O VE GECE

Gündüz ve geceyi yaratan Mevlâ, gündüzü her türlü sosyal faaliyet için yaratmış. Çalışmak, alış veriş, eğitim, okumak yazmak, dost ziyareti, ibadet, oruç… Geceyi ise insanlar dinlensin, yorgun bedenler sükûnete kavuşsun diye. “Sizin için geceyi bir örtü, uykuyu bir dinlenme, gündüzü de yeniden hayata uyanıp çalışmak üzere yeryüzünde dağılma vakti kılan O’dur.” (Furkan, 47) “Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde akl-ı selim sahipleri için pek çok delil ve ibretler vardır.” (Âl-i İmran, 190)

Kâinat, muazzam bir matematikle, çok ince hesaplı olarak yaratılmıştır. “Gece karanlığını yarıp sabahı ortaya çıkaran O’dur. O, geceyi bir dinlenme zamanı, güneş ve ayı da vakitlerin tespiti için birer hesap ölçüsü olarak yaratmıştır. Bütün bunlar, kudreti daima üstün gelen, her şeyi hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir.” (En’am, 96) Öyle bir hesapla yaratılmıştır ki evren, bu hesapta en ufak bir şaşma görülmez. “Ne güneş aya yetişip çarpabilir ne de gece gündüzün önüne geçebilir. Her biri, kendine ait bir yörüngede yüzer, gider.” (Yâsin, 40)

Gece dinlenerek, ailesi ve çocuklarıyla ilgilenerek vakit geçiren insan, sabah güneşin doğuşuyla kendi hayatını güzelleştirmek için rızkının peşinden koşacak ve günü en faydalı şekilde tamamlamaya uğraşacaktır. “Bir düzen içinde kendi yörüngesinde dönüp durmakta olan güneşi ve ayı hizmetinize veren ve gece ile gündüzü de faydanıza sunan yine O’dur.” (İbrahim, 33) “Uyuyup istirahat etmeniz için geceyi yaratan, işlerinizi yapabilmeniz için gündüzü aydınlatan O’dur. Şüphesiz dinleyip anlayacak bir toplum için bunda nice deliller vardır.” (Yunus, 67)

Eskiler “Gecenin hayrındansa gündüzün şerri evlâdır.” derler. Gece, karanlığı vesilesiyle karanlık işler yapanların kötülüklerinin kapısını da aralar. Aydınlığın olmayışı, sokakların ıssızlığı, insanların evlerine çekilmesi, karanlık zihniyetteki insanların ekmeğine yağ sürer. İstedikleri gibi at koştururlar gece boyunca. Hırsızlar, katiller, hainler, soysuzlar cirit atar sokaklarda; bunun için gecenin hayrına güvenmez insanoğlu. Kapısını kapatır, evinde istirahate çekilir. “Onlar, yaptıkları hainlik ve işledikleri günahları insanlardan gizlemeye çalışsalar da hayâ edip Allah’tan gizlemezler. Hâlbuki onlar, bilhassa gece karanlığında gizli gizli Allah’ın razı olmayacağı ihanet planları yaparken Allah onların yanı başındaydı. Zaten Allah, onların yaptıkları her şeyi ilmiyle kuşatmış durumdadır.” (Nisa, 108)

Yerleri gökleri yaratan ve hepsini insanın hizmetine veren Allah, kullarının yaptıklarından habersiz olur mu hiç? “Gecenin karanlığı, gündüzün aydınlığı içinde barınan her şey O’nundur. O hakkıyla işitendir, kemâliyle bilendir.” (En’am, 13)

O, kötülerin kötülüklerini bildiği gibi, iyilerin iyiliklerinden de haberdardır. “Bununla birlikte Ehl-i kitabın hepsi aynı değildir. İçlerinde iman edip doğruluktan şaşmayan istikamet sahibi bir topluluk vardır ki gece saatlerinde kıyamda durur, Allah’ın ayetlerini okuyarak secdelere kapanırlar.” (Âl-i İmran, 113)

Gecenin bir vaktinde uyanıp da Dost’u arayan, onu hoşnut etmek için çaba sarf eden kimse, elbette umarsızca uyuyandan farklı olacaktır. “Gecenin bir kısmında uyanıp sana mahsus bir ibadet olmak üzere teheccüd namazını kıl. Böyle yaptığın takdirde umulur ki Rabbin seni Makam-ı Mahmûd’a eriştirir.” (İsra, 79) Onlar, yani Dost’u arayanlar “Geceleri pek az uyurlardı.” (Zâriyat, 17) ve şöyle davranırlardı: “Gece gündüz usanmadan, ara vermeden Allah’ı tespih ederler.” (Enbiyâ, 20)

Mevlana şöyle der bir şiirinde: Bir gececik uyuma, ne olur/ Ayrılık kapısını çalma bir gececik/ Bir gececik dostların gönlü olsun/ Ne olur sabahı et bir gececik/ Bir gececik gözlerimiz seninle aydın olsun/ Kör olsun şeytan bir gececik/ Dünyayı güzel kokular sarsın bütün/ Karanlıklardan ışıklar aksın ovalara/ Sofrandakiler dirilsin bir gececik/…. Ve şu cümleyle bitirir şiirini: “Ne olur, bir gececik kapısını çalma ayrılığın.” Dostu bulmak çabasız olmaz, gafletle olmaz. Daima diri bir kalp gerektir.

“Dost’un yeri gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim.” Diyen Koca Yunus, çağdaşı Mevlana ile aynı fikri ifade eder.

İnsanı yaratıp onun kullanma kılavuzu olan Kur’an’ı Peygamberi vasıtasıyla indiren Mevlâmız, insanın en verimli şekilde hayat geçirmesi için gerekenleri de elbette söylemiştir. “Muhakkak ki gece ibadet etmek, kalp ve ruh üzerinde çok tesirli; okuma, okunanı dinleme ve anlama bakımından çok daha verimlidir.” (Müzzemmil, 6)

İnsanın fıtratı iyilik üzeredir. Şeytan ve nefsi kötülük yapmak üzere insana vesvese verir, zayıf itikatlı olanlar da bu vesvesenin ardından gider; kötülük yapar. Toplumda kötüler ve kötülükler arttığı müddetçe Allah’ın gazabı da artar. Bu sebeple çokça tövbe istiğfar tavsiye edilir. Buna uymayıp kötülüğe devam edilirse, dahası kötüler iyilerden katbekat çok olursa o zaman Rabbim azâbıyla uyarır. “Biz nice memleketleri helâk ettik. Geceleyin uyurlarken veya gündüz vakti dinlenirlerken azâbımız ansızın başlarına çöküverdi.” (Âraf, 4) Ve yine uyarır: “Yoksa o ülkelerin halkı, geceleyin uyurlarken kendilerine azâbımızın gelmeyeceğinden emin mi oldular?” (Âraf, 97)

Öyleyse bize düşen; uyarılara kulak vermek, daima iyilik üzere olmak, Allah’ın azâbından rahmetine sığınmak olacaktır. “Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın saatlerinde namazı dosdoğru kıl. Şüphesiz ki iyilikler kötülükleri giderir. Bu buyruklar, ibret ve öğüt almasını bilenlere bir hatırlatmadır.” (Hûd, 114) “Nefsini düşman bilenler/ Konar Tuba dallarına.” der Yunus Emre.

Âşık Veysel, “İki kapılı bir handa/ Gidiyorum gündüz gece.” diyerek hayatı iki mısraya sığdırmış. Doğumumuzla bir kapıdan girdik, çıkış kapısının mesafesini bilmiyoruz. Çok uzun yol giden de var, çok kısa sürede bitiren de. “O Allah sizi geceleyin ölü gibi uyutuyor, gündüzleyin ne yaptığınızı biliyor, sonra sizi belirlenmiş ecelin tamamlanması için sabah vaktinde uyandırarak yeniden diriltiyor. En sonunda dönüşünüz O’na olacak, O da size yaptıklarınızı bir bir haber verecektir.” (En’am, 60)

Rabbimiz Kitab’ında kendi Zâtına, Kur’an’a, meleklere, Allah yolunda koşanlara, kaleme, gökyüzüne, güneşe, aya, gündüze vs. yemin ettiği gibi geceye de yemin etmiştir. “Yemin olsun karanlığı ve her şeyi bürüyüp örttüğü zaman geceye.” (Leyl, 1) Geceye yemin edilmesi de düşündürücüdür. Yemin etmesinin sebebi kendi Zâtının yüceliğini bildirmek, verdiği haberleri kuvvetlendirmek, önemli varlıklar ve nesneler üzerinde tefekkürü teşvik etmek gibi sebeplerledir. Yemin edilen varlıklar kendi başına değerli değil, Allah’ın yaratmış olması itibariyle değerlidir, yücedir.

Kalpler ilâhî hakikatlerle ürperir ve duygu derinliğine ulaşırsa, kullar Cenab-ı Hak ile dostlukta bir merhale kazanacaklardır. Ne mutlu kalbinde dostluk tesis edebilene, yâr ile hemhâl olana!

NURHAYAT ÖRENCİK

Nurhayat Örencik

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir