YENİDEN

1 Mart 2023

Neyzen Ulvi Erguner’le bir gün dertleşiyorduk. Bana bir hâtırasını anlattı. Hüseyin Sadettin Arel, babam Neyzen Süleyman Erguner ve beni (Ulvi Erguner) evine çağırdı. Hoş-beşten sonra, Tavan arasına çıktı ve bir kucak Ney’le geldi. Bu Ney yığınının içinden iki tane birbirine uyumlu ney seçtik. Arel, iki ney için ikilemeler (düetler) yazmıştı. Ayrıca 40’lı yıllarda, ney açılmasıyla ilgili renkli bir film çektirmiş, Macaristan’da develope ettirmişti. Bu film, kütüphanesi ile Türkiyât arşivlerinde durması lâzımdır.

***

Son yüzyılda bestekârlar, şarkı formu ile yetinmişlerdir. Üç dakikalık şarkılar o kadar hafiflemiştir ki, söylenmeye değil, oynanmaya başlanmıştır.

Üniversitelere bağlı konservatuarlar, kamuya ait radyolar, FM istasyonları, Mûsikî Dernekleri, özel müzik kurumları, AREL-EZGİ-YEKTA teorisiyle eğitim yapmaktadır. Çin Seddi’nden, Orta Avrupa’ya, Sibirya’dan, Büyük Sahra’ya kadar olan coğrafyada (bizim isimlendirdiğimiz Kopuz Coğrafyasında) Mûsikî kaleme almanın, faaliyetin, tedrisatın, icrânın bir tek doğru yolu vardır… O da yukarıda andığım zatların kurduğu sistemdir.

DÂRÜLELHAN külliyatının 180 parçasını sağlığımda; 70 parçası da yakın zamanda yayınlanmasıyla külliyat, 250 parçaya ulaşmıştır. Ve bunu tek başına RAUF YEKTA BEY başarmıştır. Anadolu ezgilerini toplayan komisyonda görevli aynı Rauf Yekta Bey, türkülerimizin Makamlarını belirtmiş, ondan sonra derlenen türkülere makam adı verilmemiştir. Dolayısıyla türkü notalarının tamamı yanlıştır. Rauf yekta Bey, bir dehâdır. “Bayati Araban Saz Semaisi” ve Hafif usûlündeki “Mâhûr Peşrevi”, olağanüstü güzeldir.

DÂRÜLELHAN modernleşip, İstanbul Belediye konservatuarı olunca, ilk işi Türk Mûsikîsi şubesini kapatmak olmuş, bu hıyaneti de bir bestekârımız yapmıştır. İstanbul konservatuarı, BATI MÜZİĞİ YAPAN TÜRK yetiştirmeye başlamıştır. Daha sonra kurulan Ankara konservatuvarı olaya tüy dikmiştir.

***

Tam kırk yılda tamamlanabilen beş ciltlik DR. SUPHİ EZGİ’nin “NAZARÎ AMELİ TÜRK MÛSİKÎSİ” Kapital eserine gelince, Safiyyüddin Urmevî den sonra en kapsamlı nazariyat kitabıdır. Ayrıca Berefşan İkâ’ındaki “Gerdaniye Peşrevi” ve aynı makamdaki “Kız Saz Semaisi”nin nağme yapısı, güzelliği olağanüstüdür.

***

Türkiye Cumhuriyeti için ATATÜRK ne ifade ediyorsa; Türk Kültürü için, İKİNCİ dilimiz Mûsikîmiz için Hüseyin Sadettin Arel de odur.

Çok dil bilmesi, birçok çalgıyı çalabilmesi, iç ve dış düşmanların amansızca saldırdıkları Türk Dili ve İkinci ana dilimiz Mûsikîmize kilise menşeli batı müziğinin, kıyıcı ve insafsız saldırılara karşı; AREL tek başına durmuştur.

Durmadan yazılar ve kitaplar yazmış, köklü, değiştirilemez kurallar koymuştur. Yüzlerce saz eseri bestelemiştir. Büyük usulleri, örneklemiştir. Devr-i kebir usûlündeki Hisarbuselik Peşrevi, Hafif usulündeki “Mini Mini Nihavent Peşrevi ve Devri Turan, Hicaz Makamındaki DÜĞÜN EVİNDE aynı zamanda makamlarımızla yapılan ilk TASVİRÎ PROGRAMLI BESTEDİR.

Arel Muarızları, hem ona muhalif olmuşlar, hem de ortaya bir şey koyamamışlardır.

Batı Müziği yapan Türkler bütün fanatikliklere rağmen, tapındıkları batı müziğini de öğretememişlerdir. Kapıkule’yi ve Kars sınır kapısını geçen eser besteleyememişlerdir. Kültürümüz bu hıyaneti unutmayacaktır. 300 yıl kaybettik. Türk dili gibi Mûsikîmiz de İstiklâl savaşını kazanmıştır.

Fırat Kızıltuğ

 

Fırat Kızıltuğ

“YENİDEN”için bir yanıt

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir