KAHVE 

Doğru söze ne denir? Dünya kadar malın olsa; seni seven, arayıp soran, derdini anlatıp sevincini paylaşacağın dostun, arkadaşın yoksa ne fayda! 

İnsan sosyal bir varlık. Yalnız yaşayamaz, buna göre programlanmamış. Kim ne yapıyor, kimin neye ihtiyacı var; şöyle bir bakacak etrafına. Muhtaçları görecek, gözetecek. Hastayı duysa, arayacak. Evini ve kalbini insanlara açacak. Dostlarının sayısını, dostluklarının derecesini arttıracak.  

Dostlarını, komşularını evinde ağırlayan insan, onlara ikramda bulunur. Ülkemizde ikram denince, akla önce çay ve kahve gelir. Candan sohbetlerin eşlikçisi bu iki içecek, muhabbetin dibine vurulan demlerde ne güzel yoldaştır insana. Kahveyle ilgili bir anımı anlatmak isterim: Büyükbabam bize geldi bir gün. Ona, çay mı kahve mi içersin diye sordum. “Kahve yap!” dedi. “Kahve kişiye özeldir. Tek yapılır. Çay demlersen on kişiye de verebilirsin. Sen bana kahve yap!” Allah rahmet eylesin, hemen her kahve pişirdiğimde onun bu sözü aklıma gelir. Mutlulukla yenen yemeklerden, anlaşmayla sonuçlanan alış verişlerden, kız isteme olayından sonra kahve içilmesi hep bu sebepten olsa gerek.  

Türkiye’de kahvenin yaygınlaşması 16. yüzyıla dayanır. Yemen valisi Özdemir Paşa, görev yerinde keşfettiği kahvenin tadına hayran olur ve bu eşsiz lezzetin Osmanlı hanedanı tarafından da keşfedilmesi için 1543 yılında, Kanuni Sultan Süleyman döneminde İstanbul’a kahve çekirdekleri getirir.  

Bir başka görüşe göre ise 1555 yılında Halepli iki tüccarın Tahtü’l-kale (Tahtakale) semtinde açtıkları kahvehane sayesinde Osmanlılar kahve ile tanışmıştır. Türkler tarafından bulunan yepyeni hazırlama metodu sayesinde kahve, güğüm ve cezvelerde pişirilerek Türk kahvesi adını alır. Türk kahvesi, Türkler tarafından keşfedilen kahve hazırlama ve pişirme metodunun adıdır. Özel bir tadı, köpüğü, kokusu, pişirilişi, ikramı… Kısacası kendine özgü bir kimliği ve geleneği vardır. Türkler sayesinde kahve ile tanışan Avrupa; uzun yıllar kahveyi Türk kahvesi olarak bu yöntemle hazırlayıp tüketmiştir.  

Brezilya kahve üretiminde dünya lideridir. Vietnam, Kolombiya ve Etiyopya, diğer üretici ülkelerdir. Bütün dünya, kahveyi bu ülkelerden alır. 

Kahveye yasak geldiğini bilir misiniz? 

İlk yasak Kanuni döneminde “Kahvehanelerin dedikodu ortamlarına dönüşmesinin önüne geçebilmek için” gelmiş, ikinci yasak III. Murad zamanında konmuştur. Yasaklar kahve tüketimini azaltmamış, aksine kaçak olarak kahvehanelerin açılması sebebiyle tüketim artmıştır.  

Kahvenin yanına konan su, kahvenin tadını daha berrak bir şekilde hissetmeyi sağlardı. Ayrıca Osmanlı sarayında misafirlere sunulan su, hoş geldin ve rahatlık mesajının bir ifadesiydi. Kahveden önce su içmek ağzı temizler ve diğer tatlardan arınmasını sağlar. Bu sayede kahvenin saf tadı daha iyi bir şekilde alınabilir. Kahveden sonra su içmek ise, kahvenin yoğun tadının hafifletilmesini sağlamak ve ağzı telvelerden arındırmak içindir.  

Burada bir rivayetten bahsetmeliyim. Genç bir kıza talip olan delikanlı ve ailesi, bu genç hanımın evine giderler. Hoş beşten sonra kahve ikramı yapılır. Adet olduğu üzere kahvenin yanında su da ikram edilir. Delikanlı kahveyi içer, ardından bardaktaki suyu da içer. Daha sonra genç kız bu beyle evlenmek istemediğini belirtir. Sebebi de şudur: “Kahve gibi bir lezzetin kıymetini bilmeyip üzerine su içen biri, benim de kıymetimi bilmez!” Kahve ikram edilen delikanlılara hatırlatmış olalım. Rahmetli babam da bir kahve tiryakisiydi. Kahvaltı sonrası ve öğle yemeğinden sonra olmak üzere günde iki kahvesi vardı. Suyu kahvenin önünden içerdi. Kahve üzerine asla su içmez, böylelikle damağındaki kahve tadını uzun süre muhafaza ederdi. Bizim kahve üstüne su içmemizi ise eleştirirdi. Bu rivayeti bilseydi, genç kızın tavrını doğru bulurdu, eminim.  

Kahveyle ilgili geçmiş dönemlerde yaşanan iki ayrı hadise var ki fıkra gibi. İlki, bir vali uygulaması: 

1903’te vefat eden Trabzon valisi Kadri Bey, garip ve kendisine mahsus icraatı ile şöhret bulan idare adamlarımızdandı. Eski haydutları jandarmalıkta, tütün kaçakçılarını kolculukta kullanırdı. Ele geçirdiği kaçakçılara evvela güler yüz gösterir, sonra jandarmaları çağırarak: “Bu ağaya benden bir şekerli kahve ikram edin!” derdi. Bu ‘şekerli kahve’ temiz bir dayak demekti. Jandarmalar adamı dışarıya çıkarırlar, odunu basarlardı.  

İkincisi, hazırcevap Urfalıdan: 

Kahve tiryakisi bir Urfalı, kahvesini içmek üzere kahvehaneye gitmiş. O zamanlar bir kahve ‘5 para’ imiş; bu yüzden her gün kahveye gidip keyifle beş paralık kahvesini içmeyi alışkanlık edinmiş olan adamın da cebinde yalnızca beş para varmış. Söylediği okkalı kahvesini keyifle içtikten sonra adam, kahveciye parayı uzatmış. Kahveci, tiryakiyle hiç muhatap olmadan, başının üstündeki yazıyı gösterip “Oku!” demiş. Kahve tiryakisi kafasını kaldırıp tabeladaki yazıyı okumuş: 

“Kahve Yemen’den gelir, yolları ırak… 
Beş para yetmez, on para bırak!” 

Tiryaki, kahveye zam geldiğini anlamış anlamasına ama daha öncesinden haberi olmadığı için doğal olarak yanına fazla para almamış. Altta kalmak istemeyen zeki ve nüktedan Urfalı, kendinden emin bir şekilde kâğıt ve kalem isteyip bir şeyler yazmış ve kâğıdı kahvecinin gözünün önüne tutup “Oku!” demiş. Kahveci sıkıntılı bir şekilde okumuş: 

“Kahve Yemen’den gelir, yolları sapa… 
Beş paraya idare etmiyorsa kahveyi kapa!”   

Depresyonu önlemede en etkili yöntem, bir dostumuzla yalnızca sekiz dakika konuşmakmış. Sekiz dakika boyunca derdini, sıkıntısını anlatmak, insanı depresyon denilen kör kuyulara düşmekten kurtarırmış. En yakınımızdaki arkadaşın kapısını tıklatıp bir kahve içimi sürede derdimizi anlatarak içimizi boşaltabilirsek, eve dönüp işlerimize kaldığımız yerden devam edebiliriz. Ne büyük bir lüks!  

Başta söylediğim gibi, gönül kahveden ziyade dostluk ve sohbet ister. Dostlukların azaldığı, sohbetlerin yüzeysel olduğu günümüzde çat kapı gidebileceğiniz dostunuz, arkadaşınız varsa şanslısınız. Ona ihtimam gösterin, kalbini hoş tutun. Birbiriniz için bulunmaz nimet olduğunuzu da hiç unutmayın. Dostluk ve sevgiyle yaşayın! 

 Nurhayat Örencik 

Nurhayat Örencik

“KAHVE ”için bir yanıt

  1. Yazınızı kahve keyfi ile ve hoş malumat eşliğinde okudum. Elinize, gönlünüze sağlık efendim. Dostluk ve sevgi ile..

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir