DEĞİRMEN

Hastaneden bildiriyorum. Burada bugün onuncu günü geride bıraktık. Allah’tan dışarıda kalmadım diye sevinenlerdenim. Zira hava çok soğuk ve insan ne yapsa içindeki bu üşeme hissi geçmez. Burası bana iyi geldi. İyi ki kalbi ve zihni donanların tir tir titremesine rağmen şu kapıdan içeri girmemek için ayak direyenlerin arasında anılmıyorum. Öyle de olabilirdi hatta o çizginin ötesine çok da yabancı değilim. Herhalde o zamanlar insanın içi ancak sobayla ısınır diye düşünüyor ve öyle ısıtmaya çalışıyordum buz tutmuş düşüncelerimi.

Burada ağrı ve sızıların çeşitliliğine göre herkes belirli yerlerde tedavi görüyor. Garip bir şekilde insan, doktor gömleği giymiş ve kendisini kontrol etmeye gelecek hiç kimseyi beklemiyor. Hasta olduğunu kabul edince yeri geldiğinde kendinin doktoru da olabiliyorsun hemşiresi de. Şu kadar uyku, bu kadar su ve şu kadar da yemek yetermiş diyorsun ve beden buna razı oluyor. Sus deyip yerine oturttuğun bir nefsinin olduğunu fark etmek insana kendini iyi hissettiriyor. Vücudunun nefes aldığını hatta hafiflediğini hissediyorsun. Her şeyin tadı da adı başka gibi geliyor. Bir yudum serin su içtiğinde sanki göğsünde sadece tıkanmış damarlarının açıldığını hissetmiyor gözlerinle bizzat görüyor gibi oluyorsun. O saatler sonra içtiğin su, boğazından aşağı inerken bütün gün susup beklettiğin ne varsa denizine kavuşamayan bir nehrin önünü kapatan çer çöp gibi dağılıp gidiyor. Bütün nehirler denize kavuşuyor. Her gün her hasta bedenin içinde sessiz sakin bir düğün bayram ediliyor. Herkes kendi sevincini ancak kendisi duyabiliyor. Şimdiye dek kana kana susadığın şeyler bir bir hükmünü yitiriyor.

Gökyüzü bir kere daha anlam kazanıyor. Hep duyduğun ezan, izne dönüşüyor. İzin deyince de çocukluğundaki haline dönüveriyorsun bir anda. Küçüldükçe küçülmenin ne kadar büyük bir şey olduğunu düşünüyorsun. Anneden izin alınmadan gidilemeyen kısacık mesafeler için attığın tüm taklalar daha çok komik geliyor gözünde. Tüm o hatıraların yanında bu iznin anlamı da zamanı da çok kıymetli oluyor.

Başkalarını değil sadece içini dinleyince sanki tüm marazları dile geliyor insanın burada. Hangi ağrıyan yanın varsa o durmadan konuşuyor meğer ne çok diyeceği varmış ne dertliymiş diyesi geliyor insanın. Derinleri dinlemek, susmanın gayri ihtiyarı her şeyle beraber geldiğini görüyorsun. Az konuşmak istiyor farkında olmadan susmanın sırrını keşfediyorsun. Yine de kalabalıkları gürültüleri duyuyor kulakların. Bir rahatsızlığın olmadığını düşünüp buralara uğramayanlar, dışarda yine pek can sıkıcı işlere karışmış, alıyorum haberlerini. Hastanede istirahat edip kendi kabuğuma çekilmeyi ne kadar istesem de bazı hadiseler kulağıma çalınıyor maalesef. Hiç değişmeyen şeyler yine tekerrür ediyormuş. Birileri yine öteki oluyor, beriki güçlü diye anılıyormuş. Karşı karşıya gelmeler, yüksek sesler, gözleri yuvalarından edecek kadar büyük öfkelenmeler… Ekranlarda olmadan pişmenin ahkamını kesenler… Ahkam kesenlere fırsat verenler, alkış tutanlar…

Gece sabah olmanın derdinde… Burası biraz da bir derslik gibi. Kim bilir ânı idrak etme derdinde daha nelere şahit oluruz orası da bir muamma. Şimdilik bu kadar. Bu kez daha kısa… Yazmak yerine gelmiş geçmiş bütün yazılmışları okumaya niyet edilen bir zamandan sesleniyorum. Her şeyin tazesine talip olmaya alışmış nefislere parmak sallayan bir edayla ne de güzel demiş şair; Bir Değirmendir Bu Dünya. İnsanı un ufak eden bu dünyada insanın açlığı hepimize keşke öğüt olsa.

Gamze koç

Gamze Koç

3 “DEĞİRMEN”yanıtını veriyor

  1. Gamze Hanım, yazınız içimizi titretti. Dışarıdaki soğuktan içteki buzları eriten o susuzluk, bir yudum suda deniz oluşu, ezanın izne dönüşmesi… Tam oruçla yaşanan bayram hali. Nefsi susturup küçülmenin büyüklüğünü hissetmek, susmanın sırrına ermek ne güzel hatırlatma.

    “Bir Değirmendir Bu Dünya”ya selamınızla nefse parmak sallamanız cuk oturmuş. Keşke bu açlık, bu susuzluk hepimize öğüt olsun.

    Orucunuz kabul, kalbiniz ferah olsun. Kaleminiz daim.

    Dua ile 🌹

  2. Elinize kaleminize sağlık. Düşünce alemine götüren bir yazı olmuş yine. İyi pazarlar…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir