RAMAZANNÂME 3

Bugünlerde hep beraber geçmişe bir yolculuk yapalım bakalım. Eski zamanlarda Ramazan-ı Şerîf nasıl karşılanır, neler yapılırdı acaba…

Hilalin Görünmesi

Osmanlı zamanında Ramazan-ı Şerîf’in ne zaman başlayıp biteceği günümüzdeki gibi aylar öncesinden tam olarak belli olmazdı. Öyle ki Ramazan-ı Şerîf ayının başlangıcının haber verilmesi için ayın doğuşu beklenirdi. Bu yüzden halktan bazı insanlar ve devlet görevlileri yüksek yerlere gider ya da gönderilirdi ve onlar hilalin görünmesini bekler ve bildirirlerdi. Hilali görmek yeterli olmaz şahit de gerekirdi. O yüzden hilali gören kişiler şahitleriyle birlikte mahkemeye giderek durumu haber verirlerdi. Eğer hilal görülmesi teyit edilirse haberi getirenler ve şahitler yüklü miktarda ödül alırlardı. Aslına bakılırsa çok güzel bir adetmiş, zira hayal etmesi bile çok keyifli. Düşünsenize bir kere, daha Ramazan-ı Şerîf gelmeden şehirde ve dahi ülkenin dört bir tarafında bir bayram havası esmekte, herkes bir telaş bir heyecan hilali görmek için ve bu müjdeyi dostlara vermek için yarışta. Şimdilerde çoook uzak bir hayal…

Mahya

“Aylık, şehriyye, maaş; minareler arasında iple kandiller asılarak teşkil edilen bir yazı veyahut şekil” gibi anlamlara gelen mahyanın kökü Farsça “mahiye” kelimesinden gelmektedir.

Bir rivayete göre mahya, semadaki aya yakın olduğu için bu şekilde isimlendirilmiştir. Ama mahyalar genellikle Ramazan-ı Şerîf ile birlikte anılmaktadır.

Ramazan-ı Şerîf’te ve mübarek gecelerde minareler arasında kurulan mahyaların, 1614’te Fatih Camii müezzinlerinden Hattat Hafız Kefevî namında bir zat, iki minare arasına ortası yazılı çok sanatlı bir çevre işler. Aradan bir müddet geçtikten sonra Süleymaniye Camii kandilcilerinden Abdullah Efendi isminde başka bir zat Hattat Hafız Kefevî’nin bu çalışmasını daha da güzel bir hale getirir. Belki de bu yüzden kendisi mahyacıbaşı olarak anılmaktadır

İstanbul’da ilk mahya, 1617’de Sultan I. Ahmed devrinde kullanılmaya başlandığı rivayet edilmektedir. Sultanahmet Camii’nin kuzey tarafına nazır iki minaresi üzerine kurulmuştur. O zamana kadar hiç görülmeyen bu mahya, halk tarafından da büyük bit takdir ile karşılanmıştır. Bu beğeni mukabilinde bir sonraki sene aynı mahyalar Süleymaniye ve Eminönü Yeni Camii minarelerinde de yerini almıştır. Ve 1722’de Üsküdar Eski Valide Camii’nde de mahya kurulması için hükümet tarafından ruhsat verilmiştir. Valide Camii’nde kurulan ilk mahya Ramazan-ı Şerîf’in 18’ine rastlar. Yazılan ilk yazı ise: “Ya Rezzak”, ikinci gece ise “Elhamdülillah” yazılmıştır. 

III. Ahmet döneminde ise mahya bütün iki minareli camiilerde kullanılmaya başlanmıştır.

Ramazan-ı Şerîf öncesi hazırlıklara başlanan mahyalarda ilk günler: “Merhaba Ya Şehri Ramazan”, “Hoş Geldin Mübarek Ramazan”, ‘Hoş Geldin Onbir Ayın Sultanı”, “Ramazan Berekettir” yazılmaktadır. Yine Osmanlı döneminde son gün mahyalar arasına kayık resmedilirdi. Bunun sebebi ise: “artık Ramazan-ı Şerîf gidiyor” demekti.

Biz de tekrar Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan diyelim ve burada sözü sırlayalım…

Menekşe Özkaya     

Menekşe Özkaya Tutum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir