru söylüyor. Nitekim eser, diğer kitapların üstünde, durmuş oturmuş, demini almış şiirlerle sizi alıp ötelere davet ediyor. Hadi tadımlık da olsa bir dörtlükle yetinelim şimdilik ve “Bir Özenti Olabilir mi?” başlığını taşıyan soruyu merak edelim:

Bulutlar da ağlıyor -benim gibi- ne tuhaf

Onların da mı kalbi aşk okuyla yaralı?

Eğil, dokun, dikkat et; acaba hangisi saf?

Yağmur damlaları mı, yoksa gözyaşları mı?

Aziz okuyucu, sana bir sır vereyim mi? Ömrümün yarım yüzyıllık bölümünde yitik değerlere eğildim. Onları inceleyip edebiyat çevrelerinin dikkatini çekmeye çalıştım. Bu hususta yazılar yazıp durdum. Şüphesiz bu tür tanıtım ve değerlendirme yazıları önemlidir. Ama esas olan söz konusu şair ve yazarların kitaplarına ulaşmak, onları okumak ve gerçek bir kanaat sahibi olmaktır. Bu yazı da böyle bir tecessüse, meraka ve ilgiye vesile olabilirse kendimi bahtiyar sayarım. Bir şairin veya yazarın gerçek değerini o zaman daha iyi anlamak, özünü kavramak mümkün olabilir. Benden söylemesi…

Şu garip yeryüzünde hak ettiği namı, şöhreti görmeden ama şiirin saltanatını da, kimseye mihnet etmeden kendi gönlünce yaşayan iyi şair Sabri Galip Nakipler’i rahmetle, saygıyla anıyorum. Ruhu şad, mekânı cennet olsun. O, şüphesiz has edebiyatçıların gönlünde yaşayacaktır.

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir