BİR PORTRE DENEMESİ; ŞERİF AĞABEY

2015 yılında babamın vefatı sonrasında büyük bir boşluğa düşmüştüm. Edebiyata olan sevgim, ilgim, şair ve yazarları takip  etme merakım sayesinde şiir kitabı çıkaracak bir arkadaşıma yardım amacıyla danışmaya gittiğim Sultanahmet Çemberlitaş’ta bulunan Kubbealtı Akademisi ve Kültür Sanat Vakfı’nda hoş bir tesadüfle gazeteci yazar Mehmet Nuri Yardım ile tanıştım. Mehmet Nuri Yardım, yakın dostu Dursun Gürlek hocamızın kendisine yakıştırdığı esprili ifadeyle Mehmet Nuri İlkyardım vasfını fazlasıyla hakeden bir büyüğümüzdür, (Ben bu esprili ifadeyi hep duyardım, burada gerçekliğine şahit oldum.) sağ olsun o kadar yardımcı oldu ki, biz bu memnuniyet ve şükran duygusuyla yanından ayrılırken o, yararlı bir kursa katılma önerisinde bulundu ve bizi “Yazı ve Editörlük” kursuna davet etti. Yazı sanatının inceliklerini ustasından öğrenmek üzere ben bir anda kendimi kursa kaydedilmiş buldum.

İşte ben, 2015 yılı Ekim ayının, güneşli bir sonbahar günü ikindi öncesi dersimize konuk olan Şerif Aydemir’i bu kurs ortamında tanıdım.

Daha sonra, biraz tebdil-i mekan edip nefes almak; manevi iklimi, tarihi dokusu  ve sahaflarıyla çok sevdiğim Sultanahmet’te dolaşmak üzere çıktığım bir ramazan günü, Beyazıt Kitap Fuarının ‘kitap kokuları arasında, gah sevdiğim,  gah yeni tanıdığım yazarların aralarında olduğu fuar alanında kendimi buldum. Çok sayıda stand önünden geçtikten sonra birden Akil Fikir Yayınları önünde Şerif ağabey, Mehmet Nuri Yardım ve Fatma Ersem Yargıcı’nın iftar yemeği için toplanmak üzere hazırlandıklarına şahit oldum. Bu karşılaşmalarla birlikte meğer bana, daha sonraki yıllarda kıymetli dost ve büyüklerim olan yazı âleminin usta kelimeleriyle dolu bir dünyanın kapıları aralanacakmış. O günden sonra her ramazan ayı, Eskader çatısı altında Şerif ağabey ve çevresinde bulunan nice dostla iftar bereketini paylaşma lütfunu yaşadım.

Hasılı dersimize konuk olduğu o ilk günden sonra değerli büyüğüm usta hikayeci Şerif Aydemir ile Eskader’de edebiyat dünyasının ustalarıyla her anı ayrı kıymetli hizmetlerle dolu yaklaşık beş yıllık bir dönem geçirdik.

Yakın çevresindekiler olarak biz kendisine Şerif ağabey deriz, çünkü bize gerçekten her durumda ağabeylik yapmış ve yakın çevresinde olma şansına sahip olmaktan dolayı kendimizi mutlu ve huzurlu hissetmemizi sağlamıştır.
Hakkında yazmak hem çok kolay, hem de bir o kadar zor. Kolaydır, çünkü ne kadar hata yaparsanız yapın sizi anlayışla ve şefkatle kucaklar, asla yüzünü ekşitmez. Sonsuz bir hoşgörü ile sizi daha çok sarar sarmalar ve siz bu tavrı karşısında daha bir itina göstererek kendiniz bile fark etmeden onu yoracak diye hata yapamaz hale gelirsiniz. Şefkat ve anlayış dolu tavırları ile koca bir ömür edindiği tecrübeleri tatlı tatlı öğretir size.

Zordur, çünkü hakkında yazacak o kadar değerli özellikleri olan bir abide şahsiyettir. Sultanahmet İstanbul Adliyesinde idari işler müdürü olarak kırk yılı aşkın süre boyunca hakim, savcı, sekreter ve çay servisi yapan görevlilere kadar adliyenin en sevdiği kişi olmuştur. Bunun sırrı ise bu kadar süre kimseyi incitmeden ve incinmeden(!) çalışmış olmasıdır.

Dernek çalışmalarımız boyunca ödül törenleriyle birlikte, edebiyata ve sanata gönül vermiş ustalar ve yazı dünyasına yeni yeteneklerin kazandırılması amacını zevkle, titizlikle yürütürken, birlikte çalışmak, çalışmaktan çok üretmek  ve öğrenmekle dolu  zamanlar yaşadık. Derneğe gelenler edebiyat sohbetlerinin yanında, çayla birlikte dem alan eşsiz muhabbetine ve gönül güzelliğine de tanıklık etmişlerdir.

Gönlümüzü titreten türkülerin yakıldığı coğrafyanın ve hikâyelerinin yer aldığı birbirinden kıymetli kitaplarını okumaya doyamazsınız. Çünkü o hikayelerde usta kaleminden süzülen bir dille, bizlere öz kimliğimizi Anadolu irfan kültürümüzün zenginliğini fark ettirir. Sohbeti de yazıları da ruhunuzu sarar sarmalar.

Burada tarihe olan ilgisi ve birikiminden bahsetmemek olmaz. Tarihle o kadar ilgilidir ki, tarih kitaplarını, beraberinde atlastan incelemeler yaparak detaylı bir şekilde okur, araştırır. Tarihle ilgili sorsanız saatlerce sıkmadan öyle etraflı biçimde anlatır ki, bitiminde o kadar bilgiyi size keyifle ustalıkla nasıl sunduğuna şaşırırsınız.

Not almayı çok sever, daima çantasında not defteri ve kalemleri hazırdır.
Sultanahmet en sevdiği semtidir, İstanbul’u o kadar sever ki dışına zor çıkarırsınız. Bir keresinde kendisini dernek yönetimi olarak kahvaltıya davet ettik o, hatırımızı kırmadı geldi, zaten toplantı mekanımız da Ayasofya  yakınlarında, yani Sultanahmet semti içinde bir yerdi.

Sultanahmet’te kendisini tanımayan ve sevmeyen yok gibidir, nasıl olsun ki; yüzünden tebessümü eksik olmayan, daima hâl hatır soran, ihtiyacı olan kimselere sezdirmeden şefkat elini uzatan, halden anlayan ince ruhlu, babacan Şerif ağabeyimizdir o.

Ailesi ile ilgili sevgi dolu örnek bir eş ve baba, torunlarını çok seven bir dede…
Şerif Aydemir akrabalarına düşkün, dostlarına kıymet veren, güzel gönüllü nahif bir insandır.

Her zaman adaletli, hoşgörülü, hukuk camiasında, edebiyat dünyasında ve memleketi El Aziz’de; Atasına, babasına ve akrabalarına bağlılığı ile örnek, çok  sevilen sayılan pamuk kalpli güzel insandır. Yılda bir eli kolu armağanlarla dolu olarak El Aziz’e gider, kırk bir (bu kırk bir sayısı onun için önemlidir) gün kalır ve büyüğünden küçüğüne herkesi tek tek hoşnut eder.

Tramvayda gazete okumayı çok sever, ama gazetesini öyle özenli katlar ki kimseyi rahatsız etmeden okuma ustalığını gösterir. Bu kadar ince ruhlu, böylesine nahif bir insan hiç mi yorulmaz. Elbette yorulur lâkin dinlenmek için  o daima başka güzel bir işin peşinden koşmaya devam eder. Sultanahmet sokaklarında her zaman şık ve gülen yüzüyle rastlarsınız ona.

Hakkında yazmakla bitirmemiz mümkün değil ki Şerif Aydemir üstadın, bir ömür ilim ve irfanla ilmek ilmek dokuduklarını ömrüne nakşetmiş, insan olmanın güzelliğini, onurunu yaşamış yaşatmış bir beyefendiden bahsedebilmek eşsiz hoşgörüsüne sığınarak kolay değil. Tanımaktan onur duyduğum, saygı ve sevgi ile andığım kıymetli büyüğüm Şerif Aydemir ağabeyin kaleminden bizlere aktaracağı nice güzellikleri ilgiyle takip ediyor olacağız. Kendisine sağlık afiyet dolu ve birikimini aktarmayı sürdüreceği verimli bir ömür diliyorum.
İyi ki varsın Şerif ağabey!..

(Bu yazının yazılması için beni yüreklendiren kıymetli  eşim şair ve yazar Ziya Karatekin”e teşekkürü borç biliyorum.

Aşkın Geçgel Karatekin

Aşkın Geçgel

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir