Ah İstanbul, her yeni yıl sabahı Ayasofya’da kılınan sabah namazı ardından Eminönü’ne doğru halka halka büyüyen, genişleyen Galata’ya kadar akan bir okyanusu bağrında taşırsın. Gazze için o an her şeyi yakıp yıkacak gücü gönlünde bulan, kadını, erkeği, genci, çocuğu tamamlayan diri şehir, şehirlerin sultanı.
1 Ocak sabahı, Galata Köprüsü’nde yüz binler “Sinmiyoruz, susmuyoruz, Filistin’i unutmuyoruz,” eylemi ile İstanbul’dan dünyaya Gazze’yi hatırlattı. Güzel İstanbul’un güzel Galata’sı Türk bayrakları, Filistin bayrakları ile bezendi, bir gece öncesinde Galata Kulesi’ne Filistin kefiyesi asıldı.
Sabah saatlerinde, İstanbul’un kendine has soğuğu ile yürüyüş yapan, Gazze için gönülleri yorgun, kırık, bir taraftan da dünyaya haykıracak kadar cesur insanlara öğle saatlerinde kar sevinci lütfetti Yüce Mevlâ. İstanbul’un birçok ilçesinde etkisini gösteren kar Fatih İlçesi’ne, Eminönü’ne henüz düşmemiştir. Her sene de aynı olur. Böyledir nazlı İstanbul…
Evden çıkarken bakarsınız hafif hafif kar tanecikleri uçuşuyor, Haseki’den Sirkeci-Eminönü Tramvayına binersiniz Sultanahmet durağında sizi kar fırtınası karşılar. Öyle ki yolda göz gözü görmez, kar insanın suratını bıçak gibi keser. Eskilerin dediği gibi, “Kalın giyin çözümü vardır çıkarırsın üstünden, ince giyinirsen çözümü yok donarsın.” İşte öyle bir İstanbul öğleden sonrası… Gazze yürüyüşü nedeniyle tramvaylar durmuş, birtakım yollar kapalıdır ve sıkı bir yürüyüşçü olmak icap eder. Zaten İstanbul da yürüyerek tadı çıkarılacak bir şehirdir.
Okuma ve yazma hayatınızın merkezinde olursa yeni yılın ilk gününü Cağaloğlu’nda yayınevinde, ilk alışverişini de kitap alarak yıla başlarsınız. Sadece iki saat geçmiş, henüz montunuzun yaşı kurumamıştır ki bir ikindi namazı kılıp camiden çıktığınızda kaldırımların kuru olduğuna şahitlik edersiniz.
Eminönü sahil hattından yürüyerek, IMÇ Blokları üzerinden Zeyrek’e çıkınca manzara doyumsuzdur. Bir tarafında kar toplayan İlâhî sanat eseri bulutlar, karşısında bulutları delen güneşin huzmesi. Soğuğa, ıslanmaya aldırmayan insanlar bu defa kapısında, “Edep Ya Hu” düsturu ile ziyaretçilerini karşılayan, Mehmed Emin Tokadî’yi ziyaret ederler.
Kadınlar Pazarı kalabalık, martılar şendir. Camileri, tekkeleri, çarşıları ile sokak sokak, mahalle mahalle parça parça görünse de bir tepeye çıkıp bakınca aslında İstanbul eşsiz bir tablo, bir bütünlük, uyumdur. Fatih İlçesi’nin her köşesinde hayat içten içe kaynar. Kıztaşı’nda muhallebicisi, Vefa’da bozacısı, neşeyi, öfkeyi, nezaketi, kabalığı ile zıtlıkları taşıyan insanıyla İstanbul her vakit canlı bir şehirdir. “Bir İstanbullunun gündelik hayatında bulunduğu yerden başka tarafı özlemesi çok tabiidir.” Diyen Tanpınar’a hak vermemek ne mümkün; Zeyrek tepesinden güneşin altında İstanbul’u temaşa ederken, Beykoz’da kardan adam yapmak özlemi içinizde saklıdır.
Erdemli insanları Gazze eyleminde birleştiren Galata’dan bir mesaj daha var: Gelen yıl geçen yıldan daha iyi olmalı. İyilikleri özendirip, kötülükleri önlemede bir ışık gibi çevremizi aydınlatma ferasetimizin olacağı bereketli bir yıl olsun.
Müzeyyen Hülya GÜNAY
- VEFA SEMTİNE UĞRAYANA BOZA VERİR GÜZEL NEŞE - 30.01.2026
- SAİT FAİK’İN KÖŞKÜNDE YAZI DÜNYASININ ŞİFRELERİNİ KEŞFETMEK - 23.01.2026
- BELGRAD ORMANINDA DÖRT MEVSİM - 17.01.2026
- ASYA AVRUPA’DAN LATİN AMERİKA’YA İSRAFİL KURALAY GÜNLÜKLERİ - 10.01.2026
- GAZZE’Yİ UNUTMAYAN GALATA’DA GELEN YIL GEÇMİŞ YILDAN GÜZEL OLSUN - 02.01.2026

Hülya Hanım, yazınız son derece içten ve yüreğe dokunan bir dil taşıyor. Okurken, 1 Ocak sabahı Galata’da yapılan Gazze yürüyüşü gözlerimin önünde yeniden canlandı. Kelimelerinizle o sabahın soğuğunu, kalabalığın sessiz ama kararlı duruşunu ve insanlığın vicdanla attığı adımları çok güçlü biçimde resmetmişsiniz. Galata, o gün adeta mazlumun yanında duran insanlığın şahidi oldu. Kaleminize, yüreğinize sağlık