Barışmak…
Kısa ama derin bir kelime. Bazen bir emir gibi sert ve mesafeli, bazen de insanı sarıp sarmalayacak kadar sıcak ve içten.
“Bu kelime kimine neden bu kadar uzak, kimine neden bu kadar soğuk geliyor?” diye düşündüm Hayatla Barış filmini izledikten sonra. Aslında bu kadar derin düşündüren şey sadece film değil; biraz Barış karakteri, biraz da engel gibi görünen ön yargılar.
![]()
2024 yapımı, Barış Telli’nin hayatını konu alan “Hayatla Barış” filmine birkaç kelam da ben etmek istedim.
Engelli aile bireylerim oldu, arkadaşlarım oldu. Onlarla çalışmalar yaptım. Derneklerine, vakıflarına katıldım. Zamanla öğrendim ki; “özürlü, özrü olan, engeli olan” demek yerine “kör”, “sakat”, dememi istediler. Kulağa incitici gelse de, onlar böyle söylememi tercih etti. Çünkü onlar hep şunu söyledi:
“Bizim bir engelimiz, özrümüz yok bu hayatta.” Çünkü onlar eksik uzuvları kadar özel güçleri olan bireylerdi.
Ancak bizler ısrarla onların önüne engel koyduk. Otobüste onların yerine oturduk, rampalarına araba park ettik. Sonra da kendimizi en düşünceli, en yardımsever, en hayırsever ilan ettik.
Oysa onlar muhtaç ya da müşkül durumda değildi. Bunu göremedik. Ayrımcılığın en büyüğünü, onlara “hak” tanımayı bir lütuf gibi sunarak yaptık. Onlara anayasal haklarını sağlamak yerine, toplumsal kurallarımızı ihlal edip geri durmalarını bekledik. Yolda ellerinden tutarken, cesur yüreklerine korku salıp onları evde kalmaya mecbur ettik.
Çoğu kez “pardon”, hep “pardon” dedik…
Aslında biz korktuk, biz onları korkuttuk. Aslında hepimiz birer engelli adayıyken yaptık bunları. Anlamak için sanki başımıza gelsin diye mi bekliyoruz, bilinmez.
Ve çoğu zaman, en büyük engeli yine onlara en yakını olan bizler koyduk. Hayallerine ket vurduk.
İşte böyle bir döngü içinde tanıyoruz Barış’ı.
“Topun peşine gitme,” dedik.
“Top oynadın, sakatlandın,” dedik.
“Hep top yüzünden,” dedik.
Babasının vicdanıyla nasıl yandığını, sözleriyle değil ama elini uzatamamakla nasıl acı çektiğini görüyoruz filmde.
![]()
Ama cesur bir anne, evladına adım atmayı öğretiyor. Okul müdürünün bin bir bahaneyle Barış’ı okula almamak istemesi karşısında, annenin dik duruşunu izliyoruz. Okul bahçesinde zorbalığa uğradığında, bir arkadaşın ve bir öğretmenin tutumunun bir çocuğun hayatında nasıl büyük bir fark yarattığını görüyoruz.
Ve tüm bunlar olurken, acımıyoruz…
Üzülmüyoruz.
Gözleri ateş gibi parlayan, kolları “Hamza” gibi dimdik bir aslanın ayağa kalkışını izliyoruz.
O derinlerdeki azimli adamı hissediyoruz.
Barış’ın hayatı da, yaşadıkları da ne kendi için ne de ailesi için kolay değildi.
Ama bir insanın önce kendisiyle barışması…
Kendi ışığını görmesi ve o ışığı büyütmesi, herkese örnek oluyor, herkese ilham veriyor.
Ataerkil yapımızda babaların sözü üzerine söz söylenmez.
Ama bazen babalar da korkar, babalar da yanılır.
Suçlu hissetmekten, verdikleri kararların sonucunda müdahale edemeyecekleri durumlarla yüzleşmekten…
Kendi içine acılar sığdırsa da, evladına kıyamazlar.
Aynı şey anneler için de geçerlidir elbette.
Ama annenin cesareti, evladına olan inancı, çoğu zaman babalardan fazladır.
Çünkü anneler çocuklarının hem zayıflıklarını hem de güçlerini görür.
Babalar ise çocuklarını hep güçlü görmek ister.
Durum böyle olunca, Barış’ın mücadelesini en yakından gözlemleyen anne karakterinin gücünü fark etmek kaçınılmaz oluyor.
Diğer yandan, evladının top peşinde koşarken bir aracın altında kaldığını gören bir babanın kendine yüklediği suçluluğu da anlayabiliyoruz.
Evladının güçlü bir geleceğe sahip olması için düşündüğü kariyer planlaması, karşı çıkılamayacak bir gerekçeye dönüşüyor.
Ama insanın kendine yaptığı en büyük kötülük, çoğu zaman kendi iç sesine yenilmesidir.
Belki öğretmen olmasaydı…
Belki anne evladını yataktan kaldırmasaydı…
Belki Barış sesini yükseltmeseydi…
Hayat, bizler Barış’a o engelleri koyduğumuz yerde donup kalacaktı.
Ve o cesaretin, bize bir şampiyonu getireceğini göremeyecektik.
Ellerinden öptüğümüz anne ve babalara selam olsun.
Barış’lar hayatla hep barış içinde olsun!

ELİF TÜRE ATAM
- KISA FİLMLER, DERİN HİKAYELER: MERT KARTAL - 14.02.2026
- KISA FİLMLER DERİN HİKAYELER / YÖNETMEN: AHMET HAKAN KURT - 17.12.2025
- KISA FİLMLER, DERİN HİKAYELER - 05.12.2025
- KISA FİLMLER, DERİN HİKAYELER - 28.11.2025
- 16.TRT ULUSLARARASI BELGESEL ÖDÜLLERİ - 14.11.2025
- BİRKAÇ SAAT ÖMRÜNÜN KALDIĞINI BİLMEDEN TÜRK SİNEMASINA SESSİZ VEDA: ENGİN ÇAĞLAR - 01.11.2025
- FİLM EKİMİ: KAMERANIN ARDINDAKİ DİRENİŞ - 09.10.2025
- TÜRKİYE KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ 20 ŞEHİRDE! - 30.09.2025
- GÜNAHLARIMIZI BAĞIŞLA: ALMAN IRKININ TEMİZLİĞİ - 11.09.2025
- ÖLÜ OZANLAR DERNEĞİ: ÖZGÜRLÜK VE SINIRLAR - 02.09.2025
- ALİREZA KHATAMİ SİNEMASI: ÖLDÜRDÜĞÜN ŞEYLER FİLMİ - 26.08.2025
- ZAMANIN TOZLU TANIKLARI: SİNEMA İLE TARİH ARASINDA YOLCULUK - 16.08.2025
- HAYATLA BARIŞ: AMA ÖNCE KENDİNLE - 05.08.2025
- MİLLİ SİNEMANIN ÖNCÜSÜ: YÜCEL ÇAKMAKLI - 28.07.2025

👏🏻👏🏻👏🏻mükemmel muhteşem dökmüşsunuz Elif Hn yüreğine sağlık kaleminize elinize .