SEVİ

Her gönülde farklı oldu, her tavırda başka. Hayatımız boyunca doğru sevmek nedir onu aradık aslında. Annenin bebeğine olan sevgisi mi asıl olan yoksa Canın canana olan sevgisi mi? Nasıl anlatılır, nasıl yaşanır onu da bilemedik.

Bazen Cemal Süreyya’nın dizelerine sığındık “Sevmek ne uzun kelime” dedik. Bazen de Nazım Hikmet gibi “Sevmek mükemmel iş delikanlım” dedik. Belki de en çok Bozkırın Tezenesi’nin dediği gibi “Sevsem öldürürler sevmezsem öldüm” dedik. Ama illa ki sevmek dedik. Bu kadar sevda sözcüğünden kendi sevgimizi besledik.

Çoğu zaman sevdiğimiz bir hayaldi, sevgimiz gerçek. Hep kendi içimizdekine güvendik, sevilene uzak olduk. Bizim tohumumuzdu sulayıp, büyütüp, çoğalttığımız. Altın tepside sunulan bakıra bile razı geldik bir yudum sevgi için. Doğduğumuz andan, hatta ana rahmine düştüğümüz andan itibaren büyütüp beslediğimiz bu his, bize nasıl gösterildiyse ve nasıl öğretildiyse öyle tanıdık, bildik, kabul ettik. En eminimiz bizim sevimizdi.

Büyük sözlerin altında ezmeden, ezilmeden; incinip incitmeden sevmeyi beceremedik, kararında sevemedik. Ya eksik kaldık ya da hep eksik bıraktık. En çokta eksik bırakıldık. Yaşayamadıklarımızın var olan toplamından idealimizi yarattık. Sevginin tamamlamak, çoğalmak, çoğaltmak olduğunu bilemedik. Hakikat bir mayaydı biz onu besleyemedik. Bazen bakışımızdı mayamız, bazen tek bir sözümüz, bazen de gidişimiz… Ne anladık sevgiye dair emareleri, ne de anlatabildik tüm sınırsızlığıyla biçare…

Bahar Uzun Göztok

Bahar Uzun Goztok

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir