Bu tasarruf sadece giyimde olmazdı, bilhassa yiyeceklerde de iktisada riayet edilirdi. Mesela ekmeğin çöpe atıldığını hiç görmezdik. Bırakın çöpe atmayı yere bir kırıntısı düşmüşse onu yerden hemen aldıktan sonra öpüp sonra da yüksekçe bir yere koymak en büyük vazifeydi. Mazide biz böyle bir terbiye ile yetişmiştik. Geçenlerde Sultanahmet’te, önünden geçtiğim bir lokantada dikkatimi çekti. Yemek artıklarının döküldüğü çöp kutusuna ekmek de atılmıştı. Aman Allah’ım! Bu ne gaflet! Sadece ekmek değil, yemek de atılmaz elbet. Bunlar çöpe dökülmez. O ekmek için insanların öldüğü günümüzde bu israf haramdır, günahtır, ayıptır. Gayretullah’a dokunur. Bilhassa dinî hassasiyetleri olan insanların bu konuda çok duyarlı olması gerekiyor.
İsrafa dair ayetler, hadisler, kelam-ı kibarlar çok. Hepsi az çok duyulmuş, işitilmiştir. Duyarız işitiriz de uygular mıyız? Genelde hayır! Kâinatın Efendisi Peygamber Efendimizin sevgili kızı Hazreti Fatıma’nın bütün çeyizinin bir bohça içindeki eşya olduğunu bilir, yeri gelince ibretle anlatırız. Peki, bu tevazuu örnek alan kim? Maşallah en yoksulumuzun çeyizini artık kamyonlar değil TIR’lar da taşıyamıyor.
İslam âlimi Bediüzzaman Said Nursî’nin Risale-i Nur Külliyatı çok kıymetlidir. Aralarında İktisad Risalesi var? Acaba kim okuyor ve kimler uyguluyor? Orada anlatılan bir kıssa var. Masal değil gerçek: Sanki Yedim Camii’nin ibretli hikâyesi: Birisi, ihtiyacının dışında bir şeyler yemek istedikçe “Sanki yedim” deyip bedelini bir kenara ayırıyor. Bu zat, sonunda, asırlardır müminlere hizmet veren, Fatih’teki Sanki Yedim Camii’ni yaptırıyor. Eserdeki söz mühimdir: “Sanki Yedim Camii’ni yiyebilirdi, yemedi.” Bizler her yıl kim bilir ne çeşmeler, ne medreseler, ne mescitler, ne hayır hasenatları oburca yiyip bitiyoruz? Ama asla bunun farkında olmadık, olmuyoruz.
Gönül insanlarımızdan ve eski siyasetçilerimizden Said Yüce, hattat Muhsin Demirel ile İstanbul İlim ve Kültür Vakfı adına yaptığı “Nurdan Damlalar” video sohbetinde çok hoş bir nükte anlatmıştı. Tarih, 14 Eylül 2021 Salı. Said Bey şöyle demişti: “Geçenlerde bir arkadaşla karşılaştım. Bir hayli kilo almıştı. “Ne yaptın, bu kadar kiloyu ne zaman aldın?’ diye sorduğumda şu cevabı verdi: “Ağabey biz ayetin yarısı ile amel ettik ama diğer yarısını ihmal ettik.”Hayret etmiştim: “Hangi ayet bu?”Cevap hemen gelmişti. Şu ayet: “Külü veşrebu” diye başlayan ayet-i kerimeye tam uydum. Yani yiyip içtim. Ama ayetin devamı olan “Velâtusrifun” (İsraf etmeyin) bölümüne ne yazık ki uymadım. Yemekte israfa kaçtım. Başıma da bu hâl geldi.”
Prof. Dr. Sefa Saygılı, “Üstad Mehmed Şevket Eygi ile 45 Yıl” başlığıyla Gerçek Hayat’ta (22 Ağustos 2019) yazdığı yazıda merhum yazarla ilgili hoş bir hatırayı bizlere anlatıyor. Yüzlerde tebessüm uyandıran bu anekdotu da paylaşalım: “Kendisi az yerdi. Bizim de yemeğe düşkün olmamızı istemez, fazla yediğimizi görürse ikaz ederdi. Bir defasında Bulgaristan Plovdiv’de (Filibe) sabah kahvaltı için lokantaya indik. Dr. Ali Akben ile şöyle bir plan kurduk. Önceden o görmeden zengin açık büfede bir şeyler yedik. Sonra hiç yememiş gibi Şevket ağabey ile tekrar sofraya oturduk. Kibar bir şekilde az miktar kahvaltılık alıp gelince hemen, ‘Siz daha önce yemişsiniz. Yoksa böyle az yemezsiniz.’ deyip hilemizi anlamıştı.”
Bugün dünyada artık herkes kemerleri sıkıyor. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinden Almanya, İngiltere, Fransa gibi ülkelerin de tasarrufa yöneldiklerini, iktisada riayet etmeye başladıklarını görüyoruz. Savaşlar istenmez, iyi değildir. Ama Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden ve iki ülke arasındaki savaştan sonra yeryüzündeki bütün insanlar sahip oldukları nimetlerin farkına varmaya ve kıymetlerini daha çok bilmeye başladı. Eh ne diyelim: “Kahır içinde lütuf…”
Eski muhafazakâr siyasetçilerimizden Ferruh Bozbeyli, Ezel Erverdi büyüğümüzün hazırladığı Rahmi Eray Milliyetçilerin Ağabeyi kitabında anlatıyor. Merhum Rahmi Eray’ın bir ‘son fayda teorisi’ varmış. Bir bakıma eşyaları ve nimetleri son vaktine kadar kullanmak, israf etmemektir ‘son fayda’… Bakalım merhum Ferruh Bozbeyli bunu nasıl anlatıyor: “Bazen, sohbetin bir yerinde, son fayda meselesi de ortaya çıkar onun hakkında da konuşmalar olurdu. Bizlere sualler sorardı. ‘Bir gömlek eskisinin, bir çanta eskisinin son faydası nedir?’ derdi. Buna: ‘Fıkaraya veririz’ yolunda verilen cevapları beğenmezdi. Onlara, Mevlâna’nın şu fıkrasını hatırlatırdı: “Eğer kendimiz için ayırdıklarımızla, fakirler için ayırdıklarımızdan bir pazar kurulsa; fıkaranınki bitpazarına, bizimkiler de Kalpakçılar Çarşısı’na benzeyecek.”
Nurettin Topçu’nun talebelerinden Ferruh Bozbeyli, aynı kitapta Rahmi Eray ile ilgili hatıralarına devam ediyor: “Bir gün, bir tramvay biletinin son faydasını sormuştu. Bir arkadaş: ‘Yakarız, enerjisinden istifade ederiz.’ diye cevap verdi. Ağabey: ‘Evet bu da güzel ama ben onu sadece kâğıt kırpıntısının atıldığı çöp kutusuna atardım. Çünkü benim özlediğim memlekette, bu sepettekiler toplanır, kâğıt fabrikasına gönderilir.’ demişti.” Rahmetli Rahmi Eray, bugün bazı belediyelerin, birçok köşe başında cam kırıkları ve eski kâğıtlar için ayrı ayrı çöp kutuları koyduklarını görseydi herhâlde çok sevinirdi.
Geçenlerde bir haber görmüştüm: “Ülkemizde günde 6 milyon ton ekmek çöpe gidiyor.” Haberi okurken gözümün önüne Gazze’deki masum çocuklar geldi. Yerlere dökülmüş unları toplayan ve ekmek yapılıp yensin diye bu tozlu unları annelerine götüren aç çocuklarımızı hatırladım. Bir yandan korkunç şatafat, öte tarafta bu açlık. Kendimizi hiç kandırmayalım. Biz Müslümanların hesabı çok çetin olacak.
Kamudaki israfların önlenmesi için bir kanun maddesi çıktı. Güzel ama bunun ciddi olarak takip edilmesi lazım. Her memur, müsrif olan diğer memuru ikaz edebilmeli. Gerektiğinde bir öğrenci, kullanılabilir kâğıdı çöpe atan öğretmenine bu tasarrufu hatırlatmalı.
