KÜRESELLEŞME KISKACINDA AİLE VE GENÇLİK

Bugün, gözlerimizin önünde bir nesil kayboluyor. Çocuklarımız, ailelerinden koparılıyor, kimliklerinden uzaklaştırılıyor ve karanlık güçlerin elinde birer piyon hâline getiriliyor. Sosyal medya, televizyon ve sözde “özgürlük” savunucuları, masum zihinleri hedef alarak onları geri dönüşü olmayan bir yola sürüklüyor. Aileler bu tehlikenin farkına varmazsa, çocuklarımızı elimizden alan bu dalga daha da büyüyecek.

Aileler farkında olmadan çocuklarını sosyal medyanın, kötü niyetli lobilerin ve etik dışı yönlendirmelerin insafına bırakabiliyor. Özellikle genç yaşta kimlik arayışı içinde olan çocuklar, sosyal medyada maruz kaldıkları içeriklerle yanlış yönlendirilerek kendilerine yabancılaştırılıyor.

Bugün sosyal medya, sadece bilgi paylaşım platformu değil, aynı zamanda ideolojik propaganda merkezi hâline gelmiş durumda. Özellikle LGBT lobileri, gençleri kendi ajandalarına çekebilmek için çeşitli manipülatif yöntemler kullanıyor. Bu lobiler, bireyleri “kimlik keşfi” adı altında aslında bir tür ideolojik yönlendirme sürecine sokuyorlar. Ne yazık ki, bunun farkında olmayan çocuklar ve gençler, önce masumca bir ilgiyle başlıyor, ardından ise kimliklerini, ailelerini ve hatta hayatlarını sorgulamaya sürükleniyorlar.

Dinlenilen müzik türleri, influencerlar, youtuberlar, lobiler; çocuklarımızı ve gençlerimizi milli manevi değerlerinden, inançlarından ve cinsiyetlerinden koparıyor ve tek tip bir insan modeli oluşturmak için yoğun çaba harcıyor.

Tüm bu küresel lobilerin siyonizmle yakında ilişkisi var örneğin İsrail’e destek veren firmalar ile lgbt lobilerine destek veren firmalar aynı. Aynı zamanda ülkemizde ulaşabildikleri ruh sağlığı uzmanları tıp doktorları sosyologlar ve psikologlar aracılığıyla bu cinsiyet karmaşası sorunsalını bir lgbt aktivizmi halinde dönüştürmeye çalışıyor.

Şimdi harekete geçme zamanı! Sessiz kalırsak, gözlerimizin önünde mahvolan hayatları izlemek zorunda kalacağız. Kendi çocuğumuzun da bu girdabın içine düşmesini istemiyorsak, bilinçlenmek, sorgulamak ve mücadele etmek zorundayız. Onları yönlendirenleri, kimliklerini değiştirmeye zorlayanları, anne-babalarla çocukların arasına duvar örenleri tanımalı ve bu sisteme karşı durmalıyız.

Bize düşen görev, çocuklarımızı ve gelecek nesilleri korumaktır. Onlara sahte kimlikler, yapay duygular ve yıkıcı ideolojiler değil; sevgi, güven ve sağlam bir kimlik vermeliyiz. Eğer şimdi dur demezsek, çok geç olacak. Bugün bir çocuğu kurtarmak, yarın bir milleti kurtarmaktır. Unutmayalım: Gençliğini kaybeden, geleceğini kaybeder!

Prof. Dr. Ahmet Akın
1979 yılında İzmit’te doğdu. 1990 ile 1998 yılları arasında hafızlık ve İslami İlimler Eğitimlerini tamamladı. Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik alanında 2004 yılında lisans, 2006 yılında Yüksek Lisans, 2009 yılında doktora eğitimlerini tamamladı. 2011 yılında Psikolojik Danışmanlık alanında doçent doktor ünvanını aldı.
2016 yılından itibaren İstanbul Medeniyet Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik anabilimdalında Prof. Dr. olarak görevine devam etmektedir.
Çalışma alanları arasında aile ve gençlik psikolojisi, gençlikte kimlik karmaşaları, sosyal medya ve küreselleşmenin aile ve toplum üzerindeki etkileri bulunmaktadır. 14 kitabı ve çok sayıda ulusal ve uluslararası makaleleri bulunmaktadır.

Evli ve iki çocuk babasıdır. İngilizce ve Arapça bilmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir