“Elif Türe Atam ile Sinema Diyarı” adlı televizyon programını hazırlamaya başladığım 2025’in yaz aylarından biriydi. Oyuncu Engin Çağlar ve Film-San Genel Müdür’ü Kıvanç Terzioğlu’nun sosyal medyada aynı karede gördüğüm bir fotoğraf dikkatimi çekmişti. Kıvanç ağabey ile iletişime geçtiğimde, Engin Çağlar’ı konuk almak istediğimi belirttim. Kendisinin o sırada yaz tatilinde olduğunu, sezonun başlamasıyla birlikte haberleşeceğimizi söyledi.
Kıvanç Terzioğlu ile
Aslında Engin Hocam’la tanışıklığımız çok daha eskilere, öğrencilik yıllarıma uzanıyor. Beykent Üniversitesi’nde değerli hocam Prof. Dr. Oğuz Makal sayesinde Yeşilçam’ın kıymetli isimleriyle tanışma fırsatım olmuştu.
O günlerde, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Resim ve Heykel Müzesi Müdürü, şimdilerde emekli olan, Kültür Elçileri Derneği Kurucu Başkanı Vadullah Taş ağabeyimizin yakın dostu olan Engin Çağlar’ı daha yakından tanımam da yine o vesileyle gerçekleşmişti.
Yeşilçam’a olan ilgim yalnızca akademik bir meraktan ibaret değildi. Fatih’te doğup büyüyen bir annenin kızı olarak, Karagümrük’ün sanatçılarının, o dönemin sokaklarına sinmiş sanat tutkusunun içinde büyüdüm. Velhasıl, bu sevda yalnızca eğitimle değil, aileden gelen bir miras gibiydi bizim için.
31 Ekim, saat 14:40.
BİROY 8. Olağan Genel Kurul Toplantısı’na yetişmeye çalışıyordum.
Şişli yerine Mecidiyeköy tarafına gidince, görüşme yapılacak adresi karıştırdım ve biraz daha geç kaldım. Ancak “Geç kalmamda da vardır bir hayır,” derken, değnekli bir teyzeyi karşıdan karşıya geçerken gördüm. Yanında ona eşlik ederek yürüyüp, selamlaştık; dua etti.
Dedim, “Belli ki bugün bu duayı alacağım varmış, ondan yolları karıştırdım.”
Hazır geç kalmışken metroya binmeyeyim, yürüyeyim diyerek içgüdüsel olarak Halaskargazi yoluna doğru ilerledim.
İçimde bir hüzün… Esasen bu hafta Engin Çağlar’ı konuk almak istiyordum.
Ancak bu ara yoğunluğu olan Kıvanç ağabeyin ödül töreni hazırlığını bildiğim için aramayayım dedim. Öte yandan, “Vadullah ağabeyi arasam?” diye düşündüm.
Ama Kıvanç ağabeyle sözleşmiştik, o da olmaz diye içimden konuştum.
“Artık başka birini davet ederim,” diye düşünürken… Karşımda, elinde telefon, siyah kabanının içinde bordo balıkçı badisiyle, kır saçlı bir yakışıklı belirdi. Arkasında iki kişi vardı:
“Beraber misiniz?” dedim.
“Hayır,” dediler.
Emin olamadım; bu kadar tevafuk olamazdı.
Yolunu gülümseyerek kestim.
Telefon görüşmesini bitirdi.
“Engin hocam? Özür dilerim, yolunuzu kestim ama sizsiniz değil mi?” dedim heyecanla.
Güldü: “Benim, benim,” dedi.
‘‘Beni hatırlamazsınız belki…’’, diyerek en son görüştüğümüz Film-San ödül gecesinden ve önceki yıllardan bahsettim. ‘‘Film-San’da üst üste görev alan tek kişi bendim. Artık dinlenme vakti tabii sinemaya hizmet bakidir.’’
Elif Türe Atam (ETA): Ben sizi telefonla ararken karşımda buldum şimdi. ‘‘Elif Türe Atam ile Sinema Diyarı’’ isimli bir programım var. Konuk almak için Kıvanç Ağabey’i (Terzioğlu) aramıştım; yazın tatildeydiniz. Gelince haberleşiriz, görüşürüz demiştik. Sonra ödül töreni çalışmaları başlayınca arayıp meşgul etmek istemedim.
Engin Çağlar: Ya benim numaram yok mu, arasaydın?
ETA: Hocam, yıllar oldu, numaralarım gitti.
Engin Çağlar: Eee, Vadullah benim kardeşim, onu niye aramadın? (Tebessümle)
ETA: Kıvanç ağabey ile en son konuşup sözleşince, ayıp olur dedim. Artık Film-San gecesinde görüşürüz diye düşünmüştüm.
Engin Çağlar: Tamam, tamam, gelirim, problem yok. (Gülerek)
Engin hocam poşetinden bir kitap çıkardı.
Engin Çağlar: Bak bakalım bu ne? Benim kitabımı yazacaklarmış, birine yazdıracaklarmış. Benim yaşadıklarımı kim benim gibi anlatabilir? Bak ben ilkim. Kim kendi kitabını yazar?
ETA: Kim?
Engin Çağlar: Engin Çağlar. (Gülerek)
ETA: Bu arada sizin adınız Engin Çağlar değildi, değil mi?
Engin Çağlar: Evet, yıllarca sakladım. (Gülerek) Bilenler bilir tabii: Çağlan Övet. Bak kitabımda o bölümde var.
ETA: Siz Fatih’liydiniz değil mi? Ben de Karagümrüklüyüm, komşuyuz.
Engin Çağlar: Ondan çekiyor, bak görüyor musun, ben kimseye bu kadar ayakta anlatmam bir şeyi. Arkadaşlar beni bekliyor, gitmem gerek. Ama sen meraklı birine benziyorsun program öncesi biraz daha anlatayım sana ya da öncesinde bir yerde oturup konuşalım bunları.
ETA: Vaktiniz olsa oturup konuşalım diyecektim ama yayına geleceksiniz. Hemen kanalı arayıp günü de kesinleştirelim o zaman.
Engin Çağlar: Kesin bana bir haber ver ama başka program yapmayayım.
ETA: Yok, yok. Sizden ayrılınca hemen kanalı arayıp günü ve saati bildireceğim.
Engin Çağlar: Ama bana mesaj at. Yürürken telefonu açamam. (Gülümseyerek)
ETA: Acaba anlattıklarınızın birazını videoya da mı alsam. O gün bol bol konuşuruz ama vakitte yetmeyebilir.
O sırada telefon da düşük depo görünce:
ETA: Biz en iyisi yayın öncesi bir tanıtım videosu çekip paylaşalım.
Engin Çağlar: Tabii olur, yayın öncesi haber de vermiş oluruz.
ETA: ‘‘Sinema Diyarı’na Çok Sürpriz Bir İsim Geliyor… Sn. Yeşilçam’ın Ustası, Yakışıklı Oyuncumuz Engin Çağlar Hocamız bizlerle olacak…’’
Engin Çağlar: Güzel oldu.
ETA: Kesinlikle, çok teşekkür ederim. Bu arada sizi almak için aracım yok…
derken,
Engin Çağlar: (Endişeyle) Beni yalnız bırakmayacaksın değil mi,
ETA: Yok, yok olur mu öyle şey, sadece adresi isteyecektim bir arkadaşla görüşüp onu da halledeceğim, onu haber veririm diyecektim. Tabii ki bende olurum, sizi yalnız bırakır mıyım? (Gülerek)
Engin Çağlar: Tamam o zaman (Gülerek)
‘‘Arkadaşlar bekliyor’’ dedi yine ve devam etti, ‘‘Ben bu kadar konuşmam ama sen kızım gibisin’’ diyerek esprilerle gençliğine dair anılarına dostlarına gittik. Eski dostu; Vadullah Taş’ı çok özlediğini ve neler yaptığını sordu. Kendisini anlatırken belli etmeden görüntülü arama gerçekleştirdim ve onu görünce bana göz kırparak:
Engin Çağlar: Kim bu tanıyor muyum? Allah Allah unutmuşum bunu…(Gülümseyerek)
Vadullah Taş: Kardeşimmmm!
