SÖZLER DİRİLTECEK İNSANLIĞI

Eugenio Borgna, Ruhun Yalnızlığı adlı eserinde yalnızlıktan bahsederken içimize işleyen ifadelerde bulunur ve şunları söyler: “Sözcükler canlı kanlı varlıklardır ve sözcüklerle daima hesaplaşmamız gerekir. Umutsuz bir kalbi ancak sözcükler umuda açabilir, dengesiz bir seyir izleyen yaşamı uçurumdan aşağı sürükleyen de daima sözcüklerdir.”

Hayatımızı kuşatan ve anlamlandıran sözler… İnsanı, bir uçurumun kenarında bekleten, yüreği kurak bir çöle döndüren yahut onu bir damla su ile filizlendiren sözcükler vardır ki, ömrümüzün nihayetinde bizi karşılayacak olanlar da onlardır. Pişmanlıklarımız, ümitlerimiz, endişe ve bekleyişlerimiz hep tamamlanmayı bekleyen cümlelerle kuşatılmıştır. Dilimize gelip de söyleyemediğimiz ne çok şey vardır öyle değil mi? Ve bu söyleyemediklerimiz yüzündendir ki hep bir yanımız eksik kalır ve eksilerek tamamlanır hayatımız. Oysa insanların yüreğine dokunacak ve kederli ruhları diriltecek olan sonsuz ihtimal vardır önümüzde. Yeter ki bunları görmezden gelmesin “ben”lerimiz.

Cahit Zarifoğlu’nun dediği gibi, “ah şu yalnızlık/kemik gibi/ne yana dönsen batar”. Söz kuraklığında, yürek kırgınlığında hep bir yalnızlık özlemiyle tutuşuruz. Zira yıkık bir gönlün tutunacak bir dalı kalmamıştır. Her şey tamdır da bir ses bile yoktur işitilecek; ne bir dost vardır ne bir tanıdık yüz. İnsan insana muhtaçtır elbet lakin aslolan, vefa, samimiyet ve incelik yolundan sapmamaktır. Çünkü bazı yolların geri dönüşü yoktur.

Hepimizin hikâyesi farklıdır. Kimilerimiz ömrünü anlaşılmayı bekleyerek geçirir, kimilerimiz yazarak dindirir içindeki yalnızlığı, kimilerimizse sessizliğe hasrettir çoğu zaman. İçimizdeki okyanusun dalgaları vururken kurak sahillerimize, ferahlığı da hissederiz yüreğimizde kimsesizliği de. Her bir an, fark ediştir insanlığın sonsuz kerâmetini ve her bekleyiş aslında kendimizi bulmak içindir. İnsan bir iç sıkıntısıyla kuşatılmış olsa da, sözcükler vardır zalim karanlığı aydınlatan.

Dilerim ki sözlerimiz, bir insana şifa olur ve bir ömrü aydınlatır. Dilerim güzel kelimelerimizle inşa ederiz iyilik kulelerini. Sözlerimizle yaşatırız içimizdeki insanlık hasretini, kelimelerimizle iyileştiririz kararmış kalpleri. İnsan, diliyle, kalbiyle, aklıyla var olur, insan ki sözleriyle hatırlanır. Ne mutlu bir insanın kalbine dokunup da onu bahtiyar edene; ne yazık bir gönlü yıkıp onu tarumar edene…

ZEYNEP FATSA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir