Aynı paydanın altında toplamak diye bir tabir vardır matematikte. Sayıları “eşitlemek” için ortak özellik bulunmaya çalışılır hatta o kadar uğraşılır ki dört işlem bunun için seferber olur. Sayı büyükse bölünüp sadeleştirilir, azsa çarpılıp büyütülür. Uğraşılır da uğraşılır. O sayı orayı doldurur bir şekilde. Çizginin altındaki bölüm boş kalmaz!
Uzun bir tatilden sonra yarın tekrar okullar açılacak ya. Şimdi biz de ülkecek “Aynı paydanın altında” toplanır gibi “Aynı pazarın akşamında” aynı ya da benzer şeyleri yaşıyormuşuz gibi geldi. Aslında yaşıyor muyuz diye beni bir merak sardı desem daha yerinde olur?
Yarın çocuklar yine büyük büyük güruhlar hâlinde bir örnek giyinip, adı okul olan belli bir yerde toplanmak için yine sabahın ilk ışıklarıyla yollarda olacak. Daha burada bozulmaya başlıyor aslında denklem ya neyse. Çünkü kimi özel aracıyla kimi servislerle kimi yayan…
Tatil denilen zaman diliminde hiç izah edemeyeceği belki de hiç anlaşılamayacak kadar utanç verici, üzücü şeyler yaşayan da aynı sınıfta olacak, unutulmaz denilecek kadar güzel ve büyüleyici anılar biriktiren de. Birbirleriyle hiç alakası olmayacak gündemleri olan çocuklar bir araya gelecek.
Ödev diye verilen sayfalara hiç dokunmamış; kural, kontrolden nasibini almamış; aile olmaktan bihaber olan da sayfaların kenarları kırışmasın, eskimesin daha güzel görünsün diye ödevine kenar süsü yapan da aynı tatilden dönen öğrenci sayılacak!
Kitap okumayı eziyet gören de kitabı ihtiyaç bilen de okulu aşılması gereken bir engel bilen de hapis sayan da bir arada tutulacak yine!
Aynı çizginin altında olmak uğruna kimler bölünüyor, kimleri çarpıyor bu düzen hakikaten? Okula gitmeye can atan kaç öğrenci var sizin tanıdığınız? “Keşke tatil biraz daha uzun olaydı, ne güzel ailecek olmanın tadını çıkarıyorduk, erkenden yat, erkenden kalk, okula yetiş telaşı olmadan toplanıyorduk sofralarda!” diyen kaç aile kaldık?
Farklı oldukları ve aynı payda altında toplanmakta zorlanan çocuklar için yarın başka bir pazartesi olamaz mı? Bir pazar akşamı bir insan ne kadar şeyi bir arada düşünebilir ki? Ya da haftaya yepyeni bir gün ekleme fikri neden insanın aklında dolaşıp durur ki?
Eskiden, tatillerin bitimindeki pazar akşamlarında düşündüğümüz şeyler belliydi.
Banyolar yapılmış, önlüklerimizde varsa sökükler dikilmiş, yakalıklarımız tam kıvamında bir beyazlıkla kolalanmış, saç örgülerimizdeki beyaz saten kurdelelerimiz saçlarımızın parlaklığıyla yarış etmeye hak kazanmıştır. Okul eşyaları çoktan yıkanmış, ütülenmiş, katlanıp yerleştirilmiştir yerlerine. Herkesin sıra örtüsü temizlenmiş, okul çantasındaki kitapların arasındaki yerini almıştır çoktan. İkiye katlatılmayan, bütün aile büyüklerinin ellerinde tek tek dolaşan karne okula geri götürülmek üzere kenarları kıvrılıp kırışmasın diye büyük atlasın arasına ya da halının altına konulmuştur. Ayakkabılarımız silinip temizlenmiştir. Varsa yırtığı yamalanmıştır. Suluklar doldurulmuş, beslenmeler hazırlanmıştır akşamdan. Beslenme çantalarımıza sabunlu el bezine varana kadar koyulmuş, teneffüste kimsenin canının çekeceği şeylerin yenilmeceğini bilmenin verdiği huzur temin edilmiştir. Parası olana da çok çok kantinde satılan gevrek simit ve sade gazoz vardır.
Okuma yazmaya erken geçenin kırmızı kurdelesi vardır göğsünde, onu büyük bir onurla mareşal gibi taşır. Olmayan, olsun diye uğraşır.
Bu. Bu kadar.
Önce Allah’a sonra öğretmene emanet edilmişizdir. Çok çok çocukluk ünvanı altında birleştirilmeye razı olurduk.
Bir pazar akşamı bizim de payımıza bunları söylemek düştü.
Daha fazla kesilmeden, bölünmeden, ayrılmadan, ayrışmadan ve aynı paydada buluşmak zorunda bırakılmadan her öğrencinin hak ettiği payın kendisine verildiğini göreceğimiz pazar akşamlarını dünya gözüyle görebilme duasıyla…
Gamze Koç

Bütün öğrenci ve öğretmenlerimize hayırlı başarılı bir eğitim öğretim dönemi diliyorum. Kalemine sağlık değerli Gamze Koç hocam. Sevgilerimle
Geçmişten geleceğe özlü ve yürekten bir anlatım, kaleminize ve yüreğinize sağlık🌸