Cemil Meriç, “Memleketlerini yaşanmaz bulanlar, memleketlerini yaşanmazlaştıranlardır” diyor. Kendi memleketinde doğup, büyüyüp, okuyan ve yaşamını devam ettirme bahtiyarlığına sahip nadir insanlarla karşılaşmak mümkünken, toplumun fertlerinin büyük çoğunluğunda, doğduğu şehir ile doyduğu şehir farklı olmaktadır. Kimi zamanda gurbet bir tercihtir.
Alper Lütfi Göncü, “Nihayetinde bir şehri yaşanabilir kılıp güzelleştiren temel unsur, orada yaşayan insanların dostluk ve samimiyeti ile aidiyet duygusudur. Sohbetimiz bol, neşemiz daim olsun…” sözleri ile nihayetlendirirken Niğde Şehrengizi’ni; ilk sayfadan itibaren okuruyla derin bir sohbete başlıyor.
Şehrengiz, Klasik Türk edebiyatında bir şehrin güzellerini ve güzelliklerini anlatan manzumelerdir. Şehrengizlerin ilk örneklerine 16. yy.’da rastlanmaktadır. Alper Lütfi Göncü, ilkokul dördüncü sınıfa kadar, çocukluğunun en güzel günlerini sokaklarında geçirdiği Niğde’nin hikâyesini yazmayı bir vefa borcu biliyor.
Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın
Bu şehir arkandan gelecektir
Aynı mahallede kocayacaksın
Aynı evlerde kır düşecek saçlarına
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda
Başka bir şey umma… Kavafis
Dr. Kâmil Uğurlu, takrizlerinde, “Her şehrin mutlaka Şehrengiz’i yazılmalıdır” kanaatine dikkat çekiyor. İnsan gelip geçse de şehir dönüşümlerine rağmen hep vardır, canlı dinamik bir yapıdır. Şehirleri yazmak kadim ile yeni dinamiği birleştirme inceliği isterken bir taraftan da hatıraların zaman tünelinde kaybolma tehlikesi gibi zorlukları taşır. Göncü, eserinde yaşanmışlıkları, aile arşivinden istifade ettiği hâlde olabildiğince nesnel bir yaklaşım sergilemektedir. Bir Niğdeli olmasa da okur sayfalarda kendinden ortak noktalar bulabilmekte, bilmediği, ilk defa karşılaştığı bilgiler ile hayret ve merakla okuma tecrübesi yaşamaktadır. Kâh bir dizi kâh bir belgesel tadında son derece sürükleyici bir üslup ile tarihten bugüne Niğde seyahati yapmak son derece keyiflidir.
Sultan III. Mustafa’nın Fermanı, Niğde’de Eşkıyalık, Niğde Bağları, sineması, elmaların yongası, kavurga partileri gibi bölümleri okurken Süheyl Ünver’in Niğde notlarını da okuduktan sonra Niğde’yi ziyaret etmemek ne mümkün:
“Sizler bu Niğde denilen şehirde değil, bir Selçuk müzesi içindesiniz. Bunlara merak, anlam muhafaza eder. Bir eserden bir taş düşünce adeta matem tutun. Biz bu vatanda onlarla varız. Bunların yalnız meraklısı değil tiryakisi de olun. Sizlere yetecek kadar maddi olun. Para getirmez şerefli işleri ihmal etmeyin.”
Niğde Şehrengizi’ni, Niğde aşkı ile ülkesinin her karış toprağına âşık okurlarıyla buluşturan Alper Göncü, şehri ile barışık, şehrinin kadim yönlerini okuru ile keşfederken başka şehirlerin kaleme alınması gerekliliğine de ilham oluyor.
Hülya Günay

- NİĞDE ŞEHRENGİZİ; KÖKLERİ DERİNDE BİR ŞEHRİN HİKÂYESİ - 31.03.2026
- VEFA SEMTİNE UĞRAYANA BOZA VERİR GÜZEL NEŞE - 30.01.2026
- SAİT FAİK’İN KÖŞKÜNDE YAZI DÜNYASININ ŞİFRELERİNİ KEŞFETMEK - 23.01.2026
- BELGRAD ORMANINDA DÖRT MEVSİM - 17.01.2026
- ASYA AVRUPA’DAN LATİN AMERİKA’YA İSRAFİL KURALAY GÜNLÜKLERİ - 10.01.2026
- GAZZE’Yİ UNUTMAYAN GALATA’DA GELEN YIL GEÇMİŞ YILDAN GÜZEL OLSUN - 02.01.2026
