HEPİMİZ DÜRÜSTÜZ…

Eğer inanmaya kanalize ettiysek kendimizi, bunu besleyecek verilerimiz fazlasıyla mevcuttur bünyemizde. Yalanlar ve riyalar hep alanımız dışında kalır bu yüzden. Doğruluğun sanrısıdır inanmak. En insani ve değerli hissiyattır dünyada. Çünkü temelinde güven duymak ve güvende hissetmek vardır. Kendi ruhsal evrenimizi inançlarımızla var ederiz. Hele bu inanç, insanlar arasında olunca daha özel ve değerli bir anlam ifade ediyor. Çünkü insanın yapı taşında, temelinde güven koca bir kaya gibi durur. Bilmek ve inanmakta birbirine yakın, ama bir o kadar da birbirinden uzak bu noktada. Bazen en gerçek durumlar bile aksine inanmanın önüne geçemiyor bu hayatta. İnandığımız değerlerin aksinin gözler önüne serilmesi, insan ruhundaki en büyük depremleri yaratıyor. Çünkü güvenmemeyi bize, sonsuzca güvendiğimiz şeyler öğretiyor.

İnanmak bu yaşamsal döngüde başımıza gelen en anlamlı ve önemli duygusal alan. İnanmak su gibi, beslenmek gibi, güvende hissetmek gibi, hatta sarılmak ve huzur bulmak gibi bir şey. Aksini düşünmek ruhani dünyamızda bir boşluk, bir anlamsızlık ve bir bakışla evrendeki kara delikler gibi bizi içine çeken bir girdap. Bizi mevcut durumumuzdan başka bir noktaya götürecek her detay kırmızı çizgilerimiz oluyor.

Bu sebepledir ki, insanlarla olan ilişkilerimizin nirengi noktasında karşımızdakine inanmak ve güven duymak var. Yalanlar ve riyalar bu noktaların derin çatlaklarını oluşturuyor. Ve o çatlaklardan ruhumuza monofobik davranışlar sızıyor. Yalnızlaşmak ve bir başına kalmak bu değerleri yitirmenin sonucu hep.

Bu durum karşısında inançlarımız ve iknalarımız bizi bir kalkan, bir zırh gibi çepeçevre sarmalayıp, ruh dünyamızı güçlendiriyor. Ama gerçeklerinde er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir özelliği var bu hayatta. Ortaya çıktıkça depremler oluşuyor ruhumuzda evet. Ama yeni oluşumlar hep daha özenli ve dikkatli gerçekleşiyor sonrasında.

En sevdiğim repliktir; Ne diyordu Schindler’s List’te “Yalanlarımız ortaya çıkmadıkça hepimiz dürüstüz.” Buz dağının öteki yüzünü görmek gerekliyse görülür, yalan dağlarına çarpa çarpa düzlüğe çıkılır elbet.

Bahar UZUN GÖZTOK

Bahar Uzun Goztok

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir