HER ŞEY BİRDENBİRE OLUR

Olayların hızına akıl sır erdirilemeyen bir çağda yaşıyoruz. Bir bakıyorsunuz mutlu mesut yaşıyor insanlar; sonra birdenbire her şey tepetaklak oluveriyor. İyi veya kötü manada olsun, her şey çok aniden oluyor.

Bir kadın hamile olduğunu birdenbire öğrenir, tabii bir erkek de baba olacağını. Hayatlarının sürprizi bir anda oluşur.

Kadın kendisine emanet edilenle beden uyumu sağlamaya çalışır ve bunda epeyce zorlanırken birdenbire karnındaki kıpırtıyla sarsılır. İnanamaz buna, içindeki canlının bunu yapabileceğine. O günden sonra her şey bambaşka olur onun için. Birdenbire içinde oluşan minicik kıpırtı, ruhunun sevinçle kanatlanmasına sebep olur.

Çocuk hayli meşakkatli yollardan dünyayı teşrif edince birdenbire oksijenle tanışır ciğerleri. Daha önce buna hiç ihtiyaç duymamışken bu ilk nefes doldurur ciğerini ve kim bilir nasıl yakarsa mecazen, çığlığı basar o da birdenbire. Aile onun ağlamasıyla ilk ve son kez mutlu, bebek ise hayata tutunmanın peşinde olur birden.

İlk adımını birdenbire atar bebekler. O zamana kadar tay tay durur, bir iki sallanıp düşer ve kalkar, bu hareketi defalarca tecrübe ederken bir anda bacaklarının takati artar ve yürüyüverir. İlk adımlar hiç unutulmaz, hayat boyu konuşma mevzuu olur, hele erken yürümüşse…

İlk defa “baba” ve “anne” kelimeleri bebeğin ağzından çıktığında anne babanın yüreği erir adeta. Bu birdenbire söyleniverir onlarca, yüzlerce denemenin ardından. Ertesi günün en çok konuşulan meselesi bu olur. Hangi kelimeyi önce söylediyse, diğeri sabırla kendisine hitap edilmesini bekler.

Yolda giderken eli bırakılan çocuk tıpış tıpış yürürken takılır ve birdenbire düşer. Canı yanmasa da çok telaşlanır aile, bir yerine bir şey oldu mu diye. Çocukların düşe kalka büyüyeceğini bilseler de kendi çocukları düşmeden büyüsün isterler. Çocuk ise özgürce hareket etmek ister fakat yolu hesaplayamaz acemiliğinden. Güzel güzel yürürken düşüverir birdenbire.

Gecenin bir yarısı birdenbire hastalanır çocuk. Akşamdan hiçbir şeyi yoktur oysaki. Yediği mi dokunmuş yoksa mikrop mu almıştır? Kesin komşunun çocuğundan bulaşmıştır. Alınan her mikropla bağışıklık sisteminin güçleneceğini bilse de aile, hastalık korkutur onları. Hele böyle birdenbire gelen hastalık… Çareler aranır, tedbirler sıralanır. Birkaç gün sonra iyileşir çocuk fakat aile bundan sonra diken üstünde olur. En azından bir süre, ya tekrarlarsa diye.

Bir de bakarsınız çocuk okul çağına gelmiş. Şaşırır herkes. Daha dün doğdu sanki, ne çabuk büyüdü de okula başlıyor, denilir. Bu safhayı, uzaktaki yakın akrabalar daha bir şaşkınlıkla karşılarlar. Belirli aralıklarla gördükleri çocuk onlara göre birdenbire okul çağına gelivermiştir.

Okullar birbirini kovalar. Bir de bakarlar, genç adam veya genç kız iş sahibi olmuş. Birdenbire işinde yükselmiş hatta iş yerindeki biriyle gönülleri birbirlerine kaynamış. Birdenbire evlenmeye karar vermişler. Eh, aileye de onları baş göz etmek düşer. Daha dün anne baba olan ebeveyn, birdenbire kayınvalide-kayınpeder oluverir. Yeni bir makam, buna alışmaları biraz zaman alacaktır. Alışmak kısmı birdenbire olmaz. Zamanla…

Güneşli havalar devam ederken birdenbire yağmur başlayabilir. Hazırlıksız yakalanan kişiler bu yağmurda iliklerine kadar ıslanabilirler. Buna mukabil yağmurdan sonra ortalığı aydınlatan güneş ışıklarıyla birlikte muhteşem bir gökkuşağı, birdenbire gökyüzünü bir tuvale çevirir. Herkesin gönlünde sürülerce kuşların uçmasına sebep olan gökkuşağı, bünyesindeki yedi renkle semadaki en zarif resim olur. Çocuklar altından geçmenin hesabını yapar, sanatın kıymetini bilenler seyretmeye doyamazlar bu tabiat harikasını, Yaradana bir daha iman ederler.

Bütün kazalar birdenbire olur. Bir çocuk caddeye kaçan topunun peşinden, yola birdenbire fırlar. Aracın freni birdenbire patlar. Büyük yolcu otobüsünün şoförü yirmi saattir araç kullanmanın yorgunluğuyla bir anlığına dalıverir uykuya. Nasıl olduğunu anlamamıştır, her şey birdenbire olmuştur. Camını silen genç hanım elinin kaymasıyla birdenbire taş zemine çakılır. Delikanlı, tesadüfen gittiği doktordan kanser olduğunu birdenbire öğrenir. İnşaattaki vinç, taşıdığı malzemeyi birdenbire düşürür, oradan geçen işçilerin başına taş yağar birdenbire. Madende grizu patlaması birdenbire olur. İnsanların gezmeye çıktığı güneşli ve güzel bir tatil gününde, caddenin en kalabalık olduğu saatte bir bomba patlar birdenbire. Adam, boşanacağını söyleyen karısını elli beş yerinden bıçaklar birdenbire. Gecenin bir yarısında, herkes uykudayken zelzele olur birdenbire. Kar altında yıkıntılarla dolu sokakta pijamasıyla titreyen insanlar, çaresizlikle eşya bulmak için çıktıkları evlerinde artçı depreme yakalanırlar birdenbire. Bebeler annesiz, babalar evlatsız, dedeler şaşkın, nineler düşkün olur birdenbire. Daha neler olur birdenbire.

Bu birdenbire meydana gelen olumsuzluklar birdenbire çözüme kavuşmaz elbette. Yaraları sarmaya zaman, eksikleri gidermeye imkân, yıkılanı onarmaya insan, kardeş yardımlaşmasına infak, devlet ricaline vatandaşı için şefkat, aç gözlülük edip kardeşini düşünmeyenlere insaf gerektir.

Her şey geçer. Bazen gelir geçer, bazen de deler geçer. Ama muhakkak geçer. Gönüllerde onulmaz yaralar bıraksa da geçer. Sabahlara kadar ağlayan çocukların, evlatlarını kaybeden annelerin yaraları kabuk bağlar. Gecenin ardından gündüzün gelmesi gibi, dedelerin torunlarına bayrak teslim etmesi gibi, kışın ardından baharın gelmesi gibi, kuru dallarıyla ölüye benzeyen ağaçların yazla birlikte meyveye durması gibi, dün doğan bebelerin yarın öbür gün koşuyor olması gibi insan da yenilenir.

Bu olumsuzlukların yaşanmaması veya en az ziyanla neticelenmesi için toplum olarak “insan denilen maden” üzerinde ince ince çalışılması gerekir ki kömüre dönüşmesin. Önce Allah korkusu ve yapılanların hesabının bir gün verileceği duygusu kalplere yerleştirilmelidir. Sonra, vatan ve millet sevgisiyle birlikte daha çocukluktan itibaren vatandaşlık bilinciyle eğitilmelidir. Böylece vicdanlı ve ahlaklı bireyler yetiştirilmelidir. Bu vicdanlı ve ahlaklı bireyler yaptıkları işleri en mükemmel şekilde yapmalıdır. Ortaya çıkan sonuçtan tabiri caizse hem alan hem de satan memnun kalmalıdır. Hayatın bir kere yaşandığı unutulmadan, ayrılmak isteyenin bu hakkı korunarak ve kararına saygı duyularak muamelede bulunan bireyler çoğalmalıdır. Can azizdir, onu sadece ve sadece veren alabilir. Bu unutulmamalı, unutturulmamalıdır.

Bu meseleler sadece vicdanlarla çözülemez, herkes aynı hassas teraziyi kullanmaz. Devlet, yapılacakları düzenlemek ve yapılanları denetlemek yoluyla işleyişin pürüzsüz yürümesini sağlamalıdır. Denetimsiz toplum, kontrolsüz yağışa benzer; sel felaketinin ne zaman ve nerede baş göstereceği belli olmaz. Vatandaşının âfetler karşısında çaresiz, ölümlerle yıkılmış, malını mülkünü kaybetmek suretiyle ekonomik olarak ve moral-motivasyon yönünden çökmüş bireyler olmasını istemez hiçbir devlet. Onları bu halde görmemek için, onların bu hale düşmesini engellemek için Hz. Ömer gibi dağ taş, dere tepe gezerek denetim yapmalıdır. Devlet koruyucu ve kollayıcı olmalıdır.

İnsanımız asildir, yüce gönüllüdür. Şu yaşanan felaket, bu sözün hamasî bir söylemden ibaret olmadığını dünyaya göstermiştir. Her pirinç çuvalında birkaç taş bulunur, onlar da ayıklanıp atılır. Taşları en kısa zamanda ayıklamalı, çaresizlere çare olmalıdır. “Yetiş!” diyene “Yettim!” demek vaktidir. Başta devlet, ardında millet, bu kara günleri aydınlığa çevirmelidir.

İşte bu, birdenbire olacak işlerden değil. Keşke gökkuşağı gibi birdenbire göğü kaplasa sevinç, düşen çocuğun azmiyle ayaklansa insan.

Dedim ya, birdenbire olacak gibi değil. Ama ümitsiz olmak yakışmaz bize. Bir de bakarsınız, birdenbire neler olmuş. Hayatın sürprizleri çoktur.

Orhan Veli “Birdenbire “ şiirinde şöyle der:

“Her şey birdenbire oldu.
Birdenbire vurdu gün ışığı yere;
Gökyüzü birdenbire oldu;
Mavi birdenbire.
Her şey birdenbire oldu;
Birdenbire tütmeye başladı duman topraktan;
Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire.
Yemiş birdenbire oldu.

Birdenbire,
Birdenbire;
Her şey birdenbire oldu.
Kız birdenbire, oğlan birdenbire;
Yollar, kırlar, kediler, insanlar…
Aşk birdenbire oldu,
Sevinç birdenbire.”

Umarız çok çabuk olur değişiklikler, milletimizin en hayrına olacak şekilde. Karanlık gecelerden sonra şafak söker gibi, yağmurdan sonra gökkuşağı çıkar gibi, tomurcuğun çiçek oluşu, arının bal verişi gibi. Uykudan yeni uyanan bebeğin sımsıcak gülüşü gibi.

Birdenbire…

NURHAYAT ÖRENCİK

Nurhayat Örencik

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir