Sağlık sorunlarımız nedeniyle bu yıl yazlığa gitmek nasip olmadı. Geçmiş yılların yaz aylarından kalan güzel anılardan biri nazar ağacımızdı.
Yıllardır şezlongumu koyduğum yerde, kuruyan iğde fidanına komşumuz Hikmet hanım bir kaç nazar boncuğu asmıştı. Arkasından, Deniz, Damla, Nihan, Beste, Ece, Ümit, Armağan, Burcu, Pelin, Demet, Fatoş, Betül ve diğeri kardeşler yenilerini eklediler. Türlü nazar boncukları, allı, pullu, sarılı, yeşilli, ille mavili mavili kurdeleler sevgi odağımız olmuştu.
Her gün bir sürem nazar ağacının altında geçiyordu. Nazarlık ben miyim, iğde dalı mıydı, kim bilir ki?
Vecdi Bingöl’ün şiirleri, Sadettin Kaynak’ın şarkılarının bazıları Leyla üzerineydi. 40’lı, 50’li yıllarda Mısır’dan gelen sinema filmlerinin kız kahramanı Leyla’ydı. Filmlerin tüm şarkıları Leyla’ya özlemi çağrıştırırdı.
Leyla, Leyla!. Adı bile kimselere anlatamadığınız duygu iklimine sizleri sürüklerdi. Leyla, türkülerimizde de bir özge candı.
Neşet Ertaş’a “Bütün türküler Leyla için miydi?” diye sormuştum. Bozkır’ın koca tezenesi sözümün nereye geleceğini bildiği için çeviriverdi:
“Leyla bütün kadınların adı!”
Evet, Altınoluk Feneri İğdelik Koyu’nda, denize giren ve çıkanlara mavi kristal gözleriyle bakan mavi boncukların, rengarenk tüllerin Leyla ile ne ilgisi var?
Ayın on dördüydü. Gece “Nazar Ağacı”nın yanına sandalyemi çekip oturdum. Deniz sütlimandı. On dördüncü gün mehtabının yakamozları uzaklara kadar ulaşıyor, kıpır kıpır gülümsüyordu. Bir kadın göğüsün iki çıkıntısı gibi Kazdağları’nın silueti seçiliyordu. Deniz Kızı Eftalya’nın sesi kulaklarımda Yahya Kemal’in “Nazar” şiirini hatırlamaya çalıştım:
“Gece, Leyla’yı ayın on dördü
Koyda tenha yıkanırken gördü.
“Kız vücudun ne güzel böyle açık!
Kız yakından göreyim sahile çık!”
Baktı etrafına ürkek, ürkek
Dedi: “Tenhada bu ses n’olsa gerek?”
“Kız vücudun sarı güller gibi ter!
Çık sudan kendini üryan göster!”
Aranırken ayın olgun sesini,
Soğuk ay öptü beyaz ensesini,
Sardı her uzvunu bir ince sızı;
Bu öpüş gül gibi soldurdu kızı.
Soldu, günden güne sessiz, soldu
Dediler hep kıza bir hal oldu!…”
Bu şiirin tamamını hatırlamam mümkün değil. Ama şiirin anlattığı öykü mealen şöyleydi:
Ayın on dördü Leyla’yı ensesinden öpmüştü. O andan itibaren kıza bir hal olmuştu. Kalbinde derin kırık ve içten hıçkırık vardı. Dili susmuş, lal olmuştu. Aylarca yatar kaldı. Avutanların gözlerine, hüzünle derin derin bakıyordu. Ve nihayet, sır dolu bir rüzgâr esti. Herkes endişeli bekleyişteydi. Yumdu elâ gözlerini!… Evde bir vaveyla koptu. Odalar inim inim inliyordu: “Leyla! Leyla!” Koy kızları el bağlamış, diz çöküp ağlamaktaydı. Şiirinin sonu şöyle bitiyor:
“Nice günler bu seametli ölüm,
Oldu çok kimseye bir gizli düğüm;
Nice günler bakarak dalgalar,
Dediler: “Uğradı Leyla nazara!”…”
Yanı başımdaki iğde dalındaki nazar boncuklarına düşen mehtabın yansımaları yakamozlar içinde eriyordu. Eminim ki, bu nazar ağacı burada oldukça, Altınoluk’un İğdelik Koyu’nda Leylalar nazara uğramayacak.
Orhan Gencebay istediği kadar, “Sevenler boyun eğer gitme sana nazar değer / Nazar boncuğu takardım sen benim olsaydın eğer” desin. Bizim sahilde Leylalara da Mecnunlara da nazar yok gayri…
İğde ile nazarın ilişkisi hakkında bir iki cümle yazayım:
Anadolu’da evlere İğde dalı nazar boncuğu şap asılırmış. Yayığın çeçikleri (tulum çıkarılan hayvan derisinin ayak uçlarına bağlanan ağaçlar) uğurlu gelen ailenin bahçesindeki iğde ağacından alınırmış. Bazı yerlerde nazardan korumak için evlere, delik taş, kaplumbağa kabuğu, iğde dalı, iğde çekirdeği ve üzerlik asılıyor. Bazıları da nal çakıp iğde dalı asmakla yetiniyor. Bizim köylerimizde, nazara karşı, iğde çekirdeği delinerek çocuğun omzuna dikilirdi.
Nazar’ın bir negatif enerji olduğundan kuşku yok. Elbette bunlar batıl inanç, diyeceksiniz. Ama şu hadisi de sakın unutmayın:
“Nazardan Allah’a sığınınız. Nazar haktır; insanı mezara, deveyi kazana koyar”
Ahmet ÖZDEMİR
- MEHMET CEMİL CEM’İ TANIYOR MUSUNUZ? - 03.09.2025
- NİYAZİ YILDIRIM GENÇOSMANOĞLU - 26.08.2025
- M. FARUK GÜRTUNCA: “SEN NE GÜZEL BULURSUN, GEZSEN ANADOLUYU” - 08.08.2025
- AHMET KUTSİ TECER VE ÂŞIK VEYSEY’İN KEŞFİ - 28.07.2025
- DERDİM ÇOKTUR HANGİSİNE YANAYIM - 21.07.2025
- CAHİT KÜLEBİ: “SİVAS YOLLARINDA GECELERİ / KATAR KATAR KAĞNILAR GİDER - 24.06.2025
- HALİDE NUSRET - 14.06.2025
- HAK İÇİN KURBAN MI, KÜP İÇİN KAVURMA MI? - 02.06.2025
- ŞAİR EŞREF : “KENDİMİ HECVEYLEMEZSEM KAFİRİM” - 23.05.2025
- ŞU SONSUZ KOŞU - 17.05.2025
- TRAKYA’DA DALLIK, HIDIRELLEZ, KAKAVA, TAYA KADIN ŞENLİKLERİ - 05.05.2025
- YAYLALAR YAYLALAR - 30.04.2025
- ABRIL ESİNTİLERİ - 20.04.2025
- MISRALARIN NOTALARIN KANADINDA BAYRAM GEZMESİ - 29.03.2025
- ÂŞIK VEYSEL’İN HAYATA BAKIŞI - 21.03.2025