Şaka değil, dünyada bir felaket, yani Üçüncü Dünya Savaşı bekleniyor. Emperyalist ülkelerin iştahı yine kabarmış görünüyor. Başta Siyah Kıta Afrika olmak üzere sömürdükleri ülkelerden tek tek kovuluyorlar. Bir şekilde yeniden dünyayı soyup soğana çevirmek ve günlerini gün etmek istiyorlar. Eski haşmetli günlerini özlediler zahir. Peki, buna güçleri yetecek mi? Sanmam! Bence başta Afrika ve Asya olmak üzere bütün dünyanın gözü açıldı. Türk dünyası ve İslam âlemi yavaş yavaş da olsa intibaha geliyor. “Beşli çete” olarak bilinen ABD-İsrail-İngiltere-Fransa ve Almanya’ya karşı bütün dünya ülkeleri teyakkuz hâlinde…Türk dünyası ve İslam âlemine diğer mazlum ülkeler de katılmalı, “Vahşi Batı”ya karşı güçlerini birleştirmeli, birlikte savaşmalılar. Ancak bu şekilde kötülükler sona erdirilebilir. O zaman Siyonizmin egemen olduğu bu azman, kudurmuş ülkeler hadlerini bilecek, hızlarını kesecek, geriye çekilecekler. Aksi takdirde dünyanın altı üstüne geliyor. Zira “Küfür devam eder, zulüm devam etmez.” Rabbim, dünyaya huzur ve barış, Müslümanlara akıl, fikir, şuur, feraset ve basiret nasip etsin. Mutasavvıf şair İbrahim Hakkı Hazretleri gibi diyelim: “Mevla görelim neyler/Neylerse güzel eyler.”
Mehmet Nuri Yardım
- MİLLÎ EDİBİMİZ SÜLEYMAN NAZİF EYÜPSULTAN’DA YÂD EDİLECEK - 31.12.2025
- S. AHMED ARVASİ YARIN EYÜPSULTAN’DA YÂD EDİLECEK - 20.12.2025
- EŞREF EDİB’İ RAHMETLE VE ŞÜKRANLA ANARKEN… - 09.12.2025
- YAZAR, FİKİR VE GÖNÜL ADAMI SÜCAATTİN ERDEM VEFAT ETTİ - 09.12.2025
- BURHANEDDİN KAYHAN YARIN EYÜPSULTAN’DA YÂD EDİLECEK - 27.09.2025
- PROF. DR. MEHMET MAKSUDOĞLU HOCA, KANÛNÎ SULTAN SÜLEYMAN’I ANLATACAK - 25.09.2025
- EROL MERMER, EYÜPSULTAN’DA RAHMETLE YÂD EDİLECEK - 09.04.2025
- PROF. DR. ŞABAN SAĞLIK HOCA, “İSTANBUL SOHBETLERİ”NDE - 03.04.2025
- MİLLÎ ŞAİRİMİZ VE MÜTEFEKKİRİMZ MEHMED ÂKİF ERSOY RAHMETLE YÂD EDİLECEK - 27.12.2024
- GÖNÜL İNSANI SABAHATTİN ZAİM HOCA, PAZAR GÜNÜ EYÜPSULTAN’DA RAHMETLE YÂD EDİLECEK - 13.12.2024
- EDİRNE’DE SAFİYE EROL RÜZGÂRI - 06.12.2024
- HASAN BASRİ ÇANTAY EYÜPSULTAN’DA RAHMETLE YÂD EDİLECEK - 06.12.2024
- ÖMRÜNÜ İSLAM’A VE KUR’AN’A ADAYAN MUSTAFA SUNGUR, EYÜPSULTAN’DA RAHMETLE YÂD EDİLECEK - 30.11.2024
- BÜYÜK OSMANLI ÂLİMİ, TARİHÇİSİ, SANATKÂRI VE DEVLET ADAMI İDRİS-İ BİTLİSÎ, EYÜPSULTAN’DA RAHMETLE YÂD EDİLECEK - 23.11.2024
- AHMET KEKEÇ PAZAR GÜNÜ EYÜPSULTAN’DA RAHMETLE YÂD EDİLECEK - 16.11.2024
