ANAMIZ SEVGİDİR, BABAMIZ SEVGİ, SEVGİ ÇOCUKLARIYIZ BİZ

Yer damar damar, insan kısım kısım, derler. Sevda da türlü türlü.  Otuz dört yıl önce, 1991 yılını, Unesco Yunus Emre Sevgi Yılı olarak kabul etmişti. Dünyada etkinliklerle kutlandı. Mevlânâ’nın ciltler dolusu Mesnevisi’ni Yunus Emre “Ete kemiğe büründüm, Yunus gibi göründüm.” cümlesi ile özetlemişti. Yunus’u da Yunus diliyle bir cümlede özetlememiz mümkün. Bir ata sözümüz vardır: “Gül bahçemi gör de baharımı anla” diye. 

“Sevelim, sevilelim / Bu dünya kimseye kalmaz.” 

Olası ki, Mevlânâ, Yunus’un hocasıdır. Şöyle diyor:  

Anamız sevgidir, babamız sevgi, sevgi çocuklarıyız biz. Tanrı ışığıyız. Tanrı sırçası. Kendimizle bunca kavgamız ne? Aydınlık aydınlıktan neden kaçar böyle. Kuşkusuz ki, insan en yüce değerdir. O halde insanın insanı sevmeli, birbirine hoşgörüyle yaklaşmalıdır.  

Mevlânâ’ya göre: 

Sevgiyle acılar tatlı olur. /Sevgiden bakırlar altın olur. / Bulanık sular durulaşır sevgiden, / Sevgiden dertler şifa olur. / Sevgidir cansızlara can veren, / Sevgidir kul eder sultanları. /Bu sevgi de bilgiden olur… 

Türk tasavvufunun pîri Ahmet Yesevî “Peygamber buyruğudur. Kâfir de olsa, incitme insanı. Sevmez Allah, gönül inciten katı kalplileri” diyor.  

“Yetmiş iki millete / Bir göz ile bakmayan/ Halka müderris olsa, / Hakikatte asidir” diyen Yunus,  bu düşünceyi destekliyor. Tanrı insanı sevgiyle var etti. Varlığın temelidir sevgi. Sevginin ilerisi aşk. Yunus “Aşk gelince cümle eksikler biter.” diyor. Çünkü o, var olanı sever, var edenden ötürü. Evet, Sevgi türlü türlü… Tanrı sevgisi, Peygamber ve Ehlibeyt sevgisi, ana- baba- kardeş sevgisi, sıla sevgisi, yurt sevgisi.  

14 üncü yüzyıl tasavvuf şairlerimizden Eşrefoğlu Rumî, Tanrı sevgisini içten ve yalın olarak anlatmış:  

“Bir ben seni seven değil 
Cümle alemdir sevici 
Yüz bin ola her köşede 
Yoluna canlar verici 

Ben kim olam seni sevem 
Ya yoluna canım verem 
Sevenleri göriceğiz 
Ben de bir boynun eğici 
 
Varın sorun mürşitlere 
Var mıdır bu derde çare 
Hiç olur mu Dost’a ere 
Düşman ile dost olucu 
 
Düşman dediğim nefsindir 
Şol tama’ ile hırsındır 
Keser tama’ tamarını 
Dost’a aşıkım deyici 
 
Aşık nefsine uymadı 
Canını verdi doymadı 
Kim ki canına kıymadı 
Oldur ol yalan da’vici 

Böyle sürdürüyor Eşrefoğlu, sevginin ilerisi olan aşkı nasıl anlatıyor: 

Cihanı hiçe satmaktır adı aşk 
Döküp varlığı gitmektir adı aşk 
 
Elinde sükkeri ayruğa sunup 
Ağuyu kendi yutmaktır adı aşk 
 
Bela yağmur gibi gökten yağarsa 
Başını ona tutmaktır adı aşk 
 
Bu alem sanki oddan bir denizdir 
Ana kendini atmaktır adı aşk 
 
Var eşrefoğlu Rumi bil hakikat 
Vücudu fani etmektir adı aşk 

Eşrefoğlu’nun aşk tanımlayan şiirleri çok. Ondan altı yüz yıl sonra yaşayan Aşık Veysel, manevi aşkla, maddî aşkı nasıl birleştirmişti: 

Güzelliğin on par-etmez  
Bu bendeki aşk olmasa,  
Eğlenecek yer bulaman  
Gönlümdeki köşk olmasa  
 
Tabirin sığmaz kaleme  
Derdin dermandır yâreme,  
İsmin yazılmaz âleme 
Aşıklarda meşk olmasa.. 

İnsanlarda yaşamak içgüdüsünün temelini sevgi oluşturuyor. Umuyorum ki sevgililer gününde, dünyada bir pozitif enerji yoğunlaşacak. Çünkü, bütün sevgililerin kalbi, birbirleri için atacak. 

Sevgi, 
Bir gülücük, bir öpüş, bir alkış. 
Parlayan bir çift göz, bir damla gözyaşı; 
Katlanılan naz,  
Saran kol, okşanılan saç 
Yumuşak, sımsıcak. 
Gurbet onunla gurbet, özlem, onunla özlem.  
Yer çekiminden özgür, tüyden hafif,  
Bir büyülü duygu ki, dalga dalga yayılan,   
Esriği etmek için ulaşan.  
Sonsuz sıfırlı sayılarla bölünür,   
Işınlanır bütün yaratılanların yüreğine,   
Katlanır hücre hücre bölünür.  
Kana, cana karışır, girer beyinlere.  
Gözlere iner, iner dile, dudağa, gülücüğe. 
Gözden göze bakış olmalı sevgi,  
İçten içe yakış olmalı sevgi,  
Duygu duygu akış olmalı sevgi,  
Sevgi ile yarış olmalı sevgi.. 

Sevgililer gününe ilişkin türlü söylenceler var. Bunlardan yalnız birini aktarayım: 

Amerika’da Esther Howland’ın 1800’lü yıllarda, ilk Sevgililer Günü kartını yollamasından bu yana, günümüzde, toplumsal bir olay haline geldi. 

O gün bugündür her yılın 14 Şubat’ı Sevgililer Günü olarak kutlanmakta. 

Rahip Valentino, bir çiftin kavga ettiklerini görmüş. Bahçesinden bir gül koparıp gençlerin yanına gitmiş, onlara gülü uzatıp barışmalarını istemiş… Gençler kavgayı kesmişler ve gülü ellerinde sıkı sıkı tutarken aşklarının sürekli olması için yakarmışlar. Kısa bir süre sonra da nikâhlarını kıydırmak için Valentino’ya gitmişler. 

Ümit Yaşar Oğuzcan beyaz güllerin şiirini yazmış:  

Seni arıyorum kalabalık caddelerde, 
Tanımadığım insanlar geçiyor, sen yoksun… 
Perişan hayallerimin başladığı yerde, 
Sana sesleniyorum, duyuyor musun? 
 
Beyaz güller açtı bahçelerde, sevdiğin… 
Ya o karanfil, baygın kokulu çiçek. 
Gel yalnızlık bahçeme beyazlar giyin, 
Anladım ki bu ömür sensiz geçmeyecek. 
 
Odamı süsleyen ellerini uzat, 
Hazzından dile gelsin bastığın halı.. 
Açılsın sevincinden perdeler kat kat.. 
Işık ve ateş senin için yanmalı… 
 
Sonra çevir düğmesini, radyonun 
Sevdiğin musiki dolsun odama, 
Dinle şarkısını büyük koronun, 
Beni düşün! beni düşün ağlama… 
 
İçimden bir ses diyor ki sabret.. 
Sonu gelecek bu yalnızlığın, 
Bütün aynalar gülecek elbet, 
Açılacak kapılar ansızın.. 
 
Yalnız sen varsın beyaz gülüm, 
Evde bahçede ve sokakta, 
Bir eylül akşamı gördüğüm , 
O beyaz hayalsin uzakta.. 
 
Yakınsın yalnızlık kadar, 
Uzaksın yakınmış gibi, 
Sensiz yaşadığım yıllar 
Bu kadar güzel değildi. 

Yeter.. gel artık yeter.. 
Karanfiller açtı gel 
Kış bahçesinde , güller 
Beyaz güller açtı gel !! 

Mevlana’ya göre: “Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir. Sevgiden, dertler şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar kul olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir…”   

İnsanlarda yaşamak içgüdüsünün temelini sevgi oluşturuyor. Umuyorum ki sevgililer gününde, dünyada bir pozitif enerji yoğunlaşacak. Çünkü, bütün sevgililerin kalbi, birbirleri için atacak.  

Bir gün de olsa, yaşamla olan bağımızı kaybetmeyeceğiz. İçimizde biriken olum-lu duygular, pozitif enerjiler, sevgi olarak dışa vuracak, yaşlı dünyamızın atmosferini saracak.  

 Ahmet ÖZDEMİR  

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir