Gök mavisi denizin bereketinin kıyılara yansıması her dönemde aynı arzular aynı isteklerle farklı kültürler ve dokunuşlarda farklı tasvir edildi. Mesela Troya her dönem bereketli toprakların, kültürün, sanatın, zekânın ve aşkın merkezi olmasını bu buluşmaya borçluydu.
Çünkü; deniz duygular, deniz kültür, deniz yaşam, deniz ticaret, deniz her şeyin yolu oldu hep. Bu yüzden de tarihin en çalkantılı savaşlarına tanıklık etti. Denizin mavisi, zeytinin yeşili hep altın hükmünde idi.
Ah güzelim Troya neler yaşadı. Yandı yandı yandı… Küllerinden tekrardan var oldu. Yedi katman oldu, yedi kere yenildi, yedi kere yıkıldı. Denizden içeride, yeşilin en dibinde korumaya aldı kendini ama defalarca tahrip edildi, tekrar tekrar onardı kendini…
Zeytin dalları arasında Barış tanrılarından medet umup, tarihine hep Ares’in gölgesi düştü. Tanrılar kurdu kürsüyü verdi kararı… İstila edildi, insanları öldürüldü. Ama yenilmedi hiç, aşkın okları saplanınca kalbe, anladı ki aşkın açtığı yara en büyük katmanı olacaktı. Troyalı Paris kaçırmasaydı Helen’i İlyada ve Odysseia Destanı’na konu olmazdı. Kaçırdı ama bu sefer aşktan yıkıldı Troya. En acılı, en sancılı katmanını yaşadı. Katmanlarına aşkı işledi ilmek ilmek, denizine tutkuyu bıraktı salınması için yüz yıllarca, barışı bıraktı uçsuz bucaksız zeytin dallarına tomur tomur.
Derin uykulara daldı Troya, 5000 yılı aşan tarihiyle bugün yüzyılları aydınlatıyor. Biga yarımadasında devam ediyor efsanesi hâlâ. Antik kente varınca aldatmanın, riyanın vücut bulmuş hali Truva atı sizi karşılıyor, yüzyıllar ötesinden bir ders adeta. Sonra Pitoslar, tüm ganimetleri saklayan devler gibi. İlerledikçe deliceler arasında, ılık rüzgârlar geçer önünüzden, gönlünüzden. Ve Odeion ihtişamıyla dururken sapasağlam, en derin aşk tiyatrosu başlayacak az sonra sanırsın. Paris ve Helen… Hüküm vermiş tanrıların yolunu yaşarken. Kutsal alana ve tapınağa da merhaba deyince, tüm antik kent kapılarını tek tek çalıp bir soluklanmak gerek. Soluklanırken bu Efsaneler ve edebiyat kentini derin derin düşünmek, düşünürken de denizi hissetmek, sanatı anlamak, çağlara meydan okuyan aşka hakkını vermek gerek…
Bahar UZUN GÖZTOK
- KADIN - 07.03.2024
- İNSANIM BEN… - 18.12.2023
- YAŞASIN ÇOCUKLAR! - 08.11.2023
- HEPİMİZ DÜRÜSTÜZ… - 10.10.2023
- MEYDAN’DAN TÜNEL’E - 26.09.2023
- GÜZ YAPRAKLARI - 17.09.2023
- TROYA - 05.09.2023
- HIYAR TADINDA ÇİLEK… - 21.08.2023
- ŞİİR VE ŞAİR… - 01.08.2023
- SEVİ - 17.07.2023
- BEDESTENDEN AVM’YE YOLCULUK… - 07.07.2023
- BAYRAM COŞKUSU - 30.06.2023
- SABRETMEK… - 20.06.2023
- VODİNA CADDESİ - 11.06.2023
- BİR DOĞUM GÜNÜ KUTLAMASI… - 31.05.2023

Sanatsal olmasına rağmen çok açık anlaşılıyor , mükemmel yazılmış.
Sanatsal ve bilgi dolu bir yazı olmuş,emeğinize sağlık.