Bir hikâye başlıyor kelimelerin izinde…
Her bir harf hiçliğe doğru gitmeyi arzu ediyor.
Yolculuk bu ya, dur durak demeden bir ömür boyu sürüyor.
Efendim, hikâyeniz Malatya’da başlıyor. Tasavvufun beslendiği bereketli topraklar… Malatya deyince İbnü’l Arabî Hazretleri, Niyâzî-i Mısrî Hazretleri, Somuncu Baba Hazretleri ve daha niceleri geliyor dile. Doğup büyüdünüz iklimin üzerinizdeki etkisini anlatır mısınız?
Evet, Malatya’da doğdum. Çocukluk yıllarım orada geçti. İnsan büyük oranda çocukluğudur, biliyorsunuz. Özellikle dedem ve büyükannemin ikliminde çok beslendim. İkisi de derviş gönüllüydü. O iki odalı, kerpiç, toprak damlı evlerindeki sade yaşamdan çok etkilendiğimi söyleyebilirim. Babam, sinema işletmecisiydi. O’nun sinemalarında küçük yaştan itibaren onlarca, yüzlerce film seyrettim. Yerli, yabancı filmler. Belki de yazarlığa heveslenmemde, yüksek öğrenimde edebiyatı seçmemde bunun etkisi oldu.
Tabiî, Malatya, buyurduğunuz gibi âriflerin yurdu. Niyâzî Mısrî hazretleri ve Sadreddin Konevî, buralı. Muhyiddin İbnü’l Arabî hazretleri bir müddet yaşamış. Somuncu Baba, Darende’de de yaşamış. Bir evlâdı burada. Battal Gâzi Hazretleri gibi öncüler de var. Fethi Gemuhluoğlu sonra, o da Malatya’lı. Hâsılı bilgelerin soluğuyla yıkanmış, kudsî nefesiyle mayalanmış bir yöre. O iklim gündelik hayatın dokularına nüfuz etmişti. O büyülü atmosferde geçti çocukluğumuz.
Ardından Hatay günleri başlıyor. Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden olan Hatay ve Akdeniz güncenizi bizimle paylaşır mısınız?
Hatay’ın Dörtyol ilçesine, ben ortaokul üçüncü sınıfa geçtiğimde taşındık. Babam tatsız bir şeyler yaşadı. Kızdı, hiddetlendi ve sinemalarını, evlerimizi sattı, Dörtyol’a geldi. Teyzemi oraya gelin vermişlerdi. Orada yaşıyordu. Bir dönüm bir portakal bahçesi aldı, ev yaptırdı ve burada yaşamaya başladık. Dörtyol, benim için portakal kokulu bir şehir. Balkan ve Girit göçmenleri, yerliler, bizim gibi sonradan gelenleriyle Dörtyol oldukça zengin bir iklime sahipti. Kıyı kasabası.
Şehir sürekli narenciye kokardı. Hele portakal çiçekleri mevsiminde buram buram kokuyordu. Yaban mersinleri, incir, nar, zeytin, hülasa, Malatya’da görmediğim pek çok şeyi burada canlı olarak tanıdım, dokundum, gördüm. İnsanları da çok güzeldi. Ortaokul son sınıftayken Türkçe öğretmenim Turan Gültekin bize edebiyat zevkini aşıladı. Çok çok güzel kitaplar okuttu. Pek çok yazarı onunla tanıdım. Dörtyol’da ilk aşklarımı da yaşadım. Benim için büyülü bir beldeydi. Zaman zaman Hatay’a giderdik. Saint Piere, Habib-i Neccar, Mozaik Müzesi ve mutfağıyla, etnik çeşitliliğiyle Hatay’dan da çok etkilendim.
Hayat bir yolculuk… Üniversite eğitimi için Ankara’ya geçiyorsunuz. Sormak isterim, siz mi edebiyatı seçtiniz, edebiyat mı sizi seçti?
Edebiyatı ben seçtim sanıyordum. Ama sonra sonra fark ettim ki, o beni seçmiş. Ailem doktor olmamı, bu yüzden de Tıp Fakültesine gitmemi istiyordu. Üniversite puanım da yetiyordu. Fakat ben, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Bölümü’nü seçtim. Ailem kızdı ama sonra alıştılar. Böylece 12 Eylül Darbesi öncesi üniversite günleri başladı. Ankara, üçüncü şehrimdi. Burada aşık oldum. Üniversiteyi okudum. Darbelere tanıklık ettim. Yazmaya başladım, kitaplarım yayınlandı, TRT’de görev aldım, belgesel filmler çektim.
Nereden geliyor bu edebiyat sevgisi?
Öncelikle büyükannemin anlattığı masallardan. Sonra annemin anlattığı o ilginç öykülerden. Çok güzel anlatırdı. Dili o kadar hârikulâdeydi ki annemin. Ona imrenirdim. Deyimlerle, atasözleriyle süslü, abartılı ve tatlı bir anlatımı vardı. Sonra Ortaokul öğretmenim Turan Gültekin. Sonra da lisede tanıdığım bir Almanca öğretmeni. Bütün bunlar sanırım edebiyatı seçmemi sağladı. Tabiî fakültede edebiyatın tarihiyle, kültürüyle, Türk ve dünya edebiyatının seçkin örnekleriyle karşılaştım ve harflerin büyülü dünyasına girdim.
“Market Kitapları”nın karşısında, mânâ sofrasına davet ediyorsunuz. Anadolu’nun Kalbi Harakanî, Âşıklar Tabîbi Aziz Mahmûd Hüdâyi, Açık Denize Yolculuk Kenân Rifâî, Diyamandi isimli eserleriniz ile edebiyat ve bilgelik geliyor dile. Hayat yaptığımız seçimlerden mi ibaret?
Biz seçimler yapıyoruz ama sonuçta bizi de seçimlerimizi de kuşatan bir kader takdir ediyor. Sezai Karakoç’un deyişiyle, “Kaderin üstünde bir kader var.” Hani bir rivâyette şöyle denir: İnsanlar plan yapar, kader gülermiş. Ben böyle olduğunu sanıyorum. Ama aramaksızın ve seçmeksizin de olmuyor. Aramakla bulunmuyor. Seçerek de iş bitmiyor. Sonuç, dediğim gibi tecelli ediyor.
Abdurrahim Karakoç’tan ödünç alarak, bir kitabınıza “Aşk Kağıda Yazılmıyor” diyorsunuz. Kelimeler neler anlatıyor? Aşk bize neler söylüyor?
Aşk, Hakk’ın bir sıfatı. Yunus Emre, “Aşk anadan doğmadı / kimseye kul olmadı” diyor. Yine başka bir yerde, “Aşk makamı alidir / aşk kadim ezelidir” diyor. Bu tanıma göre aşk, Hakk’ın sıfatı. Aşk bize, hayatın içyüzünü gösteriyor. Evrenin sonsuz çarkları içinde bu yaşamın bir oyundan ibaret olduğunu ima ediyor. Yanmaksızın irfana ulaşılamayacağını söylüyor. Nihayet, vazgeçmenin, adanmanın değerini anlatıyor.
Biyografi, roman, söyleşi, öykü… Çeşitli dallarda eserler veriyorsunuz. Peki, kendinizi hangi türe daha yakın buluyorsunuz?
Bendeniz kendimi öykücü/hikâyeci olarak hissediyorum. Dönüp baktığımda bunu görüyorum. En çok hikâye yazmışım. Roman, masal, deneme vs. pek çok türde kitaplar yazdım, yayımladım, fakat öyküden vazgeçemedim, dönüp dönüp öyküde karar kıldım. Dolayısıyla kendimi en çok öykü formuyla ifade edebildim.
Yolculuk hayatınızın vazgeçilmez bir parçası… İpek Yolu misali yaptığınız yolculuklara, insana dair neler söylemek istersiniz?
Gezmekten pek hazzetmeyen birisi için çok fazla geziyorum. Çeşitli konferanslara, sempozyumlara, söyleşilere katılmak için pek çok ülkeye gittim, gidiyorum. Bu, tabiî insanın ufkunu açıyor, zenginleştiriyor, perspektifini genişletiyor.
Sohbetlerinizde atıfta bulunuyorsunuz, Kudüs’ün ayrı bir yeri var sizin için… İzninizle Kudüs üzerine biraz konuşabilir miyiz?
Kudüs gönlümün merkezinde yer alıyor. Kudüs bende hem bir umut hem de acı uyandırıyor. Bir gün Filistin halkının ve Kudüs’ün tümüyle özgürleşeceğine inanıyorum.
Kitaplarınız çeşitli dünya dillerinde yayınlandı. Bununla ilgili olarak duygu ve düşüncelerinizi merak ediyoruz…
Çok güzel bir duygu. Kitaplarım pek çok dilde yayımlandı, yayımlanıyor. Avrupa ülkelerinde, Uzak Doğu’da ve Ortadoğu’da birçok dilde roman ve öykü kitaplarım yayınlandı. Dediğim gibi harikulade bir duygu.
Efendim, yoğun programınıza rağmen bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz.
Müge Aydın
- AYNI YÖNE BAKMAK - 03.03.2026
- BİR HARİTANIN ARDINDA… - 09.02.2026
- HAYAT AĞACI - 06.01.2026
- BU GÜZEL YURDU KORUMAK HERKESİN YARARINADIR. - 13.12.2025
- “ANADOLU TOPRAKLARINDA VE TÜRKÜLERDE SAKLI ÖZÜMÜZ” - 23.02.2024
- “AŞK BİZE, HAYATIN İÇ YÜZÜNÜ GÖSTERİYOR” - 16.02.2024
- “İLMİN VE SANATIN ZEKÂTI, ONU KARŞILIKSIZ VERMEKTİR” - 04.02.2024
