Duyduk duymadık demeyin! Duyan da duymayanlara bir zahmet iletiversin. Yepyeni bir “Hastane” açılmış hem de tam teşekküllü. Mis gibi tertemiz, ferahfeza… Üstelik randevu aldım alamadım derdi de yok. Dedim ki insanlık yararına bunu herkese anlatmam lazım. Madem sıradan mekanların açılışı günlerce konuşuluyor, mübalağalı bir ilgiyle karşılanıyor o zaman bu “Hastane” haberine haydi haydi sevinilir diye düşündüm. Mübalağa demişken eksik bile ifade etmiş olabilirim. Geçenlerde yakınımızdaki alışveriş merkezinde bir mağaza açılacak diye reklam namına yapılmayan kalmadı. Ama ne reklamlar, ne vaatler… Adım başı dağıtılan el ilanları… Bunlar yetmiyormuş gibi bir de yabancı ismiyle sokakları caddeleri zapt eden boydan boya renkli tabelalar… “Bangır bangır yapılan anonslar…
Açılış günü ise tahmin edildiği üzere büyük bir izdiham yaşanmış. Mağazanın kapısının önünde upuzun kuyruklar oluşmuş. Adamlar işi biliyor tabii “Halkın yararına” sloganın yanına hava yağışlı diye bir de yağmurluk dağıtmışlar. Açılışı da öyle şatafatlı yapmışlar ki hiç ihtiyacı olmayanı bile cezbeder. O derece. İlk gelen bin kişiye şu kadarlık hediye çeki… Şunu alırsan yanında şöyle bir şeyin seti… diye diye tam da ramazan öncesi mekan nasıl yoğun bir ilgi görmüş hem de o yağmura rağmen, inanılır gibi değil. Hele sebze meyve bölümünde indirime giren girene… Her yerde “Açılışa Özel Fırsatları Kaçırma!” yazıyor diye artık millet “Kaçırmamaya” nasıl şartlandıysa çoluk çocuk, cümbür cemaat elefsunlanmış gibi mağazanın önüne yığılmış.
Mevzu “İnsanlık”, benim niyetim de “İnsanlık yararına” olunca bana iyi gelen şeyden herkes faydalansın istedim. Kimse ruh ve beden sağlığını bedava dağıtılan ürünlerden daha değersiz görmeyeceğine göre aklın yolu birdir diye düşündüm. Hem bu kadar gelip geçici şeyler adına açılan binaların reklamı bu denli önemseniyor, açılışları için ciddi bir tanıtım derdine düşülüyorsa bu ikram gibi sunulan hizmet üstüne de en az bu kadar konuşulmalı. Az şey mi “Hastane” bu! Kıyas bile kabul etmez! Şifa dağıtıyor bir kere, hem de herkese. Çok mühim bir detay bilgi var ki onu da atlamayalım. Bu “Hastanenin”de bir miâdı var. Aslında bunu en başında demeliydim. Biz severiz çünkü bizleri tehdit eder gibi sarf edilen “Sınırlı sayıda… Son bir ürün… Tükeniyor” gibi aşinası olduğumuz kelimeleri. Anca bunları duyarsak gayri ihtiyari hemen bir sahip olmak isteği körüklenir içimizde. Bunu iyi bildiğimden bam tellerine basarak devam edeyim. Bu hastane de geçici süre bu imkanları sunuyor ne yazık ki. Haberiniz olsun. Sonra ah vah etmenin bir alemi yok! Sadece bir ay. Ona göre. Sonra bir daha denk geliriz gelmeyiz orası meçhul.
Bu hastane nasıldır, nerededir derseniz de peşin peşin söyleyeyim tanıtımını yapmak için benim elimde öyle süslü püslü afişler, caddeler boyu ışıklı reklam panoları yok. Bir sözüm var o kadar. İtibar eden eder etmeyenin de canı sağ olsun. Ne diyeyim. Bir de adı var kimse sorsanız size yolunu gösterir; Ramazan. “Ramazan Hastanesi” tam bir ay boyunca gece gündüz yedi yirmi dört açık, dileyeni tepeden tırnağa iyileştiriyor. Oraya girince neyimiz var neyimiz yok bir bir çıkıyor ortaya. Öfkeden her yanımıza asabiye mi sıçramış, yoksa hasetten gözümüz mü dönmüş, kanaat yetmezliği yüzünden insanlıktan mı çıkmışız her şey ayan oluyor. Fena mı? Zaten senede bir kere kontrol şart demiyor mu hekimler. Daha ne? Her geçen gün bozuluyor, bocalıyoruz, yıpranıyoruz. Ramazan hastanesi hepsini tamir edebilecek donanıma sahip.
Hasta olmayanımız var mı? İçimizde kimin ihtiyacı yok ki emin ellerde olduğunu hissetmeye? Marazlarımız saymakla bitmez. Kimi ayakta alır şifasını, kimi bir serum miktarı durur. Kimi yoğun bakıma kaldırılır, kimi erken taburcu olur erkenden çıkar, kimi de uzatır hastaneye yatış maruzatını.
Düştü düşecek kadar zayıflayan hassasiyetlerimizi güçlendirmemiz gerekir önce. Zaafiyetlerimiz kendini ele vermeli. Nasıl ki doktora görünmeden evvel ağrıyan acıyan yanımıza isim koyarız aynen öyle önce yaralarımızı kendimiz tespit edeceğiz ki hastane bize iyi gelsin. Hasretini çektiğimiz ‘İzzete’ kavuşursak, neyi neden temsil ettiğimizi hatırlarsak Ramazan, yeniden ayağa kalkmamıza şifa vesilesi olacak. Ramazan hastanesi bizi adam edecek.
Azalan, yıpranan heyecanlarımızı, zedelenen hamiyetlerimizi, savunmamız gereken doğruları, musallat olan yanlışları, kaybolan haşyetlerimizi bulmak için bize yardım edecek. Nerede bıraktığımızı bir türlü bilemediğimiz o huşu hissini bulmak, her sene azala azala kaybettiğimiz heybetimizi, yanlış yönlere giden ayaklarımızın rotasını tekrar belirlemek için bozulan şakülümüzü düzeltecek.
Hepsi içinde olan bu pakete sahip olabilmek için sınırlı gün var önümüzde. Evrak, kayıt, ücret vesaire hiç bir şey yapmanıza gerek yok, teslim olmak yetiyor hepsine.
Gamze Koç
- NAR - 08.03.2026
- DEĞİRMEN - 01.03.2026
- ŞAKÜL - 22.02.2026
- İBRET-İ ADEM - 15.02.2026
- BEKÇİ - 01.02.2026
- TABİR - 25.01.2026
- AÇMAZ - 18.01.2026
- MİHMANDAR - 11.01.2026
- MUHATAP - 04.01.2026
- YEVMİYE DEFTERİ - 28.12.2025
- MARAZ - 21.12.2025
- MEDET - 14.12.2025
- NİŞANE - 07.12.2025
- ŞERH - 30.11.2025
- GÖKYÜZÜNÜN TALEBESİ - 23.11.2025

Hayırlı Ramazanlar. Elinize kaleminize sağlık…
👏🏼👏🏼🌹
Hepimize şifa olması duasıyla… Hayırlı ramazanlar
Çok güzel bir yazı, yüreğinize sağlık…
Hayırlı ramazanlar. Allah hakkıyla degerlendirmeyi nasip etsin.