1998 İstanbul doğumlu Rabia Özmen, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra uzun yıllar çeşitli yapımlarda set deneyimleri kazandı. Belgesel ve televizyon programlarını yönetmiş ; bununla birlikte saha koordinasyonu, ulusal yarışma koordinatörlüğü, akademi direktörlüğü gibi görevlerde de bulunmuştur. Çalışmalarının odağında toplumsal gözlemler ve insan hikayeleri yer almaktadır. Halen bir prodüksiyon ajansında ‘‘Creative Director’’ olarak çalışmaktadır.
Rabia Özmen’in senaryosunu yazıp yönettiği ve Trt ortak yapımı olan ‘‘Prosedür’’ filmi, dünya prömiyerini 31.Saraybosna Film Festivali’nde Uluslararası Kısa Film Yarışması Kategorisi’nde gerçekleştirmiştir. Film ayrıca:
32.Adana Altın Koza Film Festivali Ulusal Kısa Film Yarışması Finalisti,
26.İzmir Kısa Film Festivali Ulusal Kurmaca Film Yarışması Finalist,
26.İzmir Kısa Film Festivali En İyi Yönetmen
26.İzmir Kısa Film Festivali En İyi 2.Film
36.Ankara Film Festivali Ulusal Kısa Film Yarışması’nda Finalisti
olarak seçilmiştir.
Prosedür, cezaevine giren Murat’ın, cezaevi kurallarına uymayan bir ihtiyacı sebebiyle eşinden yardım istemesini konu alır. Yönetmen Özmen, Trt Haber’e verdiği röportajda filmin ‘‘adalet’’ ve ‘‘mahkum ön yargısı’’ temalarının üzerinde durduğunu ifade etmektedir. Film ile Türk sinemasını tüm dünyada temsil etme imkanı bulurken, sinemacılar olarak bir kez daha prosedürlere takılmadan ön yargıları yıkan genç bir hanımefendinin güçlü bir hikayenin ardındaki duruşunu da hayranlıkla izlemekteyiz. Ön yargılara değinen, prosedürlerin vicdanların önüne geçmesine engel olacak sessiz ama güçlü bir ses çıkartan yönetmen kısa bir filmle uzun bir hikayenin yolculuğunun habercisi oluyor. Hayatta daha fazla yaşadığımız prosedürlerin üzerine konuşmamız gerektiğini vurgulayan Rabia Özmen, büyük bir sessizlik içerisinde usul usul bariyerleri yıkan bir ses olurcasına filme merak uyandırıyor.
Festival sürecinde olan filmi izleme imkanı bulamasak da fragmanı filmin temel vurgusunu ortaya koyuyor. Ancak asıl hikaye fragmandan sonra sorulan sorularla başlıyor. Bir mahkumun hikayesi genç bir hanımefendinin bakış açısından nasıl çıkar? Kadınlar erkeklerden anlamaz; hele ki mahkumun derdini hiç bilmez gibi önyargılar hala bazı zihinlerde varlığını koruyor. Kadının hangi isteğinden, hangi hayalinden vazgeçerek bir mahkumun derdine derman olmaya çalıştığını anlatan böylesine ağır bir sorumluluk genç bir yönetmenin kaleminden çıkıyor? İşte tam da bu nedenle hem filme hem yönetmenine duyduğum ilgi ve saygı katlanarak artıyor. Festivallerde prosedürlere karşı bir ses olmakla kalmayıp, güçlü bir hikaye ile de karşımıza çıkması heyecan verici. ‘‘Kadınların dokunduğu yerde çiçekler açar’’ derler; filmde hakim olan siyah tonlarının ardından umudun yeşereceğine dair bir beklenti büyütüyor içimizde. Belki de bu yeşerme sadece filmde değil, izledikten sonra hayatlarımızda karşılık bulacaktır. Öte yandan filmin karakterleri , görsel dili yalnızca hikayedeki merakı uyandırmakla kalmayıp biçim ve estetik açıdan da izleyiciyi içine çekiyor. Bir fragman hakkında bu kadar konuşabilmek iyi bir işin ve iyi bir tanıtımın nihai sonucudur. Öte yandan Prosedür ile festival sürecine dahil olan filmin ardından yönetmenin kısa film ve festivaller hakkındaki yaklaşımı da merak uyandırmaktadır. Bu vesileyle, editör ve sinema yazarı Rabia Bulut’un ‘‘Kısacılar’’ programına konuk olan Rabia Özmen’i bir yönetmen olarak daha yakından tanıma imkanı da buluyoruz.
Kısa film yönetmenleri olarak kendilerini tanımlarken, programın başında da ifade ettiği film dünyasında “benim sinemam” diyerek kendini belli bir kalıba sokmadığını, içtenlik ve samimiyetle şu sözlerle ifade ediyor: ‘‘Sadece uluslararası alanda iyi bir festivalde gösterim aldığında kısacı olmuyoruz. Biz her zaman kısacıyız ve bundan sonra da kısa zamanlarda uzun şeyler anlatabiliriz. Yarın uyandığımda ya ben artık kısa istemiyorum diyebiliriz. Çünkü bir formülü yok o yüzden bu çeşitliliği seviyorum.’’ Programda sinema yapma motivasyonunun da altını çizen Özmen, aynı zamanda ekibin ve sinemanın kolektif ruhunun önemine dikkat çekmektedir.
Bu serinin ilkine Rabia Özmen ve festival yolculuğundaki kısa filmi Prosedür ile başladık. Hayattaki en büyük bariyerin ne olduğunu sorgulamamı sağladı ve fark ettim ki biri inanç diğeri cinsiyet. Belki de Rabia Özmen’le bende kendi iç sıkıntıma bir anlam verdim. Bu vesile ile toplumsal çatışmalarımı ve prosedürlere takıldığım noktaları yazıya dökme cesareti buldum. Çalışmalarını, fragmanını, konuşmalarını izledim; bir kez daha dedim ki :
‘‘Sinemanın düş kuranlarla özel bir bağı var.’’
Kamera insana bir dünya aralıyor. Biz o dünyanın insanlarına odaklanırken kameranın arkasındaki gizli kahramanları da unutmamamız lazım. Sevgili Rabia ve set ekibine teşekkür ederiz.
Kıymetli yönetmenim ; huzur veren dingin duruşunuzla, derinden, insanların kalbine dokunmaya devam ederek nice başarılarınız olsun inşallah.
Yolunuz açık olsun, Rabia Özmen.
Elif Türe Atam

- KISA FİLMLER DERİN HİKAYELER / YÖNETMEN: AHMET HAKAN KURT - 17.12.2025
- KISA FİLMLER, DERİN HİKAYELER - 05.12.2025
- KISA FİLMLER, DERİN HİKAYELER - 28.11.2025
- 16.TRT ULUSLARARASI BELGESEL ÖDÜLLERİ - 14.11.2025
- BİRKAÇ SAAT ÖMRÜNÜN KALDIĞINI BİLMEDEN TÜRK SİNEMASINA SESSİZ VEDA: ENGİN ÇAĞLAR - 01.11.2025
- FİLM EKİMİ: KAMERANIN ARDINDAKİ DİRENİŞ - 09.10.2025
- TÜRKİYE KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ 20 ŞEHİRDE! - 30.09.2025
- GÜNAHLARIMIZI BAĞIŞLA: ALMAN IRKININ TEMİZLİĞİ - 11.09.2025
- ÖLÜ OZANLAR DERNEĞİ: ÖZGÜRLÜK VE SINIRLAR - 02.09.2025
- ALİREZA KHATAMİ SİNEMASI: ÖLDÜRDÜĞÜN ŞEYLER FİLMİ - 26.08.2025
- ZAMANIN TOZLU TANIKLARI: SİNEMA İLE TARİH ARASINDA YOLCULUK - 16.08.2025
- HAYATLA BARIŞ: AMA ÖNCE KENDİNLE - 05.08.2025
- MİLLİ SİNEMANIN ÖNCÜSÜ: YÜCEL ÇAKMAKLI - 28.07.2025
