ATA SPORUMUZ RAMİ KÜTÜPHANESİ’NDE  

Okçular Vakfı’nın uzman öğreticilerinin eğitim vereceği atölye, okçuluğa yeni başlayacak olanlar ve bu güzel aktiviteyi tekrar deneyimlemek isteyenler için ilgililerini bekliyor. 27 Temmuz-29 Eylül tarihleri arasında 2 ay sürecek olan okçuluk atölyesi, haftasonları ve 11.00-13.00, 14.00-16.30 saatleri arasında, Rami Kütüphanesi F4  bahçede kurulacak. Atölyeye katılım ücretsiz olup katılımcılar için herhangi bir  yaş sınırı bulunmuyor ve randevu almak gerekmiyor.

Türklerin İslam’ı kabullenmeleriyle beraber savaş ve savaşçılık özellikleri yeni bir karaktere bürünmüştür. Özellikle cihat ve gaza anlayışları bu yeni karakterin oluşumunda birincil etken olmuştur. Okçulukla ilgili 40 kadar hadis- şerif bulunduğu bilinmektedir. 14. yüzyıldan itibaren  yazılan okçuluk risalelerinde ise yay ve okun ilk yapılışı Hz. Adem ve Cebrail’e dayandırılır.  Rivayete göre Cebrail (a.s),  Hz.Adem  ekinlerini yiyen kuşları öldürsün diye cennetten  yay getirir. Böylece yay ve oka ulvi bir karakter kazandırılır.

TOZKOPARAN İSKENDER 

Osmanlı döneminde yaşamış bir yeniçeri askerine dayandığı rivayet edilen Tozkoparan İskender’in hikayesi ise şöyle: 

Farsça bir kelime olan  kemankeş: Okçu, okçulukta mahâret sahibi olan kimse anlamına gelir. Yayın kirişi hayvan bağırsağından mâmul olup kirişin yaya bağlandığı kısımlara “toz” denirdi. Kemankeşlerden yayı öyle güçlü çekenler vardı ki bazen yayın toz kısımları kopar, bu sebeple kemankeşe de tozkoparan lakâbı takılırdı. Tozkoparan lakâbını alan târihteki en meşhur kemankeş, İskender’dir. Tozkoparan İskender, öyle güçlü bir yeniçeriydi ki; formunu korumak için uyurken dahi başında bir nöbetçi durur, kollarının kuvvetten düşmemesi için, sağına soluna dönüp kolu üzerine yatmamasını sağlardı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir