Mevsimler içinde baharın, doğmak, umutlarla dolmak gibi bir özelliği var. En güzel resimlerin, en güzel şiirlerin, en güzel melodilerin bahardan ilham almasından, ya da bahara armağan edilmesinden doğal ne olabilir ki? Önce bir nostalji bahçesinde “Nisan Yağmuru” şarkısını mırıldanmaya var mısınız?
“Nisan yağmuru kadar
Kısa süren hayatımız
Durmaz hiç, saadet arar
Bir sevgiye canım kadar. …….”
Kimin gönül bahçesinin ortasına bir tatlı hüzün oturmaz ki nisan yağmurlarında? Kimin damarlarına ilk deli kanın yürüyüşü nisan yağmurlarının altında olmamıştır ki? Gözlerin gözlerde kayboluşu, ellerin ellere kenetlenişi, kalp seslerinin birbirinde yankılanması. Turhan Oğuzbaş’ın Nisan Yağmuru adlı bir şiiri vardı. Bir bölümü şöyleydi:
“Nasıl tutuldum sana bilemezsin / Sırılsıklamım / İliklerime kadar seninle doluyum şimdi / Nisan yağmurum benim, sultanım, yavru ceylanım / Gel otur yanıma ellerimi tut / Gel otur yanıma dudaklarıma yağ serin serin / Adını unuttum şimdi / Sensiz geçen bütün gecelerin”
Eskiler nisan yağmuruna “ab-ı nisan” derlerdi. Rivayetlere göre mi desem, söylencelere göre mi desem, nisan ayında istiridyeler sedefler, deniz dibinden su yüzüne çıkıp, yağmur tanelerini içine alır; inci, sedef yaparmış.
Geçtiğimiz aylarda, cep telefonuma bir mesaj düştü: “Dertlerimiz kum tanesi kadar küçük, sevinçlerimiz Nisan yağmuru kadar bol olsun. Bu mübarek geceniz sevapla dolsun.” Bu dileğe kim ne diyebilir? Çok geçmeden, bir internet sitesinde “Dertlerin kum tanesi gibi küçük, sevinçlerin Nisan Yağmuru gibi bol olsun. Öylesine mutlu ol ki gözlerinden akan yaş mutlu olmayı bilmeyenlere sadaka olsun” diye yazıyordu.
Abdurrahim Karakoç bir şiirinde diyor ki:
“…Kumral saçlarında nisan yağmuru / Yazın ak yüzünden gölgenin moru / Ağzından en serin, hem de en duru / Kayalardan akan kaynaklar öpsün ….”
Folklorumuzda “nisan yağmurları”ndan sıkça söz edilir. Denir ki:
Nisan yağmuru zemzem suyu gibidir, uğurludur. Nisan yağmurunda ıslanmak insana sağlık verir.
Kim diyorsa nisan yağmurunu ahmak veya aptal ıslatan diye. İnanmayınız. Onlar abdal kimdir aptal kimdir ayırdında bile olamayan ahmaklardır.
Anadolu köylüsünce yağmur rahmet sayılır; ikincisi ise, Şamani Türk kültürüne kökensel bağlılığını yüzyıllarca koruyabilmiş abdalların nisan yağmurunu -baharı ve bereketini imleyişinden olsa gerek- kutsal saydıkları ve her yağdığında altında özellikle ıslandıkları bilinmektedir.
Evrenin dört temel öğesinden olan su nisan yağmuru hâlinde toprağa rahmet diye iner de, insan ona yakalanmayı aptallık sayar mı? Varsın yağsın. Altında abdal misali ıslanmaya razıyım.
Nisan yağmurları, sık sık ama kısa kısa yağarlar. Toprak suya kanar. Çifçimizin yüzünü güldürür. Bereket sunar. “Martta yağsın, yağmasın / Nisanda yağsın dinmesin / Mayıs öğünsün / Mayısta yağsın yıl öğünsün” diyen köylülerimiz boşuna söylememişler.
Onun için nisan yağmurları hep dört gözle beklenilmiş. Gelmezse eller gökyüzüne açılıp dualar edilmiş. Çocuklarımıza bile “Yağmur” adı verilirken, nisan yağmurlarının, arılığını, temizliğini, doğallığın simgesi olduğunu gözlerimizin önüne getirmişiz. Yeşilliğin, yeniden uyanışın, çiçeğin, böceğin hasılı toprak ananın beklediği vuslat olmuş nisan yağmurları… O mis gibi saçılmış, onunla toprak da buram buram kokmuş. Hayat dolmuş. Bizlere, annemize topladığımız burcu burcu sevgi çiçeklerini yetiştirmiş.
Nisan yağmurları bazen bardaktan boşanırcasına şaka yaparsa da, çoğunlukla günün ya da “Gecenin bir yerinde ılık ılık. / Cisil cisil yağmur olup baharında, / Filiz filiz sevgilerin üzerine.” yağar. Esin kaynağı olur yüreklerimize. Şiirler yazdırır, türküler yaktırır, şarkılar besteletir. “cama vuran her damlada” eski sevgiliyi anarken o güzelim şarkıyı mırıldanmadan edemezsiniz.
Yıllar önce bir manzumemizde biz de demişiz:
“Belli, gerçek değil, bu onca düşmüş,
Derinden sevişmiş, yorgunca düşmüş.
Camlara asûde narince düşmüş;
Dingin mışıl mışıl yağıyor yağmur.
Leylâ olmuş Mecnunlara merhemmiş
Cana canmış, kana kanmış, Zemzemmiş,
Çatlamış topraklar özlemle emmiş:
Zengin, çisil çisil yağıyor yağmur
Vücut verdi ırmağına çayına
Muştular sunardı vuslat bağına
Şavkır dileklerle gökkuşağına;
Rengin, ışıl ışıl yağıyor yağmur
Bu bir rahmet, bereketler saçmakta,
Filiz filiz, damla damla içmekte,
Börtü böcek, elvan çiçek açmakta;
Ongun, kımıl kımıl yağıyor yağmur.
Gün olur bulutlar yıldırım yükler
Sağanak sağanak boşalır gökler
Boz bulanık seller söker, sürükler;
Engin, şarıl şarıl yağıyor yağmur.”
Yazarlarımız, şairlerimiz nisan yağmurlarını o kadar güzel anlatmışlar, o kadar güzel benzetmeler yapmışlar ki. Kimisi “Doğruluk, Erdem, Tanrı sevgisidir Nisan yağmuru gibi serpilirdi gönüllere.” derken, kimisi de “Çöldeki kumlar gibi susuzum, canım benim, çatlayan topraklar gibi susuzum. Ve mektupların nisan yağmuru.” deyivermiş.
Bir Kanada atasözünde “Nisan yağmuru Mayıs çiçeği getirir” deniliyor.
Hani mayıs çiçekleri derseniz, hele bir yol mayıs gelsin. Görelim Mevlâ neyler.
Ahmet Özdemir
- MEHMET CEMİL CEM’İ TANIYOR MUSUNUZ? - 03.09.2025
- NİYAZİ YILDIRIM GENÇOSMANOĞLU - 26.08.2025
- M. FARUK GÜRTUNCA: “SEN NE GÜZEL BULURSUN, GEZSEN ANADOLUYU” - 08.08.2025
- AHMET KUTSİ TECER VE ÂŞIK VEYSEY’İN KEŞFİ - 28.07.2025
- DERDİM ÇOKTUR HANGİSİNE YANAYIM - 21.07.2025
- CAHİT KÜLEBİ: “SİVAS YOLLARINDA GECELERİ / KATAR KATAR KAĞNILAR GİDER - 24.06.2025
- HALİDE NUSRET - 14.06.2025
- HAK İÇİN KURBAN MI, KÜP İÇİN KAVURMA MI? - 02.06.2025
- ŞAİR EŞREF : “KENDİMİ HECVEYLEMEZSEM KAFİRİM” - 23.05.2025
- ŞU SONSUZ KOŞU - 17.05.2025
- TRAKYA’DA DALLIK, HIDIRELLEZ, KAKAVA, TAYA KADIN ŞENLİKLERİ - 05.05.2025
- YAYLALAR YAYLALAR - 30.04.2025
- ABRIL ESİNTİLERİ - 20.04.2025
- MISRALARIN NOTALARIN KANADINDA BAYRAM GEZMESİ - 29.03.2025
- ÂŞIK VEYSEL’İN HAYATA BAKIŞI - 21.03.2025
