Eskader ve Fatih Belediyesi iş birliğinde düzenlenen Bâbıâli Sohbetleri Cağaloğlu Kitapçılar Çarşısı’ndaki Kahve Hane’de her perşembe kültür, sanat ve edebiyat dünyasından isimleri ağırlamaya devam ediyor. Bu bağlamda 438.nci programın konuğu “Yapay Zeka Çağında Habercilik” kitabının yazarı Yunus Emre Kabaoğlu oldu.
Kabaoğlu habercilik, gazetecilik ve kitle iletişim araçlarının tarihini özetledi ardından yapay zeka teknolojisi nedir, nasıl kullanılır, günlük hayatımıza kattığı artılar ve eksiler nelerdir gibi konulara değindi.
Gazetecilik adına ilk çalışmanın M.Ö. 59’da Roma’da devletin resmi işlerinin yazıldığı bir tabelanın şehrin merkezi yerine konulması olduğunu, bugünkü anlamda haberciliğin kökünün ise 1600’lü yıllara dayandığını anlatarak sözlerine şöyle devam etti;
O tarihlerde Almanya sınırları içinde yer alan Strasbourg’da John Carlos adında bir Alman tarafından kitap formunda basılan gazete “Önemli ve Anılmaya Layık Olayların Muhasebesi” ismiyle yayınlanıyor. Gazeteciliğin meslek olarak gelişmesi ve günlük ya da haftalık siyasi derleme şeklinde yayınlanması endüstri devrimi ve matbaanın icadıyla mümkün oluyor. Trenler işin içine girince uzak mesafelere dağılımın önü açıldı, dolayısıyla haberler çok uzak mesafelere çok daha kısa sürede gidebildi. Bununla birlikte okuryazarlık da arttı. O dönem 100 kişiden 5’i biliyor ise 100 kişiden 15’e çıktı. 1800’lerin Amerikası’nı anlatan ve Tom Hanks’in oynadığı Dünyadan Haberler isimli filmde, Tom Hanks bir gazete alıp ülkenin dört bir yanına gidiyor ve kiliselerde Amerika’dan ve dünyadan haberleri okuyor. Kafamızda canlandıracak olursak bu filmdeki gibi bir dönem.
Endüstri devrimi ile beraber Fransız devrimi patlak verdi. Amerikan devrimi patlak verdi. Ve ortaya yeni sınıflar çıktı. Bu sınıflar kendine yer bulma mücadelesine girişti. Hatta meşhur bir hikayedir. Fabrikalarda öğle yemeği meselesinden pek çok insan katledildi. Tabi yer bulma mücadelesinin en büyük ayağından biri de enformasyon. Dolayısıyla insanlar kendi gazetelerine edinmeye başladı ve bu da bir kilit taşı oldu. Böylece gazetecilerin önü biraz daha açıldı. Endüstri devriminin bir diğer etkisi maliyetlerin düşmesi. Baskı maliyetleri düştü. Kağıt maliyetleri düştü. Dağıtım daha da kolay hale geldi. Gazete çok daha satın alınabilir bir araç haline geldi. Tabi bunlar 50-100 yıllık periyodlar içerisinde her şey birbirini tetiklemesiyle gelişti.
19. yüzyılda telgraf ve daktilo hayatımıza girdi. Önce dergi ve gazeteler sonra da radyo ve televizyon haberciliğin araçları haline geldi. 1970’lerde bilgisayar, 1990’lardaysa internet haberciliği başladı. Bu Web 1.0 dediğimiz süreçtir. Bu tarihe kadar iletişim hep tek yönlü. Gazete, radyo, televizyon, internet haberi veriyor okur alıyor. 2000’li yıllarla birlikte etkileşim denen kavram hayatımıza girdi ve iletişim çift yönlü olmaya başladı. Okurlar internet üzerinden haberlere yorum yapmaya başladı. Bu tarihten sonra Web 2.0 dönemi başladı.
Reset yenilenme demek biliyorsunuz. İlk reset 1. Dünya Savaşı’yla birlikte yaşandı. 1. Dünya Savaşından önce hiçbirimizin cebinde nüfus kağıdı ve pasaport denen bir şey yoktu. İnsanlar gayet rahat dolaşıyordu. Dünya imparatorluklara emanetti. Demokrasi ya da ulus devlet denen bir şey yoktu. 1. Dünya Savaşı’yla beraber imparatorluklar yıkıldı yeni bir dünya inşa edildi. Büyük yenilenme 1.0 İmparatorlukların devrilip, ulus devletlerin yükselmesi ve hayatımıza yeni kavramların girmesiyle oldu. Pasaport, vize, nüfus cüzdanları. Bu dünya 1.0’da. İşte demokratik rejimlere geçilmesi. Dünya 2.0’da da karşımızda artık fiziksel olmasından ziyade sanaldan ilerleme gerçeği var. 2010 yılında üniversitede hocam dedi ki “Biz televizyon kumandasıyla süt sipariş edeceğiz”. Ben bunu 2050 falan diye düşünüyordum ama şuan pek çok işimizi artık sanaldan yapıyoruz.
Değişim çok hızlı. Dünya 2. resetin eşiğinde. Peki gelecekte bizi neler bekliyor. Şimdi yapay zekada büyük fırsatlar mevcut. Yayıncılar ve yazar olarak kapak tasarlamak artık çok daha kolay. Kapağında şu olsun bu olsun dersiniz size bir şey çıkartır. Birkaç saniye içerisinde doğru kelimeleri kullanarak kitabınız için bir fragman hazırlayabilirsiniz. Redaksiyon yaptırabilirsiniz ya da ben şu görüşü yazmak istiyorum kitabımda ama bununla ilgili kaynak araştırmasına vaktim yok. Bununla ilgili bana bir görüş söyle dediğinizde on saniye içerisinde size dünyadan elli farklı kaynak sunabilir. Yapay zekanın yaygınlaşmasıyla birlikte bazı meslekler ölecek mi? Mesela grafikerler artık olmayacak mı? Hayır. En iyiler kalacak. Profesyoneller ya da çok iyi düşünen insanlar yapay zekaya yön verecek. Ve meta evren yaygınlaştığında kitaplarımızı, resimlerimizi, şiirlerimizi hatta tek bir beytimizi bile NFT olarak satabiliriz. NFT dediğimiz şey dijital varlık. Dijital sanat eseri olarak düşünün. Bunu kim alacak demeyin. Yani şu an bile çok yüksek fiyatlara dijital NFT’ler satılıyor. İnsanlar meta evrende kendi malikanelerini oluşturup o kütüphanede orijinal NFT’lere yer vermek istiyor. Bu belki çılgınca gelebilir ama baktığımız zaman on yıl önce biz bunu hayatta satın almayız dediğimiz neleri satın aldık.
Bugün bir dava 3 yıl sürüyor. Yarın ne olacak biliyor musunuz? Hâkim diyecek ki falanca davanın emsalini bana bul diyecek, 10 saniyede emsal kadar karşısında. Arşiv taramaya falan gerek kalmayacak. Eczaneler kalkacak. Artık bankomatlardan alacağız. Çin’de insanlar bırakın ilaçlarını, arabalarını bankomatlardan alıyor. Bizim su aldığımız gibi. Bir kitap yazmak için, bir haber yazmak için bir arşivi sabahtan akşama kadar taramam gerekmeyecek. Yapay zeka 20 saniyede bana bunu verecek. Ben ikinci özel haberime geçeceğim.
Bu hıza nasıl yetişeceğiz? Yani süzülmenin de bir cazibesi var diyor ya ahlat ağacında zamanda süzülmenin. Tamamen konu bizle alakalı. Yani biz bu hıza yetişmek zorunda da değiliz. Yetişmek zorunda hissediyorsak yetişemeyiz. Ama her şey bu kadar hızlı akarken durmak istiyorsak dururuz. Önemli olan telefona esir olduğumuz gibi yapay zekaya esir olmamak. Yapay zekayı bir asistan olarak kullanmak. Yani bu bahsettiğimiz şeyler hep insanın kendi alışkanlıklarıyla alakalı. Yapay zeka teknolojisinin kendisiyle alakalı değil.




- BÂBIÂLİ SOHBETLERİ’NDE BU HAFTA; HALUK İMAMOĞLU İLE KARDEŞLİK HUKUKU - 15.04.2026
- KİTAP DÜNYAMIZ - 08.04.2026
- BÂBIÂLİ’DE BİR ZAMANLAR - 31.03.2026
- ESKADER GÜLHANE ŞİİR AKŞAMLARI -3- - 30.03.2026
- ESKADER BÂBIÂLİ SOHBETLERİ DEVAM EDİYOR - 25.03.2026
- “AH NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR…” - 20.03.2026
- VII. ULUSLARARASI KAŞGARLI MAHMUT HİKÂYE YARIŞMASI BAŞLIYOR - 16.03.2026
- GENÇLERE HİTAP - 13.03.2026
- ATEİSTLİKTEN MODERN ZAMAN DERVİŞLİĞİNE - 17.02.2026
- İKİNCİ ABDÜLHAMİT HAN’I ANMA VE ANLAMA PROGRAMI - 15.02.2026
- II. ABDÜLHAMİD DÖNEMİ - 12.02.2026
- SOYKIRIM KISKACINDA DOĞU TÜRKİSTAN - 10.02.2026
- BOZKIRDAN İNSAN MANZARALARI - 09.02.2026
- BOZKIRIN AYNASINDAN YANSIYAN YÜZLER - 03.02.2026
- AFGANİSTAN’DAN AMERİKA’YA DEVRİ ALEM - 27.01.2026
