İyi bir uyku dediğimizde aklımıza battaniye gelmesi tesadüf değildir. Sıcaklık, uykuya dalmayı kolaylaştıran çevresel bir etkiyse, battaniye de bunu oluşturan en büyük etmendir. Bilhassa soğuk kış gecelerinde. En derin uykulara bu sıcak ortam sayesinde dalarız; belki de en derin, en etkili rüyaları bu ortama borçluyuzdur.
Battaniyenin verdiği sıcaklığı düşündüğümde benim aklıma anne karnındaki bir cenin gelir çoğunlukla. Anne karnında ekmek elden, su gölden misali yaşayan bir cenin soğuk ile temas etmez hiç. Korunaklı bir yuvadadır ve etrafındaki sesleri anlamlandırmakla meşguldür belki de. Biz de battaniyeye sarındığımızda hayatımızın başlangıcına, anne karnına zihnen de olsa bir yolculuk yapıyor muyuzdur?
Bebekler dünyaya çıplak gelirler, malum. İster yaz olsun ister kış, onları ince giysilerle donattıktan sonra muhakkak bir battaniyeye sararlar. Hareketlerini kısıtlar gibi görünse de bu battaniyeler bizim çocukluğumuzda sarındığımız kundak vazifesini de görüyorlar kanımca. Düşünsenize, anne karnındaki sınırlı ortamdan dünyaya teşrif eden bebek elini ayağını nasıl zapt edeceğini bilemezken onu giydirip bir battaniyeye saranlar aslında sükûnetini de sağlamış olurlar. Aksi takdirde bebek her hareket ettiğinde korkarak uyanır ve ağlamaya başlar. Bu sebepledir ki her bebeğe birkaç tane battaniye hazırlanır daha doğmadan.
Battaniyesiyle özdeşleşen, onsuz uyuyamayan çocuk sayısı az değildir. Bunlardan biri de oğlumdu. Yazlık, turkuaza bakan yeşil renkte penye bir battaniyesi vardı. Evde ve arabada, her mevsim daima yanımızda olurdu o battaniye. Ona sarınınca veya elinde tutunca daha mı sakinleşirdi pek bilemiyorum ama onsuz hiç kalmazdık. Bir arkadaşım, oğlumun askere giderken bile battaniyesini yanında götüreceğini söyleyerek şakalaşırdı bizimle. Nükte yaptığı kadar da vardı doğrusu, elinden bırakmazdı neredeyse. Fakat arkadaşımın korktuğu olmadı, battaniyeyi telaşla bir yere yetişme derdine düştüğümüz bir gün olduğumuz yerde unuttuk. Oğlum bir iki sorsa da durumu çok çabuk kabullendi. Çocukların ortama ve duruma uyum sağlama hızları beni şaşırtmıştı o gün. Belki de onunki sadece sevgiydi, bağımlılık değildi. Bağımlılık olsaydı yeri göğü inletebilirdi. Makul oğlum benim, diyorum şimdi düşününce.
Genç kızlara çeyiz hazırlayan anneler için battaniye, çeyizin olmazsa olmazıdır. Hatta tek kişilik, çift kişilik, koltuk battaniyesi, diz battaniyesi diyerek hatırı sayılır miktarda battaniye stok ederler kızları için. Renkleri ve desenleriyle çeyizi zenginleştiren güzelliktedir bu battaniyeler. Erkek anneleri bile battaniyeyi kız çeyizine katkı olması niyetiyle düşünüp tedarik ederler oğullarına. Belki evine misafirliğe gittiklerinde üzerlerine örtülecek örtüyü garantiye almak isterler, kim bilir? Kayınvalide mantığı bu, akla hayale sığmaz. Şaka bir yana, yeni kurulan evin eşyalarından biri de muhakkak battaniyedir.
Savaşta yaralılara, hastanede hastalara hatta otellerde müşterilere hep battaniye örtülür. Bilhassa yün battaniye, sıcak iklimde bile ısıyı ayarlama özelliğine sahiptir. Uyuyan insanı rahatlatır, korur. Yorgan gibi ağır gelmez, bedeni sarma işlevini kolayca yerine getirir. Savaşta kullanılır dedik, renginin koyuluğu ve taşımasının kolaylığı da buna sebeptir bence. Bir taşla birden çok kuş…
Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları!
Şiirini okurken, gecenin bir yarısı kaldırımlarda yapayalnız kalıp annesiz bir çocuk gibi korkan yolcuyu, üstünde hâki renkli yün bir battaniye ile hayal etmişimdir hep. Şiirin yazıldığı dönemde nevresimler yoktu, sadece beyaz çarşafla kaplanmış yorganlar mevcuttu. Ben bu yorganları gece yarısı sokaktaki kimsenin üstüne yakıştıramadım hayalen bile olsa. Berduşların, evsizlerin örtündükleri pasaklı, kir pas içindeki sefil yoganlar ise hiç mi hiç uymazdı kaldırımdaki yolcuya. En iyisi hâki renkli battaniye idi benim için. Anne sıcaklığını verecek yegâne eşya…
Annemin hastalığı sırsında onunla epeyce birlikte olma şansım oldu. Rüya yoluyla ahiret yurduna gideceğini anlayan anneciğim bana, onun ölümünden sonra neler yapmamızı istediğini söyledi. Bir nevi vasiyet. Tembihlerinden biri de vefatından sonraki geceyi evinde geçirme isteğiydi. Morga konmaya şiddetle karşıydı. Yere bir battaniye sermemizi, üstüne yeni bir nevresim örterek kendisini üzerine yatırmamızı vasiyet etmişti. Hatta başının altına ince bir de yastık tarif etmişti. “Benim başımda bekleyin. Uykusuz kalacaksınız ama ben sizin için çok uykusuz kaldım. Siz de bir gece benim için uyumayın!” demişti. Nurlar içinde yatsın, tıpkı tarif ettiği gibi yaptık, tüm isteklerini yerine getirdik. Anneciğimin rahat döşeğindeki son yaygısı da bir battaniye idi.
Battaniyeyle ilgili bir hatıram daha var. Bu hüzünlü bir hatıra. Annemin babası olan dedem defnedileceği gün gökyüzü âdeta delindi. Yağmur öyle çok yağdı, öyle çok yağdı ki sokaklarda çukurlar sularla doldu, seller aktı. Durmak bilmeyen yağmur kazılan kabir çukurunda birikiyor, bu suyu küreklerle boşaltıyorlar fakat bir türlü bitiremiyorlardı. Tahta koyuyorlar, su hemen tahtanın üstüne çıkıyordu. Onu kefeniyle suyun içine bırakmak da istemiyorlardı. Yağmur bir türlü dinmek bilmedi. Sağanak halinde yağan yağmur cenazeye katılan herkesi iliklerine kadar öyle ıslattı ki en sonunda kabrin içine bir battaniye yayıp sonra dedemi içine bırakmak zorunda kaldılar. Battaniye, son yolculuğunda mecburen ona eşlik etti.
BATTANİYE
Kar yağıyor, eskimiş şehrim boğuk havasından,
Çıkıp kendini beyaza bürüdü.
Kuşlar gitti, serçeler de öyle,
Bir portakal ağacı ilk defa mutsuz baktı bana.
Menekşeler o gece çok üşüyordu,
Battaniye istedim annemden hemen
Bembeyaz sokaklar içinde çocuklar,
Bir dünya dolusu mutluluğu,
Mutluluğu Allah’a döktü çocuklar,
Menekşeler ne güzeldi o gece,
Bir de çocuklar…
Menekşeler etrafında koşarken çocuklar
Çocuklar mutluluğun içinde üşüyorlardı,
Hemen koştum koştum, seslendim anneme,
-Anne tüm çocuklara ve menekşelere battaniye lazım”
Diyen şair de çocukların menekşeler gibi renkli, güzel ama aynı zamanda hassas ve kırılgan olduğunu ve battaniye ile korunmaları gerektiğini söylüyor bir şair hassasiyetiyle.
İnsan, hayatını devam ettirmek için başka insanlara ve eşyalara muhtaç. Bitkiler gibi toprak yeterli olmuyor, hayvanlar gibi açıkta veya bir çukurda yaşayamıyor. Barınması, beslenmesi, korunması, ısınması, eğitim alması vs. pek çok ihtiyacı var. İşte bu ihtiyaçların içinde battaniye, doğumdan ölüme kadar insanın yanında ve hizmetinde olan bir eşya. Böyle her ânımıza eşlik eden başka hangi eşyalar var, bilemedim.
Sımsıcak bir yuvada sıcacık muhabbetlerinize yumuşak bir battaniye eşlik ediyorsa gidin o battaniyeye bir kere daha sarının ve bu güzellikleri size bağışlayan Rabb’inize binlerce kez şükredin.
NURHAYAT ÖRENCİK
- UMURUMDA DEĞİL - 17.12.2025
- ETLİ PİLAV - 11.04.2025
- KAHVE - 16.02.2025
- TEBRİK KARTLARI - 20.01.2025
- BİLMECE - 15.01.2025
- SAKLAMAK - 20.05.2024
- SEN SUS KALBİN KONUŞSUN - 03.02.2024
- MÜTEKABİLİYET - 30.12.2023
- DİKEN-3 - 18.12.2023
- DİKEN-2 - 06.12.2023
- DİKEN - 30.11.2023
- ÇİÇEK - 02.11.2023
- TÖRE - 04.10.2023
- BATTANİYE SICAKLIĞI - 25.09.2023
- ZIR DELİ - 12.06.2023
