BİTTİ EYLÜLÜN SONBAHARI

Bu ne yitirilmiş ünlem, ne saçmalık, tonlarca yılgın kaybediş neden?
Biliriz ki güveneceksek de kaderimize, gayret yükleneceğiz epeyce,
Bu ellerle toprağımıza inanmadık mı tohumlar ekerken?
Yok vakit! Eksik kalsın yenilmişlik türkülerin, imkân var, kalk sadece!
Ziyan oldu bugün de, batıyor dakikalar, bahanelerin hep düzmece!

 

Yetti, sustur hecelerini, nefes olan umudu sana ettirmem ki ziyan,
Yarına koşacak ellerim doludizgin, sonunda elimde kalan tek şuan,
Elbet içimdeki dinç melodiyi çıkacak bir yerlerden duyan,
Sahne senin olsun ne de olsa bir tek sensin oynayan, yıkan, kuran!
Ben yelkenliyorum sıcak umutlu köşelere, kopmadan henüz tufan…

 

Yağmurun dövdüğü penceremde kuşlar var, bahar bu ya, işte sabah,
Oysa gece örtmüştük üstümüze, tek yıldızlar parlaktı, gece simsiyah,
Ne diye ötelemiştik umut etmeyi,  söylenip de eyvah!
Koştu geldi yeni gün, ısındı kocaman saksılarda, hayat dolu tezgâh,
Kanatları düş dağıtıyor ispinozların park bahçe gezip fersah fersah…

 

Kıyılarda dahi bekleyemem, daha seveceğiz, daha da güçlü, daha da içten,
Dünün tortularında gezinmeden, yeniden doğup sıfırından en tazesinden,
Kor olsun yol gözleyen vaatlerin, sen bana yeni öyküler ver!
Toprak çatladı, tohumlar boy verecekler, izle,  yorulduysan az dur nefeslen,
Kırılmayacak yüreğimiz, küsmeyeceğiz, karatma pencereni batsa da diken!

 

Bak bahar geliyor, bitti eylülün sonbaharı, bu neyin hazinliği şaşırdın mı sen?
Basıp gitmek istediğini bilirim, yüreğin üşüdü, vuruldun defalarca dizlerinden, 
Sandallara küsülür mü? Sahi, hiç yok mu suni dertlerine çaren?
Dar gelmesin kocaman yüreğine, tut inatla heveslerinden, kaçma ömründen,
Yakacaksan, karamsarlığı yak, elbet limana varılacak, yeter ki bana güven sen!

Tülay KARATAŞ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir