Latince “miniare” kökünden türetilerek İtalyanca’ya; “miniature” , Fransızca’ya; “miniatür” biçiminde geçen minyatür kelimesi Osmanlı’da “nakış” sözcüğüyle karşılanmıştır. Batı’da minyatür, Doğu’da “nakış/minyatür” olarak adlandırılan bu sanatın en belirgin özelliği figürlerin ya da başka şekillerin perspektif/derinlik/üç boyut algısından uzak olması ve yerleştirmenin birbirini kapatmayacak şekilde dizayn edilmesidir. Detayların en ince ayrıntısına kadar işlendiği minyatür eserlerinde figürlerin büyüklükleri kişinin önemine göre belirlenir.
Konumuz olan Osmanlı minyatürlerinin ilk örnekleri başkentin Bursa’dan Edirne’ye taşındığı döneme tarihlenir ancak o dönemden günümüze maalesef çok az eser ulaşmıştır. Fatih’e kadar ciddi bir varlık göstermeyen Osmanlı minyatür sanatı Fatih’in sanata verdiği destekle güçlenmiştir. Erken dönem olarak adlandırılan bu dönemde Fatih, sarayında bir “nakkaşhane” kurdurmuş, başına da Özbek asıllı Baba Nakkaş’ı getirtmiştir ve İstanbul minyatür sanatının önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir. Dönemin bir diğer önemli nakkaşı da Venedik’e gönderilerek; eğitim alması sağlanan ve Fatih’in ünlü “gül koklayan” portresini yapan Sinan Bey’dir. Cerrahlık ve çeşitli hastalıkların tedavisi üzerine 140 kadar minyatür barındıran Cerrahiye-i İlhaniye de dönemin önemli eserlerindendir. Sultan II.Bayezit zamanında ise Türkmen üslubu güçlenmiştir ve ilk kez sultanın hayatından kesitler konu edilmiştir. Yavuz dönemine geldiğimizde; 1514 Tebriz fethinin getirisi olarak doğudan gelen sanatçılar, Osmanlı Minyatürünü etkilemiştir, yerli sanatçılarla yeni gelenler ortaya güzel bir sentez çıkarmıştır.

(TTK Kütüphanesi B.I/3731)
Klasik dönem olarak adlandırılan 16. yüzyıla gelindiğinde; öncelikle konu çeşitliliği göze çarpar. Fetihlerin, seferlerin, tahta geçiş törenlerinin, elçi kabullerinin, bayram kutlamalarının ya da sünnet şölenlerinin konu edildiği yenilikçi bir dönem olan 16. yüzyılda nakkaşhanede kültürel çeşitlilik de hayli fazlalaşmış, Türk, Arnavut, Boşnak, Çerkes, Gürcü pek çok sanatçı eserler ortaya koymuştur. Özellikle “şehname” adı verilen tarihi içerikli eserler ön plana çıkmıştır. 16. yüzyıl yani Kanuni Dönemi en önemli minyatür sanatçısı ise “Nasuh-el silahi al şehribi matrakçı” ya da daha kolay ve yaygın adıyla “Matrakçı Nasuh’tur.” Sanatçının en bilinen eseri ise 1534-36 tarihli Irak seferini konu alan “Beyan-ı Menazil-i Sefer-i Irakeyn”dir. Eserde İstanbul- Bağdat arası önemli yollar, menziller, kaleler, kentler hatta güzergâhın bitki örtüsü gerçekçi bir anlayışla tasvir edilmiştir. Yine Matrakçı, “Süleymanname” adlı eserinde Macaristan seferini konu etmiştir. Ağırlıklı olarak Estergon, Belgrad ve Budin’in resmedildiği eserde; 32 minyatür, 4 adet harita bulunmaktadır. Yine bu dönemde; Kanuni ve Barbaros portreleriyle tanınan, günümüz resim anlayışına yakın eserler veren “Nigari” namlı “Haydar Reis” önemlidir.
Ana hatlarıyla değindiğimiz 15. ve 16. yüzyıl minyatürleri için özetle denebilir ki; olayları gerçekçi bir üslupla ele alan minyatürler genelde zaferleri, fetihleri, devlet ve yönetimle ilgili olayları, eğlenceleri bilhassa saray ve eşrafının çocuklarının sünnet şölenleri ya da düğün eğlencelerini, resmigeçitleri, kısmen halkın ve esnafın da resmedildiği olayları ele almıştır. Yani aslında minyatür eserleri, dönemlerin zevk, beğeni ve genel özelliklerini sonraki kuşaklara aktarmıştır.
Kübra Yıldırım
- AKLIN UYKUSU CANAVARLAR YARATIR - 16.02.2024
- İHTİLAL-İ KEBİR - 18.12.2023
- LİBERTÉ, EGALİTÉ, FRATERNİTÉ/ÖZGÜRLÜK, EŞİTLİK, KARDEŞLİK - 29.11.2023
- DÜNYANIN EN ÇOK FOTOĞRAFI ÇEKİLEN KADINI - 03.09.2023
- YENİDEN DOĞUŞ - 21.08.2023
- TANZİMAT AYDINLARI VE FATMA ALİYE - 10.07.2023
- LALE DEVRİ’NDE MİNYATÜR - 11.06.2023
- ERKEN VE KLASİK DÖNEM OSMANLI MİNYATÜRÜ - 16.05.2023
- GÜÇLER DENGESİ - 28.04.2023
- HİTİT SARAY KADINLARI - 11.04.2023
- HER ŞEYİN BİR İLKİ VARDIR - 02.04.2023