Engin Çağlar: Ben Siirt’li Vadullah Taş’ı tanıyorum. O benim canım, canım. Ama sizi bir yerden gözüm tanıyor.
Vadullah Taş: Elif kardeşim, hastaneye doktora gittik onu emekli ettirmek için. Doktora dedi ki kaç görünüyorum. Doktor da daha gençsin falan dedi.
Engin Çağlar: Doktor bana 120 dedi, unutma.
Vadullah Taş: Yok Engin ağabey bir 10 daha ekleyelim 130 olsun. Allah sana sağlıklı ömürler versin.
Engin Çağlar: Pazartesi günü sen de geleceksin değil mi? Vadullah’la beraber geliriz, o benim canım ciğerim.
Bu dünyada iki yakın dostun, kardeşin sohbetine dahil oldum ve telefonu kapattık.
Engin Çağlar: Vadullah da gelecek değil mi? O da gelsin.
Özlemi gözlerinden okunuyordu. Dostunu görünce ayrı bir heyecan ve mutluluk kapladı gözlerinin içini.
ETA: Tabii, Gelmez mi? Gelecek Allah’ın izniyle.
Vadullah Taş ve Hülya Koçyiğit ile
Mutlulukla bekleyenlerini unuturcasına, Engin Çağlar bir anda elindeki kitabı göstererek, “Bak kitabıma,” dedi ve anlatmaya devam etti.

Filmlerini… Özellikle at üzerindeki filmlerini, “Kimse bilmez bunları,” diyerek paylaştı. “Kafkas Şahini” ve TRT’ye verdiği, Topkapı Sarayı’nın kapılarının açıldığı “Kanuni Sultan Süleyman” dizisinden söz etti. O bu hikâyeleri anlatmak isterdi; ama ben size şimdi aktarıyorum.
Eşine olan sevgisini ve güzelliğini anlatırken gözleri parlıyordu. Robert Koleji’ni burslu ve yatılı olarak kazanmış; eğitimci bir aileden geliyordu. Almanya’da İç Mimarlık okuduğunu, ancak sinemayı çok sevdiğini ve sinemada ilk işinden aldığı ilk parayı çantasına koyup anne ve babasının yanına geldiğini gururla anlattı. “Güzel bir sofra kur dedim anneme, babamla oturduk karşılıklı,” diyerek genç Engin’in hikâyesini paylaşmaya devam etti.
11 yaşında Fatih’ten çıkmış, Atikaliliyim demişti. Baba tarafı Antalya’ya gelmiş, anne tarafından ise Üsküplüymüş. Ses Mecmuası’nda çıkan ilk fotoğrafı ve zamanın ilk renkli kartpostal fotoğrafı ona aitti. Emel Sayın’ı, Hülya Koçyiğit’i, Kınalı Yapıncak’ı anlattı. Ediz Hun’u en son Düzce Film Festivali’nde gördüğümü söylediğimde, “Ben daha gencim, o yaşlı,” diyerek gülümsedi; ardından, “1940’lıyım ama olsun, ben küçüğüm,” dedi. Kitabının sonunda, çok kıymetli dostlarını ve erken kaybettiklerini göstererek, yitip gidenlere olan sevgisini paylaştı. Ödüllerini, festivallerini gözlerinde mutlulukla anlattı.
İlk renkli kartpostal
Sonra yanımızda telefonla bekleyen belediye çalışanı ağabeyi gördük. ‘‘Ben çekeyim ağabey’’ dedim. Ahmet abiydi sanırım. Kartlığından okudum ismini. Ama şu an bu röportajı deşifre edeceğimden bihaber çok da takılmadım ezberimde kalmasına. Aynı karede dururken konuşmaya başladılar:
Engin Çağlar: Ben seni görmedim, buralardayım ben hep
Görevli: Hocam 15 yıldır buradayım bende hiç karşılaşmadım sizinle.
Engin Çağlar: O zaman artık beni görünce görüşürüz.
Pozlarını verdiler ve fotoğraflarını çektim. Ayrılırken yanından arkama baktım. Uzun boyu, dik duruşu, her zaman ki zarafetiyle hızlı akan araçlardan mesafe arıyordu karşı yola geçmek için. İçim ürperdi ve endişelendim:
ETA: Aman hocam, dikkat edin! Allah’a emanet olun.
Gözleriyle merak etme dercesine içten bir tebessümle:
Engin Çağlar: Sağol, sende…Görüşürüz…
O gülümseyişle uzaklaştı.
Ertesi günün sabahında Film-San Genel Müdürü Kıvanç Terzioğlu’nun paylaşımı ile neye uğradığımı şaşırdım. Hemen telefon açtım. Doğruydu, yanlış okumadım…
Kıvanç Terzioğlu: ‘‘Maalesef, Engin ağabey motor kazası sonucu hayatını kaybetti.’’
Kader, bizi bir günlüğüne bir araya getirmişti.
Ve o gün, Engin Çağlar’ın son röportajı oldu.
Zarafeti, vefası ve sinemaya olan tutkusu ile yalnızca Yeşilçam’ın değil, Türk sinema tarihinin de duayeni olarak aramızdan ayrıldı. Onunla yapılan bu son röportaj, sinema tarihimizin sessiz ama derin anlamlı bir vedası olarak hafızalarda yerini aldı.
Elif Türe Atam
1 Kasım 2025 Cumartesi / İstanbul

- SİNE-AİLE: TÜRK SİNEMASI’NDA AİLE PANEL PROGRAMI - 21.03.2026
- KISA FİLMLER, DERİN HİKAYELER: MERT KARTAL - 14.02.2026
- KISA FİLMLER DERİN HİKAYELER / YÖNETMEN: AHMET HAKAN KURT - 17.12.2025
- KISA FİLMLER, DERİN HİKAYELER - 05.12.2025
- KISA FİLMLER, DERİN HİKAYELER - 28.11.2025
- 16.TRT ULUSLARARASI BELGESEL ÖDÜLLERİ - 14.11.2025
- BİRKAÇ SAAT ÖMRÜNÜN KALDIĞINI BİLMEDEN TÜRK SİNEMASINA SESSİZ VEDA: ENGİN ÇAĞLAR - 01.11.2025
- FİLM EKİMİ: KAMERANIN ARDINDAKİ DİRENİŞ - 09.10.2025
- TÜRKİYE KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ 20 ŞEHİRDE! - 30.09.2025
- GÜNAHLARIMIZI BAĞIŞLA: ALMAN IRKININ TEMİZLİĞİ - 11.09.2025
- ÖLÜ OZANLAR DERNEĞİ: ÖZGÜRLÜK VE SINIRLAR - 02.09.2025
- ALİREZA KHATAMİ SİNEMASI: ÖLDÜRDÜĞÜN ŞEYLER FİLMİ - 26.08.2025
- ZAMANIN TOZLU TANIKLARI: SİNEMA İLE TARİH ARASINDA YOLCULUK - 16.08.2025
- HAYATLA BARIŞ: AMA ÖNCE KENDİNLE - 05.08.2025
- MİLLİ SİNEMANIN ÖNCÜSÜ: YÜCEL ÇAKMAKLI - 28.07.2025
